|
"Adnan Bey'in sesinde gençliğinin hayıflanmış hatıralarına dönmek isteyen arzulu özleyiş vardı. Bahar sabahlarında kısrakları ovaya salan kahyanın cakalı yürüyüşünü hep hayranlıkla hissetmiş, bu kısrakların sırtında sınırsızlığın hazzını duymak istemişti. Beyaz kısrağın taze bir kız gibi ovada salındığını gözlerinin önüne getirdi. Bu kısrağın gözlerinde mor bakışlı şafakların billur kaselerini gördüğünü söylerdi.
(...)
Kısrakların zorla ahırlara konuluşunu hala içime sindirebilmiş değilim. Hürriyete susamış yelelerin nasıl savrulduğu gözlerimin önünden hiç gitmedi. Hürriyet tutkunluğumun ilk heyecanını o ovalarda şahlanan yorgun mayısın kısraklarından almıştım."
Yılmaz Karakoyunlu’nun bu son romanını koyu bir hüznün lezzetiyle okuyacaksınız. Karakoyunlu, bu defa Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına ve o yılların önemli kişilerinin hayatlarına ışık tutuyor. Her gün can alan verem hastalığının, bitimsiz savaşların, yoksulluk ve yoksunluğun dehşetini içimize salarken, Çakırbeyli Adnan’ın, Üsküplü Yahya Kemal’in, Selanikli Celile ile oğlu Nâzım’ın, Berin’in, Ayhan’ın, Piraye’nin öykülerini olanca açıklığıyla dile getiriyor. Özel yaşamların henüz kamuya mal olmadığı zamanların siyasetle sarmalanmış büyük aşklarıyla gözlerimizi kamaştırıyor.
Bütün insanî zaaflarıyla "Gazi Hazretleri"ni, "başvekil"i, "cumhurbaşkanı"nı anlatırken onların nezdinde genç Cumhuriyet’in geniş bir panoramasını da çiziyor. Bugün hâlâ tartışılan “o yıllar”ın en önemli şahsiyetlerini o çok özel koşullarında değerlendiriyor.
"Yorgun Mayıs Kısrakları"nın her bölümüne genç şair Nâzım Hikmet ile üstat Yahya Kemal’in şiirleri eşlik ediyor; Çakırbeyli Çiftliği’nin özgürlük simgesi yorgun mayıs atları, kızıla boyalı bir fonda, dörtnala mahşere koşuyor.
Yılmaz Karakoyunlu
Öğretmen bir anne ve avukat bir babanın oğlu olarak İstanbul’da doğan (1936) Yılmaz Karakoyunlu, liseyi Diyarbakır’da okudu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdikten sonra (1960) bir bankada müfettiş yardımcısı olarak çalışmaya başladı. 1963’te müfettiş oldu ve üç yıl sonra Devlet Planlama Teşkilatı’na girdi. Lisansüstü öğrenimi için ABD’ye gönderildi (1969), doktorasını İstanbul Üniversitesi’nde tamamladı. Sabancı Holding’de, Kanal D televizyonunda ve Tekstilbank’ta çalıştı. Daha sonra Anavatan Partisi’nden İstanbul milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Tiyatro Yazarları Derneği üyesi olan Karakoyunlu, "Sabah" gazetesinde köşe yazıları da yazdı.
İlk romanı "Salkım Hanım'ın Taneleri"nde İkinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul’daki ticaret sermayesinin el değiştirmesini ve bu süreçteki ahlakî ve kültürel yozlaşma ile Varlık Vergisi uygulamalarıyla güç duruma düşen azınlıkların dramını işledi. "Üç Aliler Divanı", Atatürk’e yapılan suikastı ve Cumhuriyet'in kurucu kadrolarıyla İttihatçılar arasındaki hesaplaşmayı, "Güz Sancısı"nda ise İstanbul’da 1955 yılında yaşanan 6-7 Eylül Olayları’nı romanlaştırdı.
| 1992 |
|
Güz Sancısı |
|
Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü |
| 1991 |
|
Üç Aliler Divanı |
|
Türkiye Yazarlar Birliği "En İyi Tarihî Roman" Ödülü |
| 1990 |
|
Salkım Hanım'ın Taneleri |
|
Yunus Nadi Roman Ödülü |
|