|

Teknesini ırak ellerde bırakan bir denizci "mutluluğun resmini" nasıl yapar.?
Kış geldi.Bir çok tekne kışı suda geçirirken bazıları da karaya çekildi. Ben de sevgili kızımı Nisan ayında indirmeyi planlayarak Ayvalık Marina’da karaya aldım. Aldım, aldım da oyuncağı elinden alınmış ve de öksüz kalmış çocuğa da döndüm.
Bugün teknemi çok özledim.
Kış soğuk geçiyor, tekne kıyıda, gitsen bir türlü, gitmesen bir türlü. Karadaki tekne hem soğuk hem de deniz üzerindeki gibi denizci değil. Taş gibi hareketsiz ve duyguları köreltilmiş. Hayat damarları kesilmiş. Ana bağrı, canı, kanı denizinden, uzak. Kaptanına vereceği bir şey yok, onun için hüzünlü. Çevresindeki büyüklü küçüklü dostları ile birlikte ve yalnız, aynı kaderi paylaşıp bekleşiyorlar..
Hava soğuk, hava puslu, hava nemli. Bekleyenler soğuk, bedenleri ıslak, üşümüş. Sayıyorlar geçmez zamanı; sahipleri gibi. Bekliyorlar, sevenlerini, ısıtan güneşi ve de mavi ılık ana kucağını.
Bekliyorlar kurtulmayı bu açık hava mahpushanesinden.
Bazen kendi duyduğum hissiyatı onların da duyduğuna inanmak geliyor içimden. Şöyle bir mutluluk tablosu düşlüyorum onlar için, hislere tercüman.
Kış geçmiş bir Nisan sabahı, erken.. Gökyüzü mavi, deniz ondan koyu. Hava huzur verecek kadar sıcak.. Marina kapısı önünde bir araba.. Bu bir marina çalışanı değil..
Dileki!, gelen benim kaptanım olsun.. Evet o!, yanında malzemeler. Uzun kalacak demek, Denize inmem yakın. Bak "Nasılsın kızım, geldim işte." diyor bana. "Ne kadar da kirlenmişsin, yıkanman gerek"

Çok geciktin kaptan. Pek gelmedin. Zorlu bir kış geçirdim. Farkında mısın? Naz bir yana, kavuştur beni maviye, en az senin kadar özledim. İçimde hüzün. Fonda denizim; koyu mavi, açık mavi ve yeşil, üzerinde yelkenim beyaz. Önüm aydınlık, pruvam neta.
Bir an önce çıkmalıyız yola. Zamanımız az. Ufukta hayallerin, mutluluk adamız İthaka. Rüzgarımız dingin, yolumuz uzun..
Kavuştuk yine. Geldin güneşim oldun. Uyandırdın beni, denizime, mutluluk yolculuğuma..
İçimde bir çocuğun bayram sabahı uyandığı sevinçle. Çok mutluyum..
Günaydın Şerif Bey. Mutlu musun Kraça? Bakınız! Mr. Heine, işte o da geliyor.
Hello George, Hello Joan.?
Nusret Kaptan merhaba!
Eski dostlar merhaba!
Sizi görmek ne güzel. Aşağıda bayram var, havada sevinç. Gittikçe çoğaldılar. İçtenlikle sarıldılar, ayak üstü sohbetlere daldılar, rengarenk.
Bu denizciler birbirlerini çok mu seviyorlar. Ne? Bu kadar çok mu ortak yönleri ve de paylaştıkları bunların.? Haydi benim yaşamam için denize ihtiyacım var, ya onların?
Nasıl böyle karşılıksız, nasıl böyle sevecen. Deniz bu canım, sevgisi de, insanı da, felsefesi de bir başka oluyor. Bu defa eminim artık. Bu bir yaşam felsefesi, aşısı ve milliyeti yok bunun.. Bir kere bulaştı mı kurtuluşu yok bunun.
Bugün başka bir güzel. Güneşi ısıtan ve de parlak. Kimi tekne yıkıyor, kimisi yelken, birisi rıhtımda oturmuş, meşgul hepsinden. Yüzlerinde gülümseme, vücutlarında ter. John, Yusuf, Hening, Agah, çoğun azı.. esas meslekler kenarda.. başı kabak, ayağı çıplak..
Mutlular, başka hiçbir yerde olamayacakları kadar.
Teknenizden ve denizinizden ayrı kalmamanız dileği ile...
Sevgi ve Saygılarımla
Yusuf Köprülü

20.02.2003
|