| |
Değerli deniz severler,
Denizi seven ve bir tekne sahibi olmuş birçok kişinin hayalinde, "Mavi Yolculuk" olarak tabir edilmesi moda olan Ege ve Akdenizle Egenin birleşim bölgesindeki körfezleri, koyları, buralardaki tatil beldelerini, tesisleri ve en önemlisi doğal güzellikleri gezip görmek isteği mevcuttur.
Böylesi bir yolculuğu daha önce yapmış olanlar çok iyi bilirler ki, bilinçsiz ve dikkatsizce yapılmaya kalkışılırsa bu tür bir yolculuk çok sıkıntılı sonuçlara da sebep olabilmektedir. Bu yüzden bilinçli ve temkinli hareket etmek, gidilecek yerlerin özelliklerini önceden bilmek, körlemesine bir macera değil zevkli bir gezi yapabilmek için elzemdir.
Temel denizcilik bilgi ve becerisinin yanı sıra gerekli navigasyon teçhizatına (bir GPS in bulunması çok yararlı olmaktadır) ve güvenlik ekipmanına sahip olmak da şarttır. Ayrıca bir denizcinin teknesindeki hemen her şeyden oldukça anlaması ve gerektiğinde soğukkanlı bir şekilde lüzumlu onarımları da yapabilmesi, bu amaçla gerekli alet ve donanımı da teknesinde bulundurması lazımdır. Kullanılan cihazların birer el kitabı fotokopisinin de bulundurulması faydalı oluyor.
Belli bir seyir bölgesinin özelliklerini, haritaların ve genel malumatın ötesinde incelikleri ile anlatan kitaplara “Pilot Book “ denilmeye başlandı. Ben kendi dilimizle “Gezi Rehberi” demeyi tercih ediyorum.
Bazı değerli denizcilerimizin yazdıkları birkaç güzel kitap var, yabancı denizcilerin de yazdıkları mevcut. Fakat bu referans kaynaklar pahalı kitaplar ve almayı değil almamayı özendiriyor. Yazarlar da haklı, deneyimin değeri büyük ve bir kitabın basım yayın masrafları da azımsanacak gibi değil. Fakat, mutlaka ilk yolculuk öncesinde bu referans kitaplarının okunması ve teknede bulundurularak yaklaşılan, gelinen bölge ile bilgilerin anında gözden geçirilmesi elzemdir. Ama, bildiğim kadarı ile bu referans kitapların değeri abartılıyor ve alınmasından vazgeçiliyor.
İşte bu yüzden pek çok yeni başlayan genellikle ilk yolculuklarında; ya kulaktan dolma malumatla veya dergilerden okudukları yüzeysel bilgilerle veya kendilerine olan körü körüne güvenle yola çıkıyorlar. Sonuç; kazalar, yolu kaybetmeler, karaya oturmalar, sert denizlerde sıkıntılı anlar yaşamalar gibi üzücü olaylarla karşılaşıyor ve sonra bunları pişmanlıkla anlatıyorlar.
Ben, herkesin hiçbir bedel ödemeden yararlanabileceği bir "Referans Kitap" hazırlayarak amatör denizcilere ve denizciliğimize bir gönüllü hizmet sağlamak istedim. Bu yazı dizisinin amacı budur.
İstanbul'dan başlayıp Fethiye'ye kadar olan güzergah içindeki, yatçıları ve amatör denizcileri ilgilendirecek tüm önemli bilgileri bu yazı dizisi içinde sağlamaya çalışacağım. Tamamlandığı zaman herkesin yararlanabileceği bir referans kitap olacağını ümit ediyorum.
Verdiğim bilgilerin hemen hemen tamamına yakını kendi gözlemlerime ve yaptığım seyahatlerde aldığım notlara dayanmaktadır.
Marmara Denizi
Çanakkale ve İstanbul boğazları arasında kalan iç denizimiz asla küçümsenmemelidir. Özellikle küçük tonajlı tekneler ve yatlar için tehlikeli olabilecek özellikleri vardır.
Sık aralıklarla dik dalgalar yapar, dalga çukuruna düşemeden yeni bir dalganın darbesi hırpalayıcı olur. Rüzgarlar genelde saat istikametinde yön değiştirirler ve yaz döneminde hakim rüzgarlar kuzey yönlü olanlardır. Bu nedenle, Marmara’nın güney sahilleri kaba dalga ve rüzgarsız havalarda bile solugan alır. Aniden bora ile karşılaşılabilir, bunun gibi ani boralar hava durumlarında yer almıyorlar; bu durumda denizcinin deneyimi ve barometre gözlemi önem kazanmaktadır. Kendi deneyimlerimden iki örnek vermek istiyorum.
Geçen yıl Saraylar Limanında mendireğin içinde yaprak kıpırdamayan bir gece demirli idik ve sabaha karşı 04 de rüzgarın uğultusu ile fırladığımda 48 knot gördüm göstergede ve mendirek içinde demir taradık. Aynı gece 14m bir Bavaria yat zar zor sığınabildi aynı mendireğe. Fenerbahçe Marinadan tanıdığımız bu tekne açık denize uygun ve sahipleri deneyimli denizciler oldukları halde perişan vaziyette idiler.
