e-mail
    
 





Dost Köşesi
Ağız Tadı
Anı Köşesi
Besteciler
Boğaziçi Yalıları
Bulmaca / Oyun
Büyüklere Masallar
Çevre / Deprem
Fıkra Köşesi
Gezelim Görelim
Güncel
Güvenlik / Sağlık
Hukuk / Mevzuat
Kitap
Kültür/Sanat
Marinalar
Medya / Web / Link
Meteoroloji
Nerede Ne Yenir ?
Sigorta
Şiir Köşesi
Yazarlar-Yerli
Yazarlar-Yabancı
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

Sık kullanım

  Tüketilmiş Bir Nesil
 
 

 

Son günlerde liseli gençler arasında yaygınlaşan intiharlar nedeniyle, Üsküdar Amerikan lisesi 1994 mezunu Pınar Gedik'in Hurriyet'in pazar ilavesinde yer alan samimi ve dürüst açıklamaları sadece gençlerin değil, basta anne ve babalar olmak üzere herkesin kendisine dersler çıkarabileceği düşünceleri dile getiriyor. Konuyla ilgilenenlerin dikkatine sunulur.


Üsküdar Amerikan Lisesi 94 mezunuyum.
Bir suçlu bulma güdüsüyle çeşitli hedefler seçiliyor.
Aile, okul, ruh hastası bir grup genç, ya da kendilerine taktıkları isimle satanistler. Sorumluyu uzakta ararken, kimse aslında sorunun burnumuzun dibinde, yasadığımız hayatlarda,içinde yoğrulduğumuz düzende olduğunun farkında değil.

BENİM JENERASYONUM TÜKETİLMİŞ BİR NESİL

Biz oyuncaklar yerine a,b,c,d şıklarıyla süslenmiş, pembe test kağıtlarıyla geçirdik çocukluğumuzu. Yeşilliklerde koşmak yerine, kurslarda tebeşir soluyup, dışarıda olmayı hayal ettik. Masal yerine, Osmanlı tarihi okudu annelerimiz yatak ucumuzda. Ailelerimizin kenardan tezahürat yaptığı kıran kırana bir yarıştaydık çünkü. Biz yarışmayla büyüdük. Yarışmaktan, kazanınca bile vazgeçemedik. ''Akıllı çocuklar topluluğu'' olan ayrıcalıklı okullarımızda her şeyin en iyisini öğrenirken, diğerlerini aşağılamaya başladık. Parasız olana yer olmayan bu okullarda, ailelerinin varlıklarına göre gruplaştık. Aynı üniformaları giymemize rağmen ''etiketler''farklıydı. Dışlama, hor görme sinirsizdi. Biz akıllı ya da çalışkan bir nesil, paranın ve hırsın içinde büyüdük. Öyle kanımıza işlendi ki kazanma hırsı, kaybetmenin de bir ders olabileceğini unutup, dünyanın sonu olduğuna inandık.

AŞKA iNANMAYAN NESİLİZ

Sıradan hayatları hastalıklı bir kedi gibi görüp, sevmekten kaçtık. Pırıltılı, bol paralı, son model arabalı hayatlara tutunabilmek için bir diğerini hep rakip gördük. Biz tüketim toplumu olarak yetiştik. Giyebileceğimizden fazla giysi aldık. Üç kurusa yiyebileceğimiz yemekleri yarıştan düştüğümüz sanılmasın diye 10 kurusa satan şaşaalı restoranlarda yedik.

Sevmeyi zayıflık bildik.
Maddiyatın maneviyatı tüs ettiği düzen içinde, aşka inanmayan, romantizmden uzak bir nesil olduk. Mektupların yerini e-maillerin, yüz yüze konuşmaların, karşındakinin gözlerinin içine bakmanın ve dokunmanın yerini ''chat'' lerin aldığı bu devirde bilgisayar ekranlarımızı sihirli bir maske gibi geçirdik suratlarımıza.

Külkedisinin Prensin balosu yerine Laila'ya gittiği, Pamuk Prenses'in cücelerin boylarıyla dalga geçtiği bu zamanda, sevgiyi bulamadık, sevgi dolu da olamıyoruz.

BiRKAÇ YÜREK DÜŞTÜ iŞTE

Bu hissizlikten rahatsız olan birkaç hassas genç yürek de yok değil. Ama onlar da, ya çocuk yaşta mutsuzluğa yenik düşüp bir değişiklik yapamamanın acısıyla içlerine kapanıyor ya da böyle gelmiş böyle gider deyip sistemdeki yerlerini alıyorlar.

İnanın bana, 15-16 yaslarında bu çarpık düzenin farkına varmak, o genç insanin kaldırabileceğinden ağır bir yük. Genç ve gelecek nesilleri tüketen virüs, hepimizin içinde buyuyor. Eğitim sistemimiz de, ona alet olan anne babalarımız da bunun içinde. Ve hatta, bu yarışta koşup hızını alamayan, insanlığını unutup, başkalarının düzenlediği ''Matrix''vari hayatları yaşamakta olduğunu göremeyen bizler de bunun içindeyiz.

İçimizde doymayan bir açlık var.
Biz içimizde sürekli tınlayan boşluğu kuş tüyü yastıkla boğar, suratımıza kara kalemle gülücükler çizeriz.

BİZ MAALESEF KÜÇÜK ŞEYLERDEN MUTLU OLAMAYACAK VE BÜYÜK ŞEYLERDEN DE ÇABUCAK SIKILACAK KADAR DİKKATSİZCE YETİŞTİRİLMİŞ, TÜKETİLMİŞ BİR NESİLİZ. "

 

Pınar Gedik'e teşekkürlerimizle