"Bir tane -insan hakkı ihlali- vardır,
o da kişiye farklı davranmaktır."
İoanna Kuçuradi
Haftanın Sorusu
DOLAYLI YOKSULLUK VERGİSİ
Barışı kaybeden ülkelerin, bir diğer ülkenin toprağına göz dikenlerin,
ülkelerini "kayıtsız şartsız" yönetebilmek için "güvenliği" bahane edenlerin,
güvenlik güçlerini oy potansiyeli olarak görenlerin,
silah tacirlerinin sözünü dinlemek zorunda kalanların...
Harcadığı her kuruş dolaylı yoksulluk vergisidir.
Bu vergiyi yoksul kalanlar öder, toplayanlar ise keyfini sürer.
Ne dersiniz?
Denizce
Çaresizseniz, çare "siz" siniz !
Çare için aşağıdaki satırları fare ile tarayın.
Omuz omuza, gönül gönüle ve daima birlikte,
ilkelerimizden ve hukuk devletinden asla ödün vermeden Denizce
Lütfen derhal bir Sivil Toplum Kuruluşuna üye olun.
Üye değilseniz hukuk çerçevesinde tepkinizi koyun,
koyanlara destek olun.
Haftanın Fotografı
Taş ötesi
Bir Kadın
Heykeltıraş: Gian Lorenzo Bernini
(Giovanni Lorenzo Bernini) (7 Aralık 1598, Napoli – 28 Kasım 1680, Roma),
17. yüzyıl Roma'sında, Barok tarzında çalışan bir heykeltıraştı.
Bernini bir heykeltıraş, ressam ve mimardır. Roma'daki eserlerin yaklaşık yüzde yetmişi Bernini'ye aittir. En çok bilinen eseri Dört Irmak Çeşmesi'dir. Ayrıca Santa Maria Della Vittoria Kilisesi'nin mihrap nişinde yer alan kompozisyonunun temeli Azize Theresa'nın dinsel duygular içinde kendinden geçişine dayanmaktadır. Vatikan şehrinin yapılarını o tasarlamıştır.Roma ve Vatikan şehirlerindeki eserlerin büyük çoğunluğuna sahip olmasının sebebi, büyük yeteneği sayesinde kilisenin himayesine girmiş olmasıdır. Dönemin devlet sanatçısı konumundaki Bernini, eserlerinin büyük bölümünü küçük maketler halinde tasarlayıp, kendi eğittiği veya keşfettiği genç çıraklara yaptırmıştır.
Ayrıca Dan Brown'un Melekler ve Şeytanlar adlı kitabında bir Illuminati üyesi olduğu iddia edilmektedir. Hatta Illuminati'nin gizli toplantı yeri olan Aydınlanma kilisesinin yerini eserleriyle belirttiği iddia edilmektedir. Doğanın dört mistik öğesi Toprak, Hava, Ateş ve Su her bir eserin temasıdır. Toprak eseri Habakkuk ile Melek heykelidir. Hava işareti St. Pietro meydanında bulunan Batı Rüzgarı adlı eseridir. Ateş işareti Azize Teresa'nın Vecdi heykelidir.
Son olarak su işareti ise Dört Irmak Çeşmesi'dir. http://tr.wikipedia.org/wiki/Gian_Lorenzo_Bernini
Her gün yüksek nitelikli müzik dinle... Müzik ruhun gıdasıdır.
Yaşamında şu üç şey hep olsun: Enerji, heyecan ve empati...
Dostlarınla birlikte oyun oyna.
Geçen yıldan daha çok kitap oku.
Günde en az bir defa başını kaldır, göğe bak...
Evrenin haşmetini duyumsa...
Uyanıkken hayaller kur.
Daha çok ağaçlardan ve bitkilerden beslen. Daha az yapay besin al.
Orman meyveleri, çilek, ceviz, fındık ye...
Yeşil çay ve çok su iç... ve her gün bir bardak şarap...
Mümkünse sevdiklerinle birlikte hayatın bir güzelliğine kaldır kadehini..