Bu yıl ben kendi kotramla Egeden dönerken 11 Ağustosta Çanakkale boğazını çıkıp Marmara ya akşamüzeri girdik. Frişka bir poyraz var, hava raporları (üç ayrı kaynak birden) 1-3 NE gösteriyor, hava açık. Bulut bile yok. Rotamız Marmara adası ve yaklaşık 25 mil yolumuz vardı. Ara ara barometreye bakmak alışkanlığımdır. Aniden hızla düşmekte olduğunu gördüm, hemen yelken topladık, ortalığı neta ettim, havuz serpinti tentelerini kapattım. Bu sırada eşim yanımda ve bütün bu yaptıklarıma anlam veremediğini söylüyordu ki lafı ağzında kaldı, aniden bir bora yıldız istikametinden bindirdi, 42 knot ile başladı ve 50 knot a çıktı, dalga yüksekliği beş metreye yakın. Böyle durumda dalgayı tam kafadan almamak gerekir yoksa baş-kıç yapmaya başlayan teknenin pervanesi çürük suda kalır ve ilerleyemez. Baş omuzluklardan almak gerekir dalgayı. Ayrıca bir ufacık fırtına floğu sallantıyı azaltır ve stabilite sağlar. Bütün bu önlemlere rağmen kuzey doğuya ilerlemek imkansızlaştı. İlerleyemiyorsanız ve sürükleniyorsanız yapılacak tek şey denizleri pupadan almaktır. Denizciler arasında bir tabir vardır “gelsin de arkadan gelsin “ diye. Bu tavsiye kulaklarımızda çınlayarak rotamızı Karabiga'ya çevirmek zorunda kaldık. Denizleri iskele kıç omuzluktan alarak ve buna rağmen çok zorlanarak Mendireğe varabildik. Bizimle beraber seyir yapan Fenerbahçe'den bir arkadaşımızın kotrası ışıkla, telsizle ikazlarımıza rağmen büyük risklere girerek dalgaya ve solugana açık Şahmelek koyuna sığındı; tabiatiyle sıkıntılı saatler yaşadı ve tariflerimize göre hareket ederek saatler sonra Karabigaya sığınabildi.
Bu örnek olaylar da gösteriyor ki Marmara değişken karakterli ve dikkat edilmesi gereken bir denizdir.
İstanbul'dan Çanakkale ve Ege istikametine gidilirken izlenebilecek iki rota vardır. Doğrudan Marmara Adalarına veya Trakya sahillerini izleyerek... Güney sahilleri rotası kaba dalga ve solugan aldığı için hiç tavsiye edilmez ve kullanılmaz.
Fenerbahçe – Kalamış ile Marmara adası fener adası arası düz 64 mildir. Ortalama hızı 6-7 mil olan bir tekne için bu on saat kadar bir süre demektir. Ayrıca ülkemiz sahillerinde kara gözükmeksizin yapılan tek seyir rotası da budur.
Bu rotayı on metreden küçük ve kıyı seyri için yapılmış teknelere tavsiye etmiyorum. Motor yatlar için de sakıncalı zira, bu tip yatlar hızla ilerlemekle beraber denizdeki dengeleri küçük bir yelkenliden daha azdır.
Dizayn ve donanımı açık denize uygun tekneler için uygun bir rotadır.
Kuzey sahillerini izleyerek, hakim rüzgarlar olan kuzey yönlü rüzgarların etkisini azaltmak ve yarattıkları dalgalardan etkilenmeden gitmek küçük tekneler için çok daha uygundur. Küçükçekmece ve özellikle Büyükçekmece gölleri ağzında ani sağanaklar yaşanabilir ama, bu bölgeler geçilince karanın kuytusunda kuzey rüzgarları çok mutedil hale gelmektedir. Gerçi yol biraz uzar ve bir hamlede etap bitemez fakat huzurlu ve daha güvenli bir yolculuk olur. Trakya sahillerinde sığınılabilecek liman ve mendirekler vardır. Bir arıza durumunda veya sert bir havada sığınılacak yer çok önemli olmaktadır. Sırası ile, Yeşilköy- Büyükçekmece- Mimarsinan- Güzelce- Selimpaşa- Silivri- Marmara Ereğlisi barınaklarından yararlanılabilir. Buralarda bağlanacak yer bulabilmek ayrı bir mesele ve zor. Yöre halkının tekneleri ve balıkçı tekneleri ile tamamen dolular. Yer kavgası çıkması sık sık görülüyor. Bir arkadaşımız geçen yıl motor arızası sebebiyle zar zor varabildiği Büyükçekmece mendireğinde her türlü denizcilik nezaket ve ahlakından bihaber, maganda bir motor yat sahip ve mürettebatının, yerimizi işgal ettin bahanesi ile saldırısına uğrayıp polis marifeti ile kendini zor kurtarmıştı. Yani, bu barınaklarda uzun süreli kalmanız şansa kalmış ve pek de mümkün değil. Sadece Güzelcedeki Kumburgaz Yat Limanı bu yıl işletmeye açılmış, ( 40,59085 N – 28,30,62 E ) henüz epey eksiği olmasına rağmen elektrik, su ve palamar hizmeti veriliyor, güvenlik ekibi de kurmuşlar, çekek yeri var fakat, fiyatları sundukları hizmet kalitesine oranla çok pahalı herhalde o nedenle olacak liman boş sayılır.
Marmara Ereğlisinden sonra iki alternatif gündeme gelir, Marmara Adasına gidebilirsiniz yaklaşık 30 mil veya kıyı kıyı devam edersiniz. Tekneniz biraz daha denize mukavim ve denizcilik deneyiminiz yeterli ise Marmara adası rotasını tavsiye ederim.
