Torunların tümünü, günümüzü ve geleceğimizi bağlar,
el kapılarında dilendirir.
Bu "ata" sözlerini kullananlar ve/ya bu şekilde davrananların
iyileştirilebilmeleri, ancak "Homurdanan-toplumdan",
"Eylem-toplumu"na dönüşülmesi ile mümkündür.
Denizce
Haftanın Çizgisi
Viktor-Zuev
Abdulla Sert'e teşekkürlerimizle
Haftanın Şiiri
EĞER...
Eğer, herkes kendini kaybedip seni suçladığı zaman, sen soğukkanlılığını koruyabilirsen;
Eğer, herkes senden kuşkulandığında sen kendine güvenip tüm şüpheleri hoşgörü ile karşılayabilirsen;
Eğer, sabırla bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan; ya da iftiraya uğradığında yalana yalanla karşılık vermezsen ve kin tutana kin duymazsan;
Eğer, düşlere kapılmadan düş kurabilir; düşünebildiğin halde düşüncelerin kölesi olmazsan ve aynı zamanda ne çok uysal olup, ne de çok akıllıca bir tavır ile konuşmazsan;
Eğer, ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir, ikisini de karşılayıp yüzleşebilirsen, ömür verdiğin şeylerin yıkılışını seyredebilir ve yılmadan onu yine kurmaya çalışırsan:
Eğer, iş işten geçtikten sonra da yüreğini ve bedenini bütün direncinle seferber edip, herkesin vazgeçtiği noktada sen amacına yönelebilirsen;
Eğer, herkesle birlikte olur da erdemli kalabilirsen ya da krallarla dolaştığın bir durumda, gururlanıp benliğini ve dostlarını unutmazsan;
Eğer, ne sevgili dostların, ne de düşmanların seni incitemezse ve kimseyi hem küçümsemez hem de kimseye bağımlı olmamayı başarabilirsen;
Eğer, her günün her saatini, her dakikanın her saniyesini iç rahatlığı ile yaşayabilirsen, bütün dünya senin olur yavrum...
ve o zaman artık "ADAM" olduğunu düşünebilirsin.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, ülkelerin birinde fakir mi fakir bir adam yaşarmış. Ülkenin yapısı gereği açlıktan ölmezmiş ama, gönlünün istediği bir yaşamı da hiç bir zaman sürdüremezmiş.
Çevresindekilerle konuşurken laf paradan açılmış. Sayılan sevilen bir bilgenin "Para parayı çeker" sözünü duyunca, yememiş içmemiş, para biriktirip, parayla para çekmeye karar vermiş.
Uzun lafın kısası bir altın lira biriktirince doğru padişahın hazinesinin penceresine gitmiş. Önce kalın demir parmaklıkların arkasında nerdeyse küçük bir dağ gibi çil çil altınları seyretmiş.
Parmaklarının arasında sarı lirası, uzatabildiği kadar kolunu uzatmış:
- "Geel, gel... Altınlarım bana geel...
diye seslenip dururmuş. Gelen giden olmayınca biraz daha uzanıp yakarmasını sürdürürken altın lira parmaklarının arasından kayıp padişahın altınlarının arasına karışıvermiş.
Adamcağız üzüntüsünden kahrolmuş. Bağrına taş basmış, evinin yolunu tutmuş. Tam yolda giderken karşısına saydığı sevdiği o bilge kişi çıkmaz mı?
Yana yakıla anlatmış derdini.
Bilge kişi:
- Ey oğul lafın sonunu iyi dinlememişsin. Para parayı çeker amma... büyük para küçük parayı çeker, sen bunu fark etmemişsin!
Hasan Yelmen'e teşekkürlerimizle
Alıntılarda "Denizce" yi hatırlamanız bizleri sevindirecektir.
Sosunun salata yapraklarına sinmesi için yaprakların sosu emecek konumda olması gerek. Ya bir santrfüj kabında veya bir kevgir kap içinde salatanın süzülmesi lezzete lezzet katar.
Takım çantanızı dörde ayırın. Mekanik, elektrik, günlük ve de bakım.
Denizce
SUYUN ANOMALİSİ
Cisimler soğudukça yoğunlaşır ve hacımları gittikçe küçülür. Su 40C sıcaklıkta en yoğun halini alır ve daha da soğutulunca yoğunluğu artacağına azalır, yani hacmı tekrar artmaya başlar. Su içeren besinlerin dört derece saklaması ömrünü uzatır.
Bu özelliğe aslında yaşamımızı borçluyuz.
Yoğunlaşan su dibe çöker ve böylece deniz ve göllerin dibi en düşük 40C olabilir ve donmaz, yaşam da böylece devam eder.
Ne dersiniz? Su hayat mıdır?
Denizce
OSMOS [1]
Osmos (ozmoz) yüksek yoğunluktaki bir sıvının (Sy) alçak yoğunluktaki bir sıvıyı (Sa) çekmesi halidir.
Ağzı yarıgeçirgenle (sadece bir yöne) kapalı bir tüpün içindeki yüksek yoğunluktaki bir sıvı, alçak yoğunluktaki bir sıvıyı çeker ve tüpteki seviye yükselir. Bu basınca da osmos basıncı denir.
Denizce
ON EMİR
EMİR 7 Gibi Yapma!
Verir gibi yapma...
Sever gibi yapma...
Yaşıyormuş gibi yapma...
Denizce
Diğer haftalara dönebilmek için Haftalıkyazısını tıklayınız