|
Yılmaz Dağcı
Güney Avrupa: BULGARİSTAN !!!??...
|

|
Evet yanlış okumadınız komşumuz Bulgaristan Avrupa Birliğinin GÜNEY Kıyılarında imiş !!!..
Dahası da var: Varna limanının biraz güneyinde AVREN kasabası Belediye Başkanı Krasimir Todorov Belediyeye ait 300.000 metre karelik bir araziyi satışa çıkarmış ve 30 kadar şirket almak için sıraya girmiş !
Sayın Başkan Todorov malını o kadar güzel allayıp, pullayıp pazarlıyor ki Bahama adaları da, Fransız Riviyerası da bu satılık arazinin yanında solda sıfır kalıyor… Önde denize uzanan altın kumsal bir plaj, arkada koruma altında bir devlet ormanı… içinde her derde deva doğal sıcak su ! Benzeri bir yer zaten Karadeniz kıyısında yokmuş !
|
İşin en güzel tarafı bu iddiasını Avrupa Birliği ülkelerine kabul ettirmiş olması !
Sayın Todorov; Bulgaristan 2007 yılında AB üyesi olduğunda fiyatlar daha da artacak onun için elinizi çabuk tutunuz, araziden isterseniz tatil köyü, sayfiye evleri, alış-veriş merkezi, marina yaparak, isterseniz AB’nin termal kaplıca sağlık merkezine dönüştürerek yararlanınız, arazinin değeri de geçen her gün biraz daha artacağından büyük kar sağlayınız diyor !
Evet bütün bunlar şaka değil... Dünyanın en ciddi gazetelerinden Financial TIMES’ın Cumartesi 18.Mart.2006 tarihli baskısının 13ncü sayfasında !
Bu ilanı gördükten sonra yat turizminin Karadeniz’e kayacağına inancım bir kat daha arttı ve iyi ki bu yıl 8-11 Eylül 2006 günlerinde bir ilke imza atıyor ve ülkemizde Uluslararası :
“Karadeniz’de Yat Turizmi ve Çevre” konulu bir sempozyuma hazırlanıyoruz dedim.
Acaba bizler mi sahip olduğumuz kıymetleri bilmiyor, Karadeniz çok kuzeyde, iklim sert, sezon kısa, deniz daima dalgalı orada marina, tatil köyü v.b. yapılmaz gibi ön yargılı çok yanlış bir görüş sergiliyoruz; yoksa “Komşu” son derece akıllı bir taktikle bile bile lades mi diyor?
Nasıl oluyor da bizim Karadeniz kıyılarımız Kuzeyde, bizden çok daha Kuzeydeki Bulgaristan kıyıları Avrupa’nın Güneyinde ve turizm için ideal bölge??? Geçerli olan Albert Einstein’ın izafiyet (relativite) teorisi mi yoksa iyi pazarlama tekniği mi?
Bilemiyorum ancak yat turizminin Karadeniz’e gelmeye başladığı kesin, çünkü;
1. AB parlamentosu kararları 2008 yılından itibaren Avrupa su yollarında her tür aktiviteyi destekliyor, sorunları ortadan kaldırıyor. Sadece Hollanda nehirler ve kanallarda daha rahat seyir edilebilmesi amacı ile bütçesine 35 milyon Euro koydu…
2. Avrupa’nın bir ucundan diğerine örneğin İngiltere’den Karadeniz’e gitmek için su yollarındaki sınırlar, gümrük kapıları, pasaport kontrolleri kalkıyor ve 12 ülkenin değil sadece 1 ülkenin AB’nin nehirlerinde/kara sularında gezilecek.
3. Karadeniz doğal güzellikleri, kültürel mirası, çay, fındık v.b. ürünleri ile son derece enteresandır. Artık bizler de:
Serttir, soğuktur, turist sezonu çok kısadır, denizleri daima dalgalıdır gibi negatif ön yargıları bırakıp:
Karadeniz’in hakkı ile tanınmamış olmasını bile büyük bir avantaja döndürmeye çalışsak, halen “kapalı bir kutu” dur bu durumunda dünya denizciliğinde çok olumlu bir merak yarattığını deniz severler için yeni, cazip, heyecan verici, değişik örf ve adetlere zengin flora ve faunası ile geleceğe büyük imkanlar vadeden bir bölge olduğunu vurgulasak ne kayıp ederiz?
4. Neticede Boğazlardan yat ve mega yatlar, Avrupa su yollarından da her çeşit ve boy gezi tekneleri Karadeniz’e çıkmaya ve bölgeye yat turizminin nimetlerini getirmeye başlayacak. Ancak;
Karadeniz’in yat turizminden faydalanabilmesi için hem alt yapı eksiklerini tamamlaması, hem de kendini iş ve düşünce olarak yat turizmine hazırlaması gerektiğine inanan odamız marinacılık, çevre, yat turizmi gibi konularda dünyanın sayılı ve önde gelen kuruluşu ICOMIA’nın (Int’l Council for Marine Industries Association) kolu IMC (Int’l Marina Conference) grubu ile Karadeniz’de yat turizminin ve çevrenin konuşulacağı uluslararası bir sempozyumu organize etme kararını Ocak 2005’te San Diegoda IMC toplantısında dünyaya duyurdu. Az da olsa neden Türkiye’de? sorularına:
1. Karadeniz’de en uzun kıyısı, en çok limanı, nüfusu, zengin tarihi ve kültürel mirası,
2. Karadeniz’e girişin tek kapısı Türk Boğazlarının sahibi,
3. Avrupa nehirlerinden Karadeniz’e dökülen kirlilikten en çok zarar görmüş olması,
4. Karadeniz etrafındaki komşuları arasında deniz/yat turizminde en tecrübeli, bilgili Ege ve Akdeniz kıyısında dünyanın en modern marinaları olan Türkiye’nin bu konferansa ev sahipliği yapması doğaldır şeklindeki açıklamalarımızı söz sahibi kişi ve kuruluşlar da onaylayınca:
“Yarınların Karadeniz’inde Yat Turizmi ve Çevre” toplantısını 6-7 Eylül Rize’de, 8-11 Eylül İstanbul’da yapılmasını planladık ve çalışmalarımızı sürdürdük. Amacımız;
a. Karadeniz’i dünya deniz turizmine tanıtmak,
b. Deniz turizmi, marina yapım ve işletmeciliği, çevre kirliliği araştırma, el sanatları, organik çay, fındık, kivi üretimi vb konulardaki imkanları göstermek,
c. Bölge halkını deniz turizmine hazırlamak, dünya ile tanıştırmak,
d. Karadeniz kıyısı komşuları ile yakınlaştırmak, ilişkileri canlandırmak,
e. İsmi gibi “KARA” bir deniz olmadığını zaten tarihteki ilk ismi “Mare Eximius” yani
“KONUKSEVER DENİZ “
Adının Karadenizlilere en yakışan, en doğru deyim olduğunu dünyaya duyurmaktır.
Aralarında ülkemizin de bulunduğu 27 ülkeden binlerce kişi ve kuruluşun üye olduğu ICOMIA ile beraber gerçekleştireceğimiz bu sempozyumda tüm deniz severleri aramızda görmek destek ve önerilerini almak ve kendilerini davet bizim için büyük bir onurdur.
Sempozyum program ve bilgileri için: http://www.blackseasymposium.com sitemize bakınız.
Saygı ve Sevgilerimizle, Capt.Yılmaz Dağcı DTO Y.K.Başkan Danışmanı ve
Proje Sorumlusu
Yılmaz Dağcı'ya teşekkürlerimizle Denizce

27.04.2006
|