Yazımızın içerisinde yer verilen koordinatlar kendi GPS cihazımla tespit ettiğim değerlerdir.

Saraylar
Marmara Adası
Adanın kuzeyinde tek bir liman vardır Saraylar. ( N 40.39.21 – E 27.39.50) Mermer ihraç limanı olarak da kullanılan bir yerdir. Kosterler için yapılmış bir mendireği ve bunun içinde ayrıca bir balıkçı mendireği mevcuttur. İç mendirek düzenli ve oldukça temizdir. Kıçtan koltuk bağlanılabilir, derinlik 2 metreden daha az değil. Daha derin su kesimli tekneler için mendireğin doğusunda yüksekçe bir rıhtım vardır; buraya aborda olmak veya baştan ya da kıçtan kara olmak mümkündür. Sahilde su alabilecek musluklar mevcut ancak elektrik alma imkanı yok. Adanın mermerlerini yontarak eğitim çalışması yapan heykeltraşların güzel çalışmaları var, bunlar mendireğin etrafını süsleyecek şekilde yerleştirilmiş. Köye adını veren pek süslü ve güzel adeta küçük saray gibi eski Rum evleri vardı. Yıllar önce ilk defa oraya gittiğimde “neden bunları tamir edip oturmuyorlar da yanlarına eğri büğrü kulübeler yapıyorlar ve o güzelim evlerin orasını burasını söküp bu çirkin barakalara takıyorlar diye” pek hayret etmiştim. Hatta epeyce de sohbet edip yapmayın etmeyin dediğimi de hatırlıyorum. Aldığım cevap çok ilginçti “olmaz onlar gavur evidir betimiz bereketimiz kaçar” demişlerdi. Sonunda kırıp dökecek eski güzel ev falan bırakmamışlar hepsi bitmiş. Sadece bir tanesini belediye restore ettirip nasılsa muhafaza edebilmiş. Köyün içinden birçok şeyi sağlamak mümkün yakıt istasyonu da var. Etraftaki tepeler mermer ocakları ile dolu, pek çok işçi gelmiş ve nüfus artmış, her yöreden her türlü insan görmek mümkün; devasa kaya kamyonları toz toprak içinde gidip geliyorlar. Koster yüklemelerinin sesleri sabaha kadar hiç susmaz. Bu yüzden Mendirek içinde konaklamanızı tavsiye etmem.
Tabii liman girişinin batısında mendireğin dışında çok güzel bir koy vardır, tüm kuzey rüzgarlarına kapalı ve sahili kumsal şirin bir koydur. Albruz derler. Bu koyun da doğusunda aralarını bir yarım adanın ayırdığı diğer bir koy daha vardır, ona da büyük plaj deniyor; orası da tüm güney ve batı yönlü rüzgarlara kapalı. İki koyun arasında çok güzel ince kumlu bir bölge vardı. Şimdi burasını da çirkin yapılar işgal etmiş. Geçen yıl boşaltılmışlardı yıkılıp orası temizlenecekmiş.. Dileriz olur ve güzel bir tabiat köşesi kurtulur. Mendireğe girmek istemiyorsanız küçük koyda demirleyip alargada rahatça kalabilirsiniz. Maalesef, oraya bir de restoran yerleşmiş ve gece yarılarına kadar yüksek sesle müzik yayını yaparak gürültü kirliliği yaratıyor.
Saraylar’a gitmek istemezseniz iki seçeneğiniz var, ya doğuya yönelip fener adasını dönüp adanın güneyindeki Asmalı barınağına girebilirsiniz veya batıya yönelip Çınarlıyı iskele bordanızda bırakıp Marmara kasabası mendireğine gidebilirsiniz.
Asmalı (N 40.36.91-E 27.42.43) şirin bir köydür; küçük bir mendireği var, burası aynı zamanda köyün gezinti alanı, akşam piyasasında tüm köy halkı orada yürüyüş yapıyor. Elektrik ve su temin etmek mümkün, köy için palamar ücreti almaya başlamışlar. Yakıt temin edemezsiniz, ihtiyaç giderme imkanları kısıtlı, sessiz ve huzurlu bir dinlenme noktası. Mendirek girişi güney batıya açıktır yat bağlama yeri güney duvarıdır. Barınak batısında çakıllı bir plajı vardır.
Asmalıdan iki koy sonra Topağaç köyü ve mendireği var. Daha yeni bir yerleşim olmasına rağmen hızla büyümüş ve Asmalıdan daha büyük bir yer. Mendirek girişi güneye açıktır, liman içinde 1 m ye varan sığlıklara dikkat etmek gerekir. Liman batısında ağaçlık ve kumsal bir plaj vardır.
