|

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Aralık ayının ilk haftası her sene “Dünya AIDS” haftası olarak kabul edilmiştir.
DSÖ, AIDS’e bir hafta ayırıyorsa çok önemli bir toplumsal sağlık sorunu olması gerekir.
Öyle mi?
Rakamlara bakarak siz karar verin.
DSÖ, Aralık 2004 verilerine göre dünyada 46 milyon kişi HIV ile enfekte olmuş ve hastalığın tanımlandığı 1981 yılından beri 30.9 milyon kişi hayatını bu hastalıktan kaybetmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü, Aralık 2004 verilerine göre: HIV/AIDS ile yaşayan toplam 44.3 milyon kişi vardır, bunun 19.5 milyon kişisi kadın, 2.6 milyon kişisi ise 15 yaş altı çocuktur.
2004 yılında 6.4 milyon kişi AIDS hastalığına yakalanmış olup 750.000 kişisi 15 yaş altı çocuktur.
Ülkemizde ilk ortaya çıktığı 1985 yılından 2004 yılına kadar Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre 1922 AIDS olgusu saptanmıştır.
AIDS; “Edinilmiş İmmün Yetmezlik Sendromu” nun İngilizce’sinin baş harflerinden oluşur ve tüm dünyada bu hastalığın ismi olarak kabul edilir. Hastalığın ilk tanımı 1981 yılında ABD’ de yapılmış, 1983 yılında ise bu hastalığı yapan virüs Fransa’da izole edip HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) ismi verilmiştir.

[2001 yılı verilerine göre toplam 40 milyon hasta]
Kaynakça: www.debtireland.org
HIV virüsü; cinsel ilişki, kan yolu (Kan nakilleri, kan ürünleri, uyuşturucu kullanımında aynı anda birden çok kişi tarafından kullanılan enjektörler vb…), anneden çocuğa doğum sırasında veya süt yolu ile bulaşır. HIV virüsü ejekülatta ( Meni-Döl sıvısı) ve kadının vajen sıvısında bulunmakta ve canlılığını sürdürmektedir. Bu nedenle en yaygın bulaşma yolu cinsel ilişkidir.
HIV virüsü bulaştıktan kısa bir süre sonra gribal enfeksiyon bulguları verir ve bir süre sonra bu belirtiler kaybolur. Virüs uzun süre (10 -12 sene) belirti vermeden vücutta yaşar. Bu dönem başkaları için tehlikelidir, virüs taşıdığını bilmeyen kişi bunu başkalarına bulaştırabilir. Sessiz dönemden sonra virüs kişinin bağışıklık (İmmün) sistemini yok eder. Normalde hastalık yapamayan bir sürü bakteri, virüs, mantar vb… mikroorganizmalar hastalık yapar, öldürücü olmayan hastalıklar da öldürücü hale geçer ve hasta yıkıcı ve de acı verici bir süreçten sonra yaşamını yitirir.
AIDS hastalığının kesin tedavisi yoktur ve öldürücü bir hastalıktır. Virüslere karşı etkili ilaçlardan birden fazlası birlikte kullanılarak hastalığın seyri yavaşlatılabilmektedir. Ancak çok pahalı olan bu tedaviyi (Aylık yaklaşık 2000 YTL) olanakları elveren hastalar kullanabilmektedir. Neredeyse nüfusun yarısını tutan Sahra Altı Afrika Ülkeleri’nde AIDS tam bir kırım oluşturmakta, ortalama yaşı hızla azaltmakta, ekonomiyi felç etmektedir. Pahalı tedavi yaşama geçirilemediği için bu ülkelerde tam bir insanlık dramı yaşanmaktadır.
Hastalık öldürücüdür, yıkıcıdır, kesin tedavisi yoktur, seyrini geciktirici tedavisi çok pahalı olup ulaşması zordur. Bu durumda hastalığın yayılmasını engellemek, hastalıktan korunmak çok daha önemli olmaktadır. Bunun da yolu insanları eğitmekten, yanlış davranışlarını doğru davranışlarla değiştirmekten, sağlık hizmetlerine yaygın ve engelsiz ulaşmalarını sağlamaktan geçmektedir.
Bu haftalar; toplumsal tehlike olma özelliğini koruyan AIDS’ye dikkati çekmesi, gündeme gelmesini sağlaması ve önlemlerin gözden geçirilip eğitimin arttırılmasına katkıda bulunması nedeniyle önemlidir. Daha önemli olan bu toplumsal sorunu, yılın tüm günlerinde de anımsayarak toplumsal sağlığa olan tehdidinin ortadan kaldırılmasıdır.
Dr. Nedim İnce'ye teşekkürlerimizle
Denizce

|