Her gün en azından üç kişiyi güldürmeye çalış.
Değerli vaktini dedikodular, olumsuz düşüncelerle, gelmiş geçmiş ve senin kontrolün dışındaki şeyler için harcama. Enerjini olumlu "şimdi" için kullan.
Hayat bir okuldur ve biz öğrenmek için buradayız. Problemler gelip geçen derslerdir. Onlardan öğrendiklerimiz hayatın geri kalan kısmında işe yarar.
Kahvaltını bir kral gibi, öğle yemeğini bir prens gibi, akşam yemeğini bir dilenci gibi ye.
Daha sık kahkahalarla gül, daima gülümse...
Dostlarını kucaklama fırsatını hiç kaçırma.
Yaşambirşeylerden nefret etmekle geçirilmeyecek kadar kısadır...
Kendini o kadar ciddiye alma... başkalarını da...
Her tartışmayı kazanmak gerekmiyor. Karşındakinin aynı fikirde olmadığını bilmek ve bundan ders çıkartabilmek de bir kazançtır.
Geçmişinle barışık ol, ki "şimdi"ni mahvetme.
Hayatını başkalarınki ile kıyaslama. Onların hayatlarında hangi yollardan geçtiklerini bilemezsin.
Mutluluğundan sadece sen sorumlusun.
Başımıza gelenler üzerinde pek değil, yaptıklarımız üzerinde daha çok kontrolümüz vardır.
Her gün doğaya ilişkin yeni bir şey öğren.
Başkalarının hakkımızda düşündükleri tamamen bizim kontrolümüz altında değildir.
Vücudumuzun ve onun mucizevi harikalarının kıymetini bil...
Unutma. Durum ister iyi, ister kötü olsun mutlaka değişecektir...!
İşimiz bizim iyi ve kötü günümüzü, üzüntü ve sıkıntılarımızı umursamaz.
Ama dostlarımız umursar. Onlarla iletişimi asla ihmal etme...!
Yararlı eğlenceli ve güzel olmayan şeylerden uzak dur...
Aranmakla zaman yitirme...
İhtiyacımız olan şeyler genelde yakınımızdadırlar...
En güzele, en iyiye henüz ulaşılamadı... O, gelecek.
Oturmasını, kalkmasını, giyinmesini bilmek ve diğerlerine yardım etmek de çok önemli şeylerdir.
Evinde, arabanda ve ofisinde dağınıklıktan uzak dur, düzenli ol. Hayatına daima yeni bir enerji girsin.
Aileni hep ara. Onları düşündüğünü belirt.
Her gün yatarken "Bugün yapabildiklerime şükür ediyorum" diyerek uyu.
Unutma. Strese girmeye hiç gerek yok. Yeterince dertlenecek o kadar çok şey var ki...
Eğlenceli yolculuklar yap... Başarılı olmak için fırsatları değerlendirmesini bil...
Asla had bildirme... Asla utandırma.
Bir olumsuz söz, söyletmese bile bin tanesini çağrıştırır.
Olumlu düşün, olumlu konuş. Özün, sözün ve eylemin bir olsun.
Denizce Atatürk'ün nutku elektronik ortamda onurla paylaşıma açmıştır
Dostlarınızla paylaşırsanız seviniriz.
Büyüklere Masallar
MASAL OLSUN DA GÜZEL OLSUN...
60 YILLIK MEKTUP
Buz gibi bir günde hızlı hızlı yürürken, birden ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm...
Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım..
Üç milyon TL çıktı.. Bir de buruşmuş, sararmış, eskimiş mektup...
Belli ki yıllardır, o cüzdanın içinde duruyordu. Zarf öylesine harap olmuştu ki. Sadece tepedeki "İade" adresi okunabiliyordu.
Mektuba bir göz attım. Bir ipucu bulma ümidi ile.. Birden tarihi gördüm..
1950... Mektup nerdeyse 60 yıl önce yazılmış. El yazısı belli, bir kadına ait.. Sol köseye bir çiçek resmi çizilmiş.
