|
Okurken sadece Hürriyet'te değil, AKP döneminde medyanın büyük bölümünde yaşanan akıl almaz değişikliği, gazeteciliğin nasıl iktidar çizgisine çekildiğini, bazı büyük işadamı patronların ve onlardan emir alanların hükümetten nasıl korktuğunu göreceksiniz. Anlatılan olayların tümü gerçek ve belgeli.
Emin Çölaşan'ın öteki kitapları gibi bunu da bir solukta okuyacak ve bazı acı medya gerçeklerinin içyüzünü, perde arkasını öğreneceksiniz...Ve şaşıracaksınız!
Muhalif yazıları sebebiyle Hürriyet'ten kovulan Emin Çölaşan gazeteden çıkartılış öyküsünü "Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi" isimli kitabında yazdı.
Çölaşan'ın 210 sayfalık kitabında bulunan bazı ilginç konu başlıkları şöyle:
v Aydın Doğan'dan "fırça" mektubu Kitaptaki en önemli bölümlerden biri de AKP’nin 8 aydır iktidarda olduğu 24 Temmuz 2003’te Aydın Doğan’ın Çölaşan’a yazdığı mektup. “Sevgili Emin” diye başlayan ve “Gözlerinden öperim” diye bitirdiği “fırça” mektubunda Aydın Doğan kibarca şu uyarılarda bulunuyor:
“... Bugün denizde yüzerken iki önemli arkadaşım bana şu suali sordu: ‘Yahu Emin Çölaşan yıllardır İ. Melih’i yazar, onun fakir çocuklara dağıttığı 150 futbol topunu. Herkes Emin Bey soyguncularla hiç uğraşmıyor’ diyor. Tabii cevap vermekte zorlanıyorum. Evet Emin, 25 yıl sonra sana böyle bir mektup yazmak durumunda kaldım...”
v Bekir'i iplemiyorlar
Ertuğrul Özkök hep arkadan vuruyordu. Bana dokunduran köşe yazıları yazıyordu. Hükümet aleyhinde yazmamamı istiyor ‘Beni çarmıha germe’ diyordu. Beni kimin şikayet ettiğini sorup Tayyip mi dedim. ‘Yorum yok’ cevabını verdi. Peki Bekir Coşkun’u da şikayet ediyor muydu hükümet. Özkök ‘O mizah uslubu ile yazdığı için kimse iplemiyor’ dedi. TRT’yi dolandırdığı Yargıtay kararı ile sabit olan Mehmet Ali Birant aleyhinde de yazmamam isteniyordu.
v Ben cambazım
Ertuğrul bir gün bana ‘Ben gazeteci değilim, cambazım ve jonglörüm’ dedi. Hürriyet’i yönetmek için cambazlık yaptığını, beş topu havaya atıp tutarak jonglörlük yaptığını anlatıp şunları söyledi: ‘Ben rüzgarın karşısında kavak ağacı gibiyim. Rüzgar nereden eserse o yöne eğilirim. Patronla uğraşıyorum, kızıyla damadıyla uğraşıyorum. Yediğim fırçaların haddi hesabı yok. Hangisine dert anlatacağımı şaşırıyorum. Hükümeti az yaz. Hiç merak etme biz bu iktidarla er veya geç papaz olacağız. Zamanı gelecek. Biz onlara dünyaya dar edeceğiz. Kimse merak etmesin.’
v Fethullah ve Perinçek
v Yolsuzluk Dosyası
v Emine Hanım
v Votka, şarap muhabbeti
v Beni de kovacaktı
v İntihar edeceğim
v Kırılma noktası
v Çölaşan'a sunulan üç seçenek
v Sezer'le karşılaşma
v Simavi telefon edip dert yandı
v Tekelleşme muhalefeti bitirdi
v Abdullah ılımlı, bizi anlar
|