Marmara kasabası ( N 40.35.00- E 27.33.32) adanın ve civar adaların ilçe merkezidir. Feribot ve deniz otobüsü seferleri yapılıyor, yakıt ve her türlü ihtiyacı sağlamak mümkün. Ağaçlar altında çay bahçeleri lokantalar mevcut. Kasabanın batısında kumsal bir plaj ve orta kalitede birkaç otel de var. Mendirek küçük ve yetersiz, balıkçı motorları, gezi tekneleri ile tamamen dolu. Fakat yatlara kolaylık gösteriyorlar ve yol kenarındaki rıhtıma kıçtan bağlanmanız için yer açmaya çalışıyorlar. Demir attığınızda başkasınınki ile karışması her an mümkün. Dernek tarafından işletilen palamar yerinde elektrik ve su alma imkanı var, cüzi bir ücret alıyorlar. Fakat yer bulmak her zaman mümkün olamayabiliyor, bu durumda mendirek duvarında yer bulabilirseniz aborda olmaktan başka çare kalmıyor. Yakıt istasyonunun denize rıhtımı ve servisi var; rıhtımda derinlik 3 m kadar buraya aborda olarak yakıt ikmali yapılabiliyor. Güneyden rüzgar alınmadığı durumlarda mendirekte yer bulamazsanız feribot iskelesinin doğusunda kalan rıhtımda biraz uzak ve açık bağlanmak suretiyle veya abordada kalmak suretiyle geçici olarak barınmanız mümkün.
Avşa adası
Diğer adı Türkeli adası (N 40.30.36-E 27.29.42) olan ada sahilleri kumsal olduğu için pek tutulan bir tatil yöresi olmuş. Avşa beldesi adanın batısında yer alır ve önünde mendireği yoktur. Feribot ve deniz otobüsü seferleri var. Sahil bir çok otel, motel, restoran, pansiyon ile dolu ve sahil halka açık kumsal plaj. Kalabalık şezlong ve şemsiye kiralayarak burada denize girip güneşlenmektedir. Hareketli, canlı bir eğlence beldesi. Yat ile yanaşacak tek yer feribot iskelesi ve arkasındaki küçücük alan ama oraya girebilmek bile mümkün değil.
Avşa beldesinin kuzeyinde büyük bir mendirek inşaatı yeni bitmiş. Herhangi bir hizmet yok, elektrik almak mümkün değil, su liman rıhtımındaki beton kapakların altında gizlenmiş durumdaki vanalardan sağlanabilir. Avşa’ya muntazam bir ulaşım aracı yok, Koca liman bomboş duruyor.

Yiğitler Köyü
Avşa'da bir süre kalmaya niyetli iseniz yatınızı adanın doğusundaki Yiğitler köyü mendireğine bağlayabilir ve oradan minibüsle kısa sürede Avşa’ya erişebilirsiniz. Yiğitler mendireği genişletiliyor, yeni rıhtımlar yapmışlar fakat içi sığ. Derinleştirilmesi gerekli. Mendirek girişinin güney duvarına veya girişin tam karşısındaki yeni rıhtıma bağlanmak mümkün. Yiğitler köyünün mendirek dışında güney tarafında çok güzel bir kumsalı var, sakin ve temiz bir plaj.
Paşalimanı Adası
Marmara adasının güneyinde Avşa adasının doğusunda kalan bu adanın batı tarafı doğal Paşalimanıdır. (N 40.28.99- E 27.36.30) Osmanlı donanmasının Marmara'da son toplanma ve konaklama noktası olarak kullanılmış, bu doğal limanda iki yerleşim var. Kuzeyde kalanı Paşalimanı köyünün iskelesi ve feribot yanaşabilecek rampası mevcut. Limanın orta kısmında sığlıklar var ve üç adet yüzer şamandıra ile işaretlenmiş. Su kesimi 1,5 m üzerindeki teknelerin uzak geçmesi gerekiyor. Köy çok küçük ve önemli bir özelliği yok. Limanın güneyindeki yerleşim ise sanki köyün ayrı bir mahallesi görünümünde. Limanın denizi temiz ve berrak, dip yosunlu olmasına karşın demir tutabilecek özellikte. Ancak, demir toplarken çapa ve zinciri yapışkan yosunlardan temizlemek bir hayli uğraştırabilir. Liman kısmen güney yönlü rüzgarlardan etkilenebilir. Adanın doğu tarafında da bir köy var. Kapıdağ yarımadasına bakan bu köyün önündeki koyda da demirlenebilir fakat kuzey ve doğu yönlü rüzgarlara oldukça açık.

Paşalimanı
Ekinlik Adası
Avşa adasının batısındaki bu küçük ada batı ve kuzey batı yönlü rüzgarlara karşı Avşa kasabasına doğal bir mendirek görevi görür. Son yıllarda şimdiki başbakanın ilgisi sebebiyle ismi anılmaya başlayan bu adada hızlı bir arsa spekülasyonu ve yapılaşma yaşanıyor. Küçük bir iskelesi var. İskele civarı sığlıklar ile dolu, yaklaşımda dikkat etmek gerekir. Biz bu yıl sahilde sadece başı türbanlı ve Ağustos sıcağında uzun mantolu hanımlar görebildik. Bence cazip ve görülecek bir yanı yok. Sahil özel mülkiyet ile karış karış kapatılmış ve bu süreç devam edeceğe benziyor. Kuzey ve kuzeybatı rüzgarlarına kapalı olmakla beraber, demirlemek için uygun ve cazip bir yer değil.
Marmara adaları civarındayken kuzey yönlü sert havalar yoksa yakında bulunan Kapıdağ yarımadasını ve Erdek limanını ziyaret etmek hoş olabilir.
Kapıdağ yarımadası dar bir kıstak ile karaya bağlı olduğundan denizden yaklaşımda büyük bir ada gibi görünür. Kıstağın doğusunda Bandırma ve batısında Erdek yer alır.
Çakılköy
Yarımadanın kuzeydoğu ucunda Çakılköy mendireği vardır, tam önünde de aynı Marmara fener adası görünümünde bir fener adası bulunur.
