Denizce
  e-mail    
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe Mutlu Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

Dost Köşesi       

  Sahip Akosman  / Merak Ettiğim Konular
 

Sahip Akosman'ın derlemiş olduğu
"Merak Ettiğim Konularla İlgili Sorular ve Bulabildiğim Yanıtları"
isimli iki ciltlik eserinden birinci cildi maalesef tükenmiştir. Bu köşede, özellikle birinci cildinden örnekler vererek hem keyifli bir birlikteliği, hem de tatlı bir baskı oluşturarak kitabın tekrar basımını amaçladık.
Kitapların başındaki alfabetik dizin, merak edilenin bulunabilmesi için büyük kolaylık.
Örnekleri zamana yayılı biçimde aktaracağımızdan, yayınlanma tarihini belirterek izleyenlere kolaylık sağlayacağımızı düşündük.

                                                                                          Denizce
                                                                            

                                                                                                                        25.01.2002

 

28.06.2005

Pırlantanın kalitesini belirleyen başlıca özellikler nelerdir?

 

Pırlantanın kalitesini belirleyen dört özellik vardır Bu özellikler, kısaca 4C diye bilinir..

C'ler, İngilizce Cut, Color, Clarity ve Carat kelimelerin baş harfleridir. Türkçeleri sırayla. Kesim, Renk, Berraklık ve Karat ağırlığı'nı ifade eder.

Cut/Kesim: Pırlantanın kesimi ve cilası çok önemlidir. Kesim ne denli iyi ise, pırlantanın parlaklığı, ışıltısı ve kıvılcımı o denli artar. Doğru oranlarda kesilmiş bir pırlantanın, bir yüzeyinden giren ışık diğer yüzeyinden yansır ve dağılarak "taç" denilen üst düzlük kısmından yayılır.

Color/Renk: Pırlantanın çoğu renksiz gibi görünürse de, aralarında belli belirsiz ton farkları vardır. En değerli pırlanta en renksiz olanıdır. Renk farkları, yüksek ısı ve basınç esnasında, nitrojen ve bor gibi maddelerin pırlantanın kimyasal yapısına nüfus edip karışmasından oluşur. Renksiz pırlanta yok denecek kadar azdır. "Fantazi" adı verilen makbul pırlanta renkleri, kırmızı, pembe ve mavi olmakla beraber, doğada hemen her renkte pırlantaya rastlamak olasıdır. Pırlantada en çok rastlanan renk sarı, ya da kahverengidir. Makbul olmayan bu renk, nitrojen partiküllerinin çokluğundan oluşur.

Clarity/Berraklık: Pırlantanın berraklığı, yapısı içinde bulunan yabancı maddelerin ne ölçüde bulunduğuna bağlıdır. Bunlar, taşın kristalleşme süresinde içine karışan yabancı minerallerdir. "Pike" adı verilen yabancı maddelerden meydana gelen bu lekeler, pırlantanın yaşı hakkında da bir ipucu verir. Pikelerin sayısı, rengi, yapısı, büyüklüğü ve konumu, pırlantanın berraklığını belirler. Pikesiz pırlanta bulmak çok zor olduğundan pikesi en az olan pırlanta, "kusursuza yakın" sayılır.

Carat/Karat Ağırlığı: Pırlantanın ağırlığı Karat ile ölçülür. Günümüzde l karat 0.2 gramdır. Her karat 100 eşit puana bölünür. Örneğin, bir çeyrek karat 25 puandır ve 0.25 biçiminde yazılır. Karat ağırlığı, pırlantanın kalitesini etkilemez, yalnız iriliğini ifade eder.
 

Cadde ve sokaklardaki yol altı geçitlerine inen rögar kapakları, neden oval, dörtköşe veya dikdörtgen değildir de çoğunlukla daire biçimindedir?

 

Rögar kapakları, oval, dörtgen veya dikdörtgen biçiminde yapılsaydı, belki rögarın içine inmek veya rögardan çıkmak isteyen kişinin vücut yapısına daha da uygun olabilirdi. Ancak o zaman, kapağı açmak veya kapamak isteyen kişi, dikkatsiz davranır da kapağı biraz yanlamasına döndürüverirse, kapak delikten aşağı düşüverirdi.

Bu nedenle rögar kapaklarının, ne tarafa döndürülürse döndürülsün, delikten içeriye düşmemeleri için, daire biçiminde yapılmaları tercih edilmektedir.

 

Tavalarımızın iç yüzeyini kaplayan ve içinde pişirilenin tavaya yapışmasını önleyen sihirli madde "Teflon" nedir?

 

Teflon (polytetrafluoroethylene) 6 Nisan 1938'de, buzdolaplarında ve soğutucularda kullanmak üzere, zehirsiz yeni bir soğutucu gaz aramakta olan Amerikalı Roy Plunkett tarafından bulunmuştur.

Plunkett, çalışmaları esnasında aradığı gaz yerine, bir hata sonucu macunumsu, şeffaf olmayan, o güne kadar rastlanmamış kayganlıkta dayanıklı bir madde elde etti ve bu maddeye teflon ismi verildi. Ancak bu buluş, 2'nci Dünya Harbi'nin hemen arifesinde gerçekleştiği için askeri bakımdan önemli bir madde olabileceği düşüncesiyle 1946'dan önce insanlığın hizmetine giremedi.