"Sevgili Mehmet " diye başlıyor mektup... ve
"Annesi yasakladığı için onu bir daha göremeyeceğini" anlatarak devam
diyor..
- "Ama sakın unutma, seni daima seveceğim" diye bitiyor..
İmza..Hatice !..
İçimden bir ses "Bul" dedi bana.. "Mektubun sahibini bul.."
Milyonlarca Mehmet var. Hangi birini bulacaksın ki.. Ama tepedeki "İade" adresi ipucu olabilir.
Telefonla 118 i aradım. Anlattım...
- "Bu adrese bağlı bir telefon varsa, bana verebilir misiniz" diye..
Sustu..Gidip müdürüne sordu...
- "Var ama, size vermem yasak.. Ama sizin adınıza bu numarayı arar,
sorarım. İsterlerse size bağlarım.. Lütfen bekleyin.."
Bekledim.. İki üç dakika sonra kızın sesi geldi.. "Bağlıyorum
efendim.."
Karşıdaki hanıma "Hatice diye birini tanıyor musunuz ? " diye sordum.
- "Bu evi, 30 yıl evvel, Hatice diye kızları olan bir aileden aldık." dedi.
- "Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.."
- "Hatice annesini bir huzurevine yatıracaktı. Oradan takip ederseniz, belki adresi bulursunuz.. "
Ve huzurevinin adını verdiler.. Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş... Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki oradan
bilirlermiş...
- "Bunların hepsi aptalca aslında" dedim kendi kendime..
İçinde sadece 3 milyon TL ve 60 yıl önce yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak için bunca zahmete ne gerek var ki..
Aradım numarayı.. Bir kadın çıktı orada Hatice isimli bir bayanın yaşayıp yaşamadığını sordum,
Ses "Evet, Hatice burada yaşıyor" dedi..
Gecenin saat 22 si ama hemen yola çıktım, Hatice yi görmek için..
Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl ışıl ..
Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip.. Derin bir iç çekti mektuba bakarak , sonra da "Genç adam" dedi,
"Bu mektup, Mehmet ile son kontağımdı.. Onu öyle seviyordum ki..
Artist gibi yakışıklıydı. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm diye annem kesinlikle izin vermedi.."
Derin bir nefes daha..
- "Mehmet GÜLTEKIN harika bir insandı. Eğer bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep.
"Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha.. "Ve onu hep sevdim.." İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden..
"..Ve hiç evlenmedim.. . Mehmet gibi birisini bulamadım ki.."
Hatice teyzeye teşekkür edip odadan çıktım. Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız :
- "Hatice Hanım yardımcı olabildi mi size?" dedi.
"Hiç değilse bunun sahibinin soyadını öğrendim" dedim.. Cüzdanı elimde sallayarak..
O sırada yanımda dikilip duran hademe bağırdı..
- "Hey baksana.. Bu Mehmet amca'nın cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten ,
Üç kere ben buldum, koridorlarda. ."
Mehmet sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım tekrar asansöre
Mehmet yatmamıştı.. Okuma odasında kitap okuyordu.. Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi.. Mehmet elini arka cebine attı, hızla..
Sonra sevinçle :
- "Evet bu benim cüzdanım" dedi...
- "Öğleden sonraki yürüyüş sırasında kaybetmiş olmalıyım.. Size teşekkür borçluyum.."
"Hiçbir şey borçlu değilsiniz" dedim..
- "Ama özür dilerim.. İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum..."
- "Mektubu mu okudun?.."
- "Sadece okumakla kalmadım.. Hatice teyzeyi de buldum.."
- "Buldun mu?.. Nerde?.. İyi mi?.. Hala eskisi gibi güzel mi..
Söyle, lütfen söyle.."
"Çok iyi.. Hem de harika" dedim, yavaşça..
- "Bana onun telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım.."
Elime sımsıkı sarıldı, O benim tek aşkımdı.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim, Çünkü bu mektup geldiğinde hayatım, anlamsal olarak bitmişti."
Gel Mehmet amca dedim, benimle.