GPSiniz yoksa ve hava kuzeyden sert ise, pusula gözleminde biraz ihmalkar veya tecrübesiz iseniz, farkına varamadan fazla güneye kayar ve de gece karanlıkta yaklaşmak durumunda kalırsanız yanılıp Marmara adası yerine Kapıdağ Çakılköy e çıkmanız hiç de şaşırtıcı olmaz; çünkü fenerler de yanış özellikleri dışında benzer yaklaşım özelliklerini gösterirler.
Çakılköy limanı mendirek girişi güneydoğu yönündedir. Mendirek kuzeyi sığlaşır, pek çok büyük balıkçı teknesi burada av yasağı sezonunda demirli bekler, kış aylarında ise yoğun bir balıkçı teknesi hareketi vardır. Buradan Bandırmaya kara ulaşımı mevcuttur, köyden bir çok ihtiyaç sağlanabilir. Kuzeyden sert havalarda mendirek duvarına yakın demirlemek gerekir, zira mendirek içi köy sahiline doğru solugan alır.
Kapıdağ yarımadasının kuzey sahillerinde sağlam mendirekler ile korunmuş bir kaç köy vardır acil hallerde sığınılabilir. Ormanköy önünde güzel bir koy bulunur ve denize girmek için müsait bir yerdir. Kapıdağ kuzey sahilleri en hafif kuzey yönlü rüzgarlarda bile öğleden sonra solugan alır ve çalkantılı seyir yaptırır. Balık açısından zengin bir bölgedir ve bu nedenle bol Yunus da bulunur, seyir esnasında tekneye eşlik ederler yarışırlar, altından üstünden önünden geçer ve çok güzel gösteriler yaparlar.

İlhanköy
İlhanköy
Kapıdağ yarımadasının kuzey batısında yer alır (N 40.30.25 – E 27.41.30) mendirek girişi güneybatı yönündedir; mendirek içi kuzeye doğru sığlaşır, kuzey batı yönündeki rıhtıma bağlanılabilir. Barınak giriş çıkışında mendirek batısında yer alan İlhanköy burnu sahillerinden en az 250 gomino açık geçilmesi gerekir. Gece yaklaşımında Balyoz burnu feneri kerteriz noktası olarak alınır. Erdek’e kara yolu bağlantısı vardır.
Erdek
Kapıdağ yarımadasının güneybatısında (N 40.23.38 – E 27.47.30) yer alan gelişmiş güzel ve büyük bir ilçemizdir Erdek. Tatil yöresi olarak çok uygun özelliklere sahip olmasına karşın ne yazık bir yat limanı yok. Fakat, mendireğin kuzey sahilinde çay bahçeleri ve restoranların bulunduğu rıhtım yatların bağlanmasına uygun bir durumda derinlik 2 m kadar.
Yaz ortasında yer bulmak zor olabilir fakat, diğer zamanlarda mutlaka bir yer bulunur. Mendireğin kuzeydoğusunda bulunan ve balık satıcılarının bulunduğu rıhtımın güney cephesine de bağlanmak mümkün. Doğu kısmında ise koster rıhtımı, yolcu motorları ve feribot iskelesi vardır; burada rıhtımlarda yatların barınması mümkün olmaz.
Erdek bir tatil yöresidir oteller, restoranlar ve her türlü imkan vardır.
Mendirek girişinde bulunan Zeytinli adanın batı sahilleri sığlıktır açık geçilmelidir.

Erdek
Karabiga
Özellikle gidilecek bir yer değil fakat, kuzeyden sert havalarda sığınılacak en ideal limanlardan biri. ( N 40.24.20 – E 27.18.30) Mendirek içinde yatlar için bağlanabilecek rıhtım pek yok. Genelde seramik fabrikalarının üretimini taşıyan kosterler rıhtımları kapatmış durumda ve zaten rıhtımlar yatlar için çok yüksek. Küçük balıkçı kayıkları için bir iç mendirek var, bunun dış yüzünde bir süre bağlanmak mümkün olabilir. Mendirek duvarı önü sığdır kıçtan koltuk yapamazsınız.
Karabiga büyücek bir ilçe, her türlü ihtiyacı bulmak mümkün ama, karaya çıkmak kaydıyla..
Mendirek dışında kuzeyinde güzel bir koy var.
Marmara adaları üstünden Çanakkale yönüne gitmek istemeyenler Marmara Ereğlisinden sonra kıyı seyri yaparak yola devam edebilirler. Yol üzerinde Tekirdağ Limanı, Mürefte, Hoşköy ve Şarköy uğranılabilecek sığınılabilecek yerlerdir.
Tekirdağ limanında doğu tarafında bir iç mendirek var, yatlar burada barınabilir; büyük bir kentin sahilinde olmanın, ihtiyaçları karşılama ve ulaşım olanaklarını düşünerek avantajları acısından yararlanılacak bir liman.
