|
“Turgut Tülümen, İran devrimini, Türkiye temsilcisi olarak Tahran'da yaşadı. Demek ki bu kitap bir ilk elden şahitliktir. Sonra da diplomatik kariyerinde bu devrimin çalkantılarını takip etti ve üzerinde düşündüklerini de yazdı. Yaşadıklarımızın kısa zamanda 'Tarih' oluverdiği şu günlerde bu yazılanların ne kıymetli bir şahitlik olduğunu okuyanlar takdir edeceklerdir.”
Önsöz
İran İhtilali'nin İslam ülkeleri ve toplumları üzerinde derin izler bıraktığı açıktır. Bu izlerin ne derece kalıcı olacağını zaman gösterecektir. Böyle bir ihtilalin oluşumu sırasında Türk Büyükelçisi olarak İran’da görev yapmak kuşkusuz meslek hayatımın en ilginç bölümünü oluşturmaktadır. Bu yıllara ait düşünce ve izlenimlerimi yazmayı hep düşündüm. Önümde iki seçenek vardı. Konunun önemi dolayısıyla, elimdeki tüm bilgileri kamuoyuna bir tür referans kitabı şeklinde aktarabilir, düşünce ve değerlendirmelerimi ise, gelecek tepkilere göre, daha sonra kaleme alabilirdim. İkinci seçenek ise, ayrıntıları bir kenara iterek, genel bir değerlendirme yapmak olabilirdi.
Önce birinci seçeneği denedim. Herkes tarafından kolaylıkla okunamayacağı ikazını alınca ikinci yolu seçtim. İran ihtilali ve bunun bir ürünü olarak kabul edilen köktendincilik üzerinde daha çok konuşulacak ve pek çok yayın yapılacaktır. Bununla beraber, herşeyin temelinde ihtilali oluşturan şartların ve bu ortamda filizlenip gelişen görüşlerin yattığı unutulmamalıdır.
İhtilalin bir ideolojisi yoktur. Ancak, Ayetullah Humeyni’nin, rejime karşı direnişe geçtiği günden beri, kafasında değişik bir düzenin kaba yapısını oluşturduğu, ihtilali izleyen tutumundan anlaşılmaktadır. Bununla beraber, görüşlerinin aynen uygulamaya konduğu söylenemez. Yönetici kadronun görüş ve yorumları ile Humeyni'nin direktifleri devamlı bir etki-tepki ortamı yaratmış, sokağa hakim olan dilediği sonuca ulaşmıştır.
Şii anlayışında mevcut taklit müessesesi, halkı etkilemek yönünden Humeyni'nin işini kolaylaştırmış ve elinde fiziki bir güç bulunmadığı halde, görüşlerinin ana çizgisini kabul ettirmesini bilmiştir.
Bu nedenle İran ihtilali Batı'yı hazırlıksız yakalamıştır. Petrol fiyatlarının birden yükselmesinin yarattığı ekonomik şokun üstesinden gelebilmek için, petrol üreticisi ülkelere yönelik döviz akımını nasıl durdurabileceği arayışına giren sanayileşmiş ülkeler, tam ihracatlarını diledikleri düzeye çıkardıkları bir sırada İran ihtilali ile karşılaşmışlardır. İran’ın en zengin dönemine rastlayan bu ihtilalin nedenleri hakkında Batı’da yapılan değerlendirmelerin yeterince objektif olduğunu pek sanmıyorum veya ben rastlamadım. Kendi kitabımın da tüm gerçekleri yansıttığını iddia edecek değilim. Bununla beraber, İran ihtilali üzerindeki çalışmalara katkısı olacağını umuyorum.
Saygılarımla.
Turgut Tülümen Özgeçmiş İçin Tıklayınız 
|