Asansörle üçüncü kata indik... Odanın kapısı açıktı. Hatice’nin sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu...
Hemşire ona yaklaştı, omzuna dokundu...
Hatice teyze " dedi.. "Bu bayı tanıyor musun?.."
Gözlüklerini ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden..
"Mehmet" dedi,
Mehmet , kapıda, kısık sesle..
"Hatice Ben Mehmet. Beni tanıdın mı?.."
“Mehmet " diye yutkundu .
“Hatice "İnanmıyorum.. Bu sensin.. Benim Mehmetim .
Mehmet Hatice'ye doğru yürüdü yavaşça..
Sarıldılar. Hemşire hıçkırıklar içinde koridora attı kendini...
- "İşte ALLAH ın sevgisi de bu" dedim.. "Olacaksa.. Olur.
Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar. Pazar günü bir nikah var, huzur evinde gelebilir misiniz? Duyduklarıma inanamadım ,
Harika bir nikah töreni idi. Hatice ve Mehmet beni nikah şahidi yaptılar üstelik.
Hatice açık bej elbisesi içinde çok güzeldi.
Mehmet de lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı...
Huzurevi onlara, bir minik daire tahsis etti...
76 yaşında bir gelinle 79 yaşındaki bir damadı, 16 yaşında bir kız, 19 yaşında bir delikanlı havasında bir merasimdi,
gerçekten görülmeye değer bir tabloydu.
Tertemiz, tüketmeden sevince, yıllara inat, zamana inat, tüketmeyen , hatırası bile insanın içini ısıtan, eşsiz bir hatıra…
Gülsev Akın 'a teşekkürlerimizle
Haftanın Çizgisi
Her birinin katma değerini ve ülkenin geleceğindeki payını
Dağlara taşlara değil
Kalbime yazdım seni
Yel üfürür su götürür
Siler süpürür tüm izlerini
Yağmur kar fırtına
Oysa bendeki adın
He tazedir hep yeni
Bakar büyütürüm gözüm gibi
Soldurmam çiçeklerin
Boğdurmam ayrık otlarına
Dalını yaprağını
Kelebeklerle kuşlarla
Süslerim çevreni
Dağda taşta bulamazsın
Gönlümde ara güzelliğini
Erhan Tığlı
Erhan Tığlı'ya teşekkürlerimizle
-----
Ben yelkenci olmak istiyorum.
Başlarım ve başarırım. Sonrasında da Denizci olup özgürlüğümü dostlarımla paylaşırım..
Gün 24 saat yıl 365 gün
Diyenlere...
Denizce Kalitesinde
Yetişkinlere Yelken Eğitimi
Kendi Teknenizin Kaptanı olabilmek...
Doğadan işinize - evinize güzellikler taşıyabilmek için
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Güroymak’a “Norşin” deyip; MHP lideri Devlet Bahçeli de buna kızıp, “O halde İstanbul’a da Konstantinopolis deyin” diye sert çıkınca, medyada İstanbul’un adı üzerine bir tartışma başladı.
Bizim medyada “uzman” çok olduğu için her kafadan bir ses çıktı. Kimse meseleyi konunun gerçek uzmanlarına sormadı.
İstanbul hakkında en bilgili isim Semavi Eyice bakın ne diyor:
İstanbul’un eski adı olarak Byzantion (Latincesi, Byzantuim) adı bilinir ki, dilimizde kullanılan Bizans’ın da esası budur. Byzantion adının nereden geldiği kesin olarak anlaşılamamıştır.
Byzantion adının kökü olan Byzant kökünün sonundaki ‘ion’ ekinin Ege göçleriyle gelen Frikler ile ilgili olduğunun kabul edilmesine karşılık, Byzant kökünün sonundaki ‘nt’, eski yerli Anadolu dillerinde vardır.
Bütün ilkçağ boyunca Byzantion adı şimdiki İstanbul’un çekirdeğini teşkil eden şehrin adı olarak kullanılmıştır.