Tekirdağ'dan batıya uzanan sahil nedense hep ihmal edilmiştir. Doğru dürüst bir sahil yolu yoktur. Çok seneler önce gençliğimde motosiklet merakım vardı ve küçük bir motosikletle kız arkadaşımı da arkama alarak Ege turu yapmak üzere yola çıkmıştık 1971 senesi idi. Elimizdeki karayolları haritasında sahilde asfalt bir yol olduğu görünüyordu. Biz de denizden fazla uzak kalmadan manzaralı gidelim diye bu yola sapmıştık. Bir zaman sonra haritada asfalt olarak gösterilen yol toprak bir patikaya dönüştü ve dik uçurumların kenarından kıvrıla kıvrıla toz içinde gitmeye başlamıştık. Etraf üzüm bağları ile doluydu, kopardığımız salkım salkım taze üzümleri kasklarımızın içine doldurup yiyerek güzel manzaralı ama berbat yolda ilerlemiştik. Sonuçta Uçmakburun adlı köye geldik ve yol burada bitti.. Hani harita ne oldu yola? Meğerse seçim propagandası amaçlı bu yol bitti haritası bir kocaman yalanmış. Geri dönmemiz imkansızdı o indiğimiz yokuşları bizim küçük motor asla geri çıkamazdı. Haftada üç kere denizden motor gelirmiş bir gün sonrası için onu beklemekten başka çare kalmamıştı. Karayollarının çadırlı bir şantiyesi vardı ve orada bizi misafir etmişlerdi. Derken, genç bir delikanlı yanıma gelip ”abi burada beklemeyin benim sandalım var, hemen iki tepe ardında yol devam ediyor isterseniz sizi götüreyim” demişti. Sevinçle kabul edip tamam dedik ama sandalı görünce şaşırıp kaldık. 4 metrelik bir bot. Motoru arkaya yan yatırdık birimiz baş üstüne oturdu ben de motor düşmesin diye farşlara çömelip motoru tutmaya çalışıyordum.
İki tepe ötesi dedikleri yol bitmez de bitmez, derken akşamüstü rüzgar çıktı bizim sandalcı panikledi ve ben de küreğin birini kaptım çek allah çek ... Eller su topladı sonra patladı ve nihayet bir köyün sahiline geldik. Orası Hoşköy imiş. Fakat bir türlü sahile yaklaşamıyoruz, ahali toplanmış bize bakıp bakıp bağrıyorlar ama kimsenin bir motor indirelim de yardım edelim dediği yok. Ellerimiz kan içinde yorgunluktan bayılacak bir vaziyette nasılsa o sahile çıkıbildik. Bizi o gece Muhtar evinde misafir etti , ellerimizi tedavi etmeye çalıştılar ve ertesi gün yola devam etmiştik.

Hoşköy
Hoşköy
Şimdi günümüzde Hoşköy'ün ( N 40,42,65 – E 27,18,89 )önünde bir mendirek var, fakat bakımsız ve yetersiz. Girişi güney batıya bakıyor. Mendirek fenerinin inşaatı yarım kalmış ışıklandırma yok. Köyün sahilindeki rıhtım betonlanmış fakat mahalli balıkçı tekneleri ile dolu, yanaşmak zor derinlik iki metre civarında. Kuzey doğu tarafındaki rıhtım yüksek ve büyük balıkçı tekneleri bağlanıyor. Yazın bunların üzerine aborda olup kalmak mümkün ama av sezonunda mümkün olacağını sanmam. Mendireğin deniz tarafındaki duvarının önü rıhtımlanmamış, 1,5 metre derinlikten sonra hemen sığlaşıyor. Mendireğin içi tonoz dolu ve dip adeta bir çöplük, demir tutturmak da mesele atılan demiri tonoza takıp kurtarmak da ayrı mesele. Yatçılar için hiç tavsiye edilecek ve cazip bir yer değil. Köyde de görülecek pek birşey yok.

Mürefte
Mürefte
Beldenin iki km kadar kuzeydoğusuna güzel bir mendirek yapıldı. ( N 40,40,64 – E 27,15,88) Hoşköyden yaklaşık 3,5 mil mesafede ki bu mendirek yatların barınması için ideal bir yer. Rıhtımlar muntazam; babalar, halkalar ve lastikler düzenli. Giriş güneybatıya bakıyor, giriş fener kuleleri mevcut fenerlerden biri son gördüğümde arızalı idi ama öbürü çalışıyordu. Deniz tarafındaki güney duvarının yarısı rıhtımlanmamış. Kuzeydoğu yönündeki rıhtıma güzel bir restoran açılmış, Mürefteden buraya geliyorlar hatta büyük düğünler falan da yapılıyor. En son gittiğimizde gece 1250 kişilik yemekli bir düğün vardı. Restoranın önündeki bu rıhtıma bağlanmanızı istiyorlar. Liman içindeki palamar işlerini Mesut bey isminde bir zat idare ediyor, ilgili ve nazik bir insan her konuda yardımcı olmaya çalışan iyi niyetli bir kişi. Rahatlıkla teknenizi bir süre burada bırakabilirsiniz. Ayrıca bir çekek yeri mendireğin kuzeydoğu dibinde var, burada tamir işleri için bir atölye de kurulmuş. Güneybatı rıhtımını Mürefteliler plaj olarak kullanıyorlar; daimi bir kalabalık var, bu sebeple oraya bağlanmak rahatsızlık verebilir.
15 dakikada bir minibüsler kasabaya gidip geliyor.

Mürefte
Elektrik ve su temini biraz zor, kutular yok; ancak idare binasından bir kablo ve hortumla alabiliyorsunuz, onlar da Marina standartlarında değil. Yakıt için de Mürefteye gitmek gerekiyor. Ne yazık bu düzenli mendirekte hiç bir gölge mevcut değil ağaç falan yok. Lokantanın önündeki verandadan başka gölgelik yer yok. Betonlar güneşte kızıyor ve çok sıcak oluyor. Rıhtımlar pek derin değil iki metre ortalama; mendirek girişinde de sığlıklar var, zaten bu sahil genelde hep sığlıktır. Giriş ve çıkışta ortadan geçmekte yarar var.
