|
Fethiye körfezinin kuzeydoğusu yüksek dağlar, dik kayalık yarlar ve ormanlık yamaçlar halinde Göcekten sonra Katrancık koyunun sonuna kadar 5 mil boyunca uzanır; bu noktadan itibaren ise denizi sığ ve bataklık bir ova halinde Fethiye’ye kadar devam eder.
Bu sahildeki koyların hepsi ya güney havalarına ya da melteme açıktırlar, bu nedenle yatçıların işine yaramaz ve yatlar pek uğramaz.. İnlice, Çığlık, Küçük kargı, Katrancı koyları o nedenle burada daha fazla anlatılmayacaktır. Fakat, karayoluyla ulaşılan bu koylar kamp ve piknik yeri olarak rağbet gören güzel yerlerdir. Bu sahilin önünde irili ufaklı adalar yer almaktadır.
Katrancı adası etrafı denize dik yar inen yüksek bir adadır, üstü çamlık ve makilik kaplıdır, etrafında sığınılacak koyu yoktur; adanın çevresinde su üstü kayaları ve minik adacıklar vardır.
Deliklitaş adaları, Kızıl adanın yarım mil kadar kuzeyinde ondan derin bir kanalla ayrılarak yer alan büyükçe bir ada ile etrafındaki küçük adacıklar ve pek çok kayalardan oluşur.
Tavşan adası Deliktaş adalarının kuzeyinde kalan koni biçiminde bir adadır. Bunun bir gomina kuzeyinde su altı kayaları vardır, üzerlerinde sarı bir batı kardinal şamandırası yeralır.
Adanın iki mil batısında iz kayası sığlığı ve iki buçuk mil doğusunda da sudan yarım metre kadar çıkmış Balık kayası bulunur.
Kızıl ada körfezin her yerinden görülen yüksek (160m) rengi kızıla çalan bir adadır, güneybatı ucunda güçlü bir fener vardır ( Fl5s 32m 15M) . Fenerden sonra adanın kıyısı dik kayalık yardır, burada batıya girinti yapan genişçe bir koy vardır; sahili kum ve çakıl, arkasındaki bölge çam ormanıdır; melteme kapalıdır, kıyıya yakın 15 m kadar derinlikte demir atılıp sahile çıma tutularak kalınabilir. Fethiye’den gelen günlük gezi motorlarının uğradığı bir yerdir.
Fethiye Limanı
Fethiye ilçesi, adını verdiği büyük körfezin güneydoğu köşesinde bir yarımadanın ardında önünü ince uzun bir ada olan Fethiye adası veya diğer adı ile Şövalye adasının kapattığı geniş Fethiye Limanı denilen koyun kıyısında yer alır. Limanın doğu tarafında sığlık geniş bir bölge vardır, bu bölgenin kuzey ve güney uçları birer ışıklı şamandıra ile işaretlenmiştir; sığlık alan kuzeye doğru uzar ve Şövalye adasının karşısında doğu kıyısındaki Çavuş burnuna kadar devam eder.
Üzerinde yerleşim olan Şövalye adasının batı ucunda bir fener vardır. Yarımada tarafında ise üstünde Letonya tatil köyünün çiçekler arasında yer aldığı ince uzun Paçariz burnu denize doğru uzanır, bunun ucunda da bir fener bulunur. Burun ile ada arası veya diğer bir deyişle iki fenerin arası limana giriş çıkış yoludur. Her ne kadar Şövalye adasının doğu ucu ile Çalışır burnu arasından da limana giriş çıkış mümkün ise de burası hem dar ve hem de daha sığ olduğu için pek kullanılmaz.
Geceleri şehrin ışıkları içinde fenerler belli olmayıp zor seçilebilir, o nedenle Paçariz burnunun ardında kıyıyı takip ederek rota tutmak sığlık alandan uzak durmak için yeterli olacaktır. Paçariz burnundan sonra sahil takip edilerek devam edilirse Fethiye ilçesinin karşısında yer alan Aksaz Koyuna varılır. Aksaz limanı da denilen koy sahili kumsal ve ormanlık çok güzel bir demir yeridir, poyraza kapalı olan tam bir kış limanıdır. Fethiye’de marinaya bağlanmayacak yatlar için her ne kadar şehre uzak kalsa da en korunaklı demir yeri Aksaz koyudur.
Fethiye limanında Aksaz koyu dışındaki yerler poyraza açıktır ve kışın çok etkilenir, yaz sezonunda ise poyraz bu bölgede genellikle rahatsız edecek kadar esmez. Liman içinde derinlik 10 – 13 m kadardır rıhtım kenarlarında 2 m kadar iner, dip balçık çamur olduğundan çok iyi demir tutar.
İlçenin sahili boydan boya yürüyüş yolu ve rıhtımdır. Ancak, günlük gezi tekneleri buraya bağlanırlar ve rıhtımın önü de bunların manevra sahasıdır. Yaz sezonunda öğlene doğru rıhtımlar bomboş görünür, aldanıp da buralara bağlanırsanız veya yakın mesafede alargada kalırsanız, akşamüstü bir anda geri dönen sabırsız yolcularla dolu günlük gezi teknelerinin arasında kalır sıkıntılı anlar yaşarsınız.
Rıhtımda belediyenin işlettiği elektrik ve su temin kutuları rıhtım boyunca yerleştirilmiştir. Artık bunlar alınan bir manyetik kart ile çalışacak şekilde modernize edilmişler ama hemen hemen tüm rıhtım gezi tur tekneleri tarafından parsellenmiş vaziyettedir.
Rıhtım boyu bir girinti yaparak uzun gemi iskelesine kadar devam eder, gemi iskelesinin doğu tarafına tur yapan ticari guletler bağlanırlar, batısı genelde boş tutulur gümrük giriş alanı olarak kullanılır, yolcu gemileri yanaşır.
Fethiye giriş çıkış limanıdır, liman başkanlığı gemi iskelesi önündedir, gümrük ve polis marina kapısı karşısındadır.
İskelenin batısında kalan rıhtım alanı Ece marinaya tahsis edilmiştir. Gemi iskelesi ile Marina arasında kalan kısımdaki rıhtıma da ticari tur guletleri bağlanırlar.
Ece Marinanın yüzer uzun iskelesi önce kuzeye çıkar ve sonra batıya doğru epeyce uzanır, ucunda bir fener marinanın girişini belirler. Bu iskele aynı zamanda kuzey rüzgarlarına karşı mendirek vazifesi de görmektedir, içinde kalan alan marina sahası olarak kullanılmaktadır. Beş tane yüzer iskele kuzeye doğru uzanır en batıdaki aynı zamanda girişi belirleyen tali mendirek vazifesi görmektedir. Tonoz döşelidir demir atılmaz, derinlik mendirek kenarında 13 m den kıyıda 3 m ye kadar tedricen azalır. Büyük tekneler mendirek dışına, 30m den küçük olan ise mendirek içine bağlanabilirler. Tüm bağlama birimlerinde elektrik, su, kablosuz internet, TV, telefon sistemi vardır, palamar hizmeti devamlıdır. Ece marinanın karada çekek