Şehir Roma İmparatorluğu’nun son zamanlarında I. Constantin (Konstantinos) tarafından 330’da yeniden kurulduktan sonra, buraya “İkinci Roma” anlamına gelen Detera Rome veya Yeni Roma anlamına gelen Nea Rome denilmiş ise de, şehrin adı kurucusunun adına izafeten Konstantinoupolis olarak yerleşmiş ve Batı dillerinin hepsi de bu esastan geçmiştir.
İstanbul adının ise nereden geldiği tam olarak aydınlanmış değildir. Eskiden yerleşmiş bir kanaate göre, Bizanslılar İstanbul’u adı ile değil, fakat büyüklüğünden dolayı sadece Şehir yani Polis olarak ifade ettiklerinden “şehre” demek istediklerinde “eis ten polin” (is-tin-polin) diyorlardı ki, bu terim İstanbul adının esası olmuştur.
Son araştırmalar şunu göstermiştir ki, İstanbul adı daha Bizans devrinde hiç değilse 11’inci yüzyılda yerleşmişti ve Türkler burayı bu adla tanıyorlardı.
İstanbul’un bunlardan başka zaman zaman ortaya atılmış, fakat tutunmamış bazı isimleri daha vardır. Türk döneminde buraya, daha çok sıfat olmak üzere Dersaadet, Deraliye gibi isimler de verilmiş ve resmi işlemler ile paraların üstünde Konstantinopolis’in Türkçeleştirilmiş şekli olan Konstantiniyye kullanılmıştır.
(Halil İnalcık’ın İslam Ansiklopedisi’nde yazdığına göre, Fatih Sultan Mehmed İstanbul’a, “Boğaz-kesen”, “El-basan”, “Böğür-delen” adını verdi. sy)
Konstantiniyye adı, Osmanlı döneminde Sultan III. Mustafa tarafından 1761’de yasak edilmesine ve yerine İstambol adının kullanılmasının ferman edilmesine rağmen yine kullanılmaya devam edilmiş; ancak Cumhuriyet döneminde kalkmıştır.
(İstanbul, Kültür Bak. Yay. Ankara 1993, s. 27)
Cem İşmen 'e teşekkürlerimizle
e-posta
"Denizce" her gün yenilenen bir Genel Kültür e-dergisidir.
Dünya genelinde 113.000 farklı yerde "Denizce" den alıntı yapılmış,
1492 Portekizli kaşif Kristof Kolomb, Bahamalara ayak bastı.
1870 Amerikan iç savaşında Güney orduları komutanı olan General Lee öldü.
1926 ‘Lotus’ davasına ait Türk-Fransız karar anlaşmazlığı, Cenevre Uluslararası Mahkeme’ye götürüldü.
1935 Opera sanatçısı Luciano Pavorotti doğdu.
1949 Alman Demokratik Cumhuriyeti kuruldu.
1968 19. Yaz Olimpiyat Oyunları, Mexico City’de açıldı.
1986 Çırağan Sarayı’nın onarımına ve bahçesinde yapılacak 5 yıldızlı otelin inşaatına başlandı.
1997 ABD’li şarkıcı John Denver öldürüldü.
13
Başkent Oluş Günü Şenlikleri - Ankara
Cahit Sıtkı Tarancı'yı Anma Günü - Diyarbakır
Dünya Konut Günü
54 Roma imparatoru I. Claudius, karısı Agrippina tarafından zehirlenerek öldürüldü.
1923 Ankara'nın Başkent Olmasına İlişkin Önergenin Büyük Millet Meclisi'nce Kabul Edilmesi.
1935 Türkiye Mason Locaları kapatıldı; locaların sahip olduğu emlak hükümete devredildi.
1944 II. Dünya Savaşı’nda Amerikan orduları Almanya’nın Aachen kentine girdi.
1945 New York-Kalküta hattının açılmasıyla Pan-Amerikan şirketinin ilk uçağı İstanbul’a geldi.
1946 Fransa’da IV. Cumhuriyet Anayasası referandumla kabul edildi.
1951 Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği güzellik yarışmasını Günseli Başar kazandı.
1956 Şair Cahit Sıtkı Tarancı öldü.