Kasaba şarabı ile ünlü bir beldedir, sahilde büyük bir gemi iskelesi denize doğru uzanır bir kaç tane lokanta mevcut o kadar. Genelde bakımsız bir belde, yollar bozuk ve dar.
Çanakkale Boğazı
Çanakkale boğazı yatlar için uzunca bir yoldur, kuzeyden güneye inerken hakim rüzgarlar kuzey yönlü olduğu için ve akantıların da yardımı ile yelken seyri veya yelken ile motora destek vermek mümkündür. Boğazda güneye gidiş gemi trafiği Avrupa yakasına yakın, kuzeye çıkış ise Anadolu yakasına yakındır. Yoğun bir gemi trafiği mevcuttur, bu nedenle yatların gemi yolundan çıkmaları ya tam ortadan veya iki yanlardan seyretmelerini tavsiye ederim.
Çanakkele boğazında önemli sığlık alanlar vardır ve bunlara dikkat etmek gerekir. Hepsi fener ve şamandıralarla işaretlenmiştir. İşaretler ile kıyı arasındaki bölgeye girmek risklidir.
Önemli sığlıklar Zincirbozan bankı Lapseki-Çardak sığlıkları, Nara burnu ve Kumkale civarı ile Seddülbahir önleri ile Güzelyalı Çanakkale arasındaki bölgedir. Özellikle Kumkale, Karanlık liman önlerinde su çok sığlaşır, 60 santime indiği yerler vardır ve bu bölgedeki işaretleme yeterli değildir.
Gelibolu
Bu önemli ilçemizin ( N 40,24,18 – E 26,40,10) ne yazık ki yatlar için uygun bir limanı yok. Kale önündeki eski liman küçük, sığ ve tıklım tıklım dolu, feribot iskelesinin güneyindeki alana vaktiyle yanaşmak mümkündü ama artık, özel feribotlar bu alanı işgal etmiş ve 24 saat durmadan çalışan bir yoğunluk var. Kalan tek alan, güney koyunda feribot iskelelerinin açığındaki alan ve burada ancak alargada kalınabilir. Ayrıca gerek gemi trafiğinden ve gerekse boğazın doğal tabiatından solugan alan bir yer, rahat etmek mümkün değil. Bu ilçenin yat turizminden yararlanabilmesi için uygun bir yat limanı oluşturması gerekli, fakat kimsenin de umurunda değil.
Çardak
Gelibolu’nun tam karşısında doğal bir limandır. ( N 40,22,02 – E 26,42,76 ) Kara adeta bir mendirek gibi kuzeyden güneye uzanır ve kuzey rüzgarlarına kapalı doğal bir liman oluşturur. Çardak vaktiyle sakin ve asude bir belde idi fakat, özel feribotlar burayı Anadolu yakasındaki yanaşma noktaları haline getirmişler ve belde tam anlamı ile bir yolgeçen hanına dönmüş. 24 saat hiç bitmeyen bir feribot gidişgelişi var. Buna rağmen tabi güzellikler ve imkanlar halen mevcut. Denize uzanan doğal bankın doğu sahilleri kumsal bir plaj olarak belediye tarafından düzenlenmiş ve zeytinlikler arasında hoş bir plaj alanı oluşturulmuş. İki tane gazinomsu yerin çıkardığı korkunç gürültülü berbat müzik gece geç vakitlere kadar gürültü kirliliği yaratıyor ne yazık ki. Bankın girişinde ve ortalarına kadar derinlik ikibuçuk metre civarında, sahil birden derinleştiği için kıyıya yakın demirlemek mümkün fakat biz yine de rüzgar değişmelerine karşı ortalarda demir atılmasını tavsiye ederiz. Yanaşacak bir yer yok. İskeleyi tavsiye etmem; hem her dakika feribota giren çıkan araç trafiği, hem de mahalli balıkçı teknelerinin doldurduğu iskelede bir de balıkçıların ucuz olsun diye kullandıkları yüzen halatlarla yaptıkları tonozlar (pervane katili, her an dolamak mümkün) iskeleden uzak durmayı gerektiriyor. Koyun sonunda iyice sığlaşan bölümü bir açılan köprü sınırlıyor. Köprüye doğru ve feribot iskelesinin kuzeyine geçilerek alargada demirlemek mümkün.
Lapseki
Gelibolunun karşısında Anadolu yakasındaki büyük yerleşim, ilçe merkezinde feribot iskelesi var ve burada yatlar için bağlamak barınmak pek mümkün değil. Ancak, merkezin biraz dışında bir mendirek mevcut. Girişi kuzeydoğuya bakıyor, batı ve güney duvarlarında rıhtım yok, giriş derinliği yaklaşık ikibuçuk metre fakat yaklaşırken sığlıklar var dikkat edilmesi gerekli; mendirek içindeki derinlik ortalama iki metre kadar, doğusunda bir rıhtım mevcut, mahalli balıkçı tekneleri ve sahil güvenlik tarafından kapatılmış vaziyette, yola yakın. Uzun süreli barınmaya ve rıhtıma bağlanmaya müsait değil, geçici olarak alargada kalmak mümkün.
Bu bölgede sığlık şamandıralarına dikkat edilmesi ve gjriş-çıkışlarda iskandile bakılması tavsiye edilir.
