|
A.Haluk Işındağ
 |
8 Ocak 1950'de İstanbul'da doğdu. Babası tıp doktoru, annesi ev hanımı.
1957-61 yıllarında, İstanbul Belediyesi Klasik Batı Müziği Konservatuarı’nın piyano bölümüne devam etti. Rana Erksan, Ferdi Statzer, ve 1961-64 yıllarında Prof. Sommer'in öğrencisi oldu.
|
Orta öğrenimini İstanbul'da Avusturya Lisesinde yaptı. Yüksek eğitimine Viyana'da devam etti. Viyana Teknik Üniversitesi Makina ve İşletme Bilimleri Fakültelerinde lisans,
"Takım Tezgahları" ve "Yatırım Planlaması" konularında da yüksek lisans çalışmalarını tamamlayarak makina yüksek mühendisi ve işletmebilimleri uzmanı olarak 1976 yılında Türkiye'ye döndü.
Haluk Işındağ 1980 yılına kadar Türkiye'de profesyonel yöneticilik yaptı.
Çalışmalarına 1980-82 yılları arasında Avusturya'da devam etti.
1982-83 yıllarında TÜBİTAK ile birlikte yürüttüğü “Fındıklarda Küf ve Küf Kontaminasyonları” konulu çalışması ile Nato Bilimsel Heyeti ödülünü kazandı.
Yelken hakemliği ve Yelken-Balıkadam eğitmenliği de yapan Işındağ, Türkiye Yelken Federasyonu Eğitim bölümünde görevli, "Işın Sanayi Danışmanlığı" ve "Denizce" Internet yayımcılığında yöneticilik yapmakta, Deniz Harp Okulu yüksek lisans bölümünde “Esnek Üretim Planlaması ve Lojistik” eğitimi vermekte. İTÜ Denizcilik Fakültesi Dekan Danışmanı olarak görevini üstlenmektedir.
T:C.Başbakanlık Vizyon 2023 projesinde Ulaştırma ve Turizm Bölümlerinde ,
9. Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonunda da görevler aldı.
Çeşitli konularda araştırma ve makaleleri bulunan Haluk Işındağ evli ve iki çocuk babası
Önce
Lise yıllarındaki tiyatro heyecanı mı? Yoksa, dinleyeni de oyuna katıp, tek kişilik tiyatronun yalnızlığını giderip, gülmecenin keyfini birlikte yaşamak mı? Tam bilemiyorum ama, fıkranın yaşamımda hep özenli bir yeri oldu. Dağarcığımda birikenleri dostların tatlı ısrarı ve desteğiyle yazmaya karar verdim.
Yazı; vücut dili tonlama ve şiveden yoksun bir anlatım biçimi. Sevgili Murat Dikmen’in “mpeg” düzeninde “Sesli Derleme” önerisi bana yazıdan daha sıcak geldi ama; bu çözüm de, tiyatro ve oyun gücünden yoksundu ve birtakım paylaşım zorluklarını beraberinde getiriyordu.
Fıkraların oluşum biçimi de, en az fıkra kadar keyifli. Bundan sonraki beraberliğimizde çevre koşulları ve dinleyenlerin fıkra kadar esprili katkıları da bizlere hep eşlik edecek.
Fıkra biriktirme ve onu oynama merakım, fıkra anlatmayı pek seven babamın çevresine yaymış olduğu o çok özel ve bana göre tılsımlı havadan kaynaklanmakta. Belki de bu oyunun içindeki oyun da, birbirini çok seven iki dostun bu vesile ile buluşması.
Bu derlememi tüm dostlara, dostluklara, sevenlere ve paylaşmayı bilenlere adıyor ve kalın sağlıcakla diyorum.
|