1959 Adnan Menderes, Manisa’da yaptığı konuşmasında ‘Vatan Cephesi’ kurulmasından söz etti.
1968 167 kişilik ilk Türk işçi kafilesi, Avustralya’ya uğurlandı.
1973 ‘Halikarnas Balıkçısı’ olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı öldü.
1987 Eski Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk öldü.
1990 Vietnam Komünist Partisi’nin kurucusu Le Duc Tho, Hanoi’de öldü.
1994 Halil Bezmen’e ait trilyonlar değerindeki antika, tarihi eser ve tablo, ABD’ye kaçırılmak üzereyken Mali Polis tarafından ele geçirildi.
1995 İngiliz fizikçi Joseph Rotblat ve içinde bulunduğu anti-nükleer grup, Nobel Barış Ödülü’nü aldı.
1996 Radikal gazetesi yayın hayatına başladı.
1997 Altın Koza Film Festivali’nde birinciliği Zeki Demirkubuz’un yönettiği ‘Masumiyet’ adlı film kazandı.
14
Havuç Festivali - Ankara /Beypazarı
Dünya Standartlar Günü
1808 Nizam-ı Cedid, Sekban-ı Cedid adıyla yeniden kuruldu.
1890 34. ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, Texas’ta doğdu.
1925 Türkiye’de ilk betonarme köprü, Menderes Nehri üzerinde yapıldı.
1926 İstanbul’da ilk resmi nikah, Şehremini (Belediye Başkanı) Muhittin Bey tarafından kıyıldı.
1927 İstanbul’da oynanan futbol maçında Türkiye Bulgaristan’ı 3-1 yendi.
1933 Hitler, Berlin’deki Nazi toplantısında Silahsızlanma Konferansı’na katılmayacağını ve Milletler Cemiyeti’nden ayrılacağını açıkladı.
1941 İstanbul Şehir Tiyatroları ‘Hamlet’i sahneledi.
1944 Mareşal Rommel, Hitler’in baskısı sonucu intihar etti; İngilizler Atina’ya girdi.
1960 Yassıada’daki yargılamalara başlandı.
1964 Siyah hakları savunucusu Martin Luther King, Nobel Barış Ödülü’nü kazandı.
1968 Apollo 7 ile ilk kez canlı bağlantı kuruldu.
1994 Nobel Barış Ödülü, FKÖ Lideri Yaser Arafat, İsrail Başbakanı İzak Rabin ve İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Perez arasında paylaştırıldı.
15
1917 Hollandalı dansçı Mata Hari, Almanlar için casusluk yaptığı iddiasıyla Fransızlar tarafından öldürüldü.
1927 Atatürk, tarihi “Nutuk”unu okumaya başladı
1928 Dünyanın en büyük hava gemisi Graf Zeppelin, 111 saatlik uçuştan sonra Almanya’dan Amerika’daki New Jersey’e ulaştı.
1934 Mao Zedung’a bağlı 100 bin kişilik birlik, Çin’in güneydoğusundan başlayıp kuzeydoğusuna kadar sürecek olan 10 bin kilometrelik ‘Büyük Yürüyüş’e başladı.
1937 Yeni harflerle basılan ilk kağıt paralar (5 lira) tedavüle çıkarıldı.
1945 Geçici Fransız hükümetinin Başbakanı Pierre Laval, kurşuna dizildi.
1946 Nazi savaş suçlusu Hermann Goering, öldürülmeden önce kendini zehirledi.
1952 Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından kabul edildi.
1961 Yeni Anayasa’ya göre ilk meclis ve senato seçimleri yapıldı.
1962 Uluslararası Af Örgütü Londra’da kuruldu.
1982 Yaşar Kemal, ‘İnce Memed’ romanıyla uluslararası ‘Del Duca’ edebiyat ödülünü kazandı.
1990 Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Mikhail S. Gorbaçov, Nobel Barış Ödülü’nü aldı.