Mendirek içi biraz derinleştirilerek ve rıhtımlama yapılarak bir yat limanına dönüştürülmeye çok uygun; mahalli yöneticilerden bazılarına bu fikrimizi söyledik, klasik cevaplar ve hep başka makamlardan şikayetler ile sorumluluğu kendi üzerinden atma çabaları.. Bütün bunların altında milletimizin sırtını denize dönmüş olarak yaşaması ve denizden uzak bir kafa yapısına sahip olunması yatıyor elbette. Deniz bir nimet gibi görüleceği yerde, nedense bizim millet için bir külfet gibi algılandığı sürece değişen pek birşey olamayacak ne yazık ki..
Çanakkale
Büyük ilimizin ufacık mendireğinin bir köşeciğine sığıştırılmış minicik bir Marina adlı iskelesi var. ( N 40,09,13 –E 26,24,25 ). 16. kanaldan dinleme yaptığı söylenen ama dinleyecek kimseye hiç tesadüf edemediğimiz telsiz hizmeti ve yakıt pompası, su ve elektrik almak için bağlantısı, iki adet duşu ve tuvaleti mevcut. Personel iyi niyetli ve gayretkeş yaklaşımla elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Birkaç tonoz ayırmışlar ve bağlanmaya da yardımcı oluyorlar. Bu şartlar altında bu kadarına da şükür demek gerek. Fakat yatların bağlandığı iskelenin üzerine herkese açık bir kahvehane yerleştirilmiş; gelen giden belli değil, bir güvenlik yok, kahvede oturanların ayaklarının dibinde yatların arka pencereleri ve iç içe bir durum, rahatsızlık verici.
Marina olarak ayrılmış bölümün giriş çıkışının kontrole alınması çok faydalı olacak. Bağlama noktasının tam şehrin merkezinde olması büyük bir avantaj, her türlü sosyal imkan ve alışveriş kolaylığı mevcut. Bu nitelikleri itibariyle iyi bir ikmal merkezi olarak Çanakkale Marinası hizmet veriyor. Günlük bir ücret alınıyor ve bu ücret 30 milyondan başlayıp 60 milyona kadar tekne boyuna göre değişiyor, belediyenin resmi makbuzu veriliyor.

Eceabat
Eceabat
Çanakkale’nin Avrupa sahilindeki ilçesine devamlı feribot çalışıyor. Feribotun yanaştığı yere bir mendirek yapılmış. ( N 40,11,21 – E 26,21,61) Fakat çok bakımsız kalmış; babalar kırık, halkalar eksik ve çürük, aborda olmak mümkün ama bağlanacak nokta bulabilmek mesele. Mendirek küçük ve devamlı feribot giriş çıkışı olduğu için alargada kalınamaz. Kuzey rüzgarına açık bir yerde olduğu için bazen şiddetli kuzey rüzgarlarında dalgalar mendirek duvarından aşabiliyor. Uzun süreli barınılacak bir yer değil.
Fakat unutulmamalı ki, güney yönlü rüzgarlarda boğazın bu bölgesinde sığınılacak yerler Çanakkale mendirek içi ile Eceabat'tan ibaret. İlçenin güneyine düşen sahil sığ fakat güney havalarda burada alargada kalıp sığınmak mümkün. Ancak, hava çok değişken olduğu için rüzgar yön değiştirmeden, hemen yer değiştirmek gerek; çünkü güney havalarına kapalı olan bu sahiller kuzey rüzgarlarına ve dalgalara tamamen açık.
Anıt Limanı (Morto Koyu)
Çanakkale boğazının Ege çıkışında kuzey rüzgarlarına kapalı doğal güzellikleri ve tarihi özellikleri olan tabii limandır. ( N 40,03,04 – E 26,12,59 ) Şehitler abidesinin güneyinde kalan liman aynı zamanda güzel bir plajdır. Güneyinde sığlıklar vardır ve sabit fenerlerle işaretlenmiştir. Sığlık fenerlerinin kuzeyinde bir yüzer çakar şamandıra ile derin su belli edilmiştir, bu işarete yakın fakat hafifçe güneyinden koya girmek gerekir. İki metre deriliğe kadar demir atma imkanı var. Sahilde sadece bir tane büfe ve bir motel mevcut alışveriş imkanı yok.

Morto Koyu
Alargada kalınarak sahile botla çıkılmak suretiyle kalınabilir ve Ege’ye çıkmadan veya Ege’den dönerken, sakin ve doğal ortamda dinlenmek isteyenler için güzel bir demir yeridir.
Koyun ortasında Fransız mezarlığı ve uzun beyaz sütun şeklinde anıtı vardır, onun önüne doğru yaklaşarak ve iskandile de dikkat ederek demirlemek uygun olur. Karayolu hemen sahilden geçer, en yakın yerleşim yeri Seddülbahir köyüdür.
Bu liman güney rüzgarlarına açıktır ve rüzgarın değişeceği ihtimaline karşı sahile çok yakın demirlemekten kaçınılması tavsiye edilir.
Limana girişte Seddülbahir tarafına uzak geçilmeli ve burada mevcut olan sığlık fenerinin 250 gomina kadar açığından abideye doğru derin su kanalından girilmelidir, bu girişi belirleyen bir yüzer çakar mevcuttur.
Kemal Baral'a teşekkürlerimizle
Denizce

22.02.2007
|
|