1993 Nobel Barış Ödülü, Güney Afrika Devlet Başkanı De Klerk ile Afrika Ulusal Kongresi Başkanı Nelson Mandela’ya verildi.
16
Dünya Gıda Günü
1793 Fransız Devrimi sırasında, Kraliçe Marie Antionette asıldı.
1916 Margaret Sanger, ilk doğum kontrol kliniğini New York’ta kurdu.
1946 Nazi savaş suçluları Nürnberg davaları sonrasında asıldı.
1964 İngiltere’de İşçi Partisi iktidara geldi; yeni Başbakan Harold Wilson oldu.
1964 Çin ilk atom bombasını patlattı.
1979 Ünlü sinema oyuncusu Anthony Quinn istanbul’a geldi.
1981 Isparta Cezaevi’nden izinli çıkan Yılmaz Güney’in yurtdışına kaçtığı anlaşıldı.
1990 Sovyetler Birliği Cumhurbaşkanı Gorbaçov, ‘serbest piyasa ekonomisi’ne geçileceğini açıkladı.
1994 Almanya’da yapılan seçimlerde, Türk asıllı Alman vatandaşları Leyla Onur ile Cem Özdemir milletvekili seçildi.
17
Kurtuluş Günü - Çanakkale /Gökçeada
1448 Kosova Savaşı.
1916 Yönetmen Arthur Miller doğdu.
1924 Topkapı Sarayı müze olarak halka açıldı.
1933 Albert Einstein, Nazi Almanyası’ndan göçmen olarak Amerika’ya geldi.
1938 Atatürk ilk ağır komaya girdi.
1945 Juan Peron, Arjantin başkanı oldu.
1950 İlk Türk Tugayı, Kore’ye çıktı.
1951 Türkiye’nin NATO’ya katılmasıyla ilgili protokol, Londra’da imzalandı.
1957 Fransız yazar Albert Camus, edebiyat alanında Nobel Ödülü aldı.
1979 Hindistan’ın "Rahibe Teresası", Nobel Barış Ödülü’nü aldı.
1989 Kuzey California’da, Richter ölçeğine göre 7,1 şiddetinde bir deprem meydana geldi; 67 kişi öldü, 7 milyar dolarlık hasar tespit edildi.
18
Kurtuluş Günü - Adana /Saimbeyli
1867 Amerika Birleşik Devletleri, Alaska’yı Rusya’dan alarak topraklarına kattı.
1892 Chigago ve New York arasında ilk uzun telefon hattı açıldı.
1920 Türkiye Komünist Fırkası, Ankara’da resmen kuruldu.
1924 TBMM olağanüstü toplandı; bu toplantı Meclis’in yeni binasındaki ilk toplantı oldu.
1925 Türkiye-Bulgaristan Dostluk Andlaşmasının Ankara'da imzalanması.
1931 Thomas Alva Edison, Batı Orange’da (84) öldü.
1936 Atatürk, Ankara Hipodromu’nda at yarışlarını izledi.
1944 Sovyet ordusu, II. Dünya Savaşı sırasında, Çekoslavakya’yı işgal etti.
1971 İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, eşi ve kızıyla birlikte bir resmi ziyaret için Ankara’ya geldi.
1984 Doğu’da ‘Kıskaç Harekatı’ kapsamında 50 köyün boşaltılmasına başlandı.
Emre Işındağ'a teşekkürlerimizle
Haftalık Hava Tahmini
Kısa kısa:
Meteoroloji raporlarında sıklıkla kullanılan, rüzgar hızıyla ilişkilendirilen "Kuvvet" sözcüğü,
Beaufort'un (Bofor) tanımladığı rüzgar hızı aralığıdır. Aralıklar 1-12 rakamları ile ifade edilir. Rüzgar hız birimi "knot" tur
"not" olarak okunur = "dm/sa" denizmili / saat tir.
UV.. Ultra-Viole katsayısı 0=Güneşli 100=Çok bulutlu
y / o / a = Yüksek / Orta / Alçak 0 oC [m] = Sıfır derece izoterminin yüksekliği
mm/3sa = 3 saatteki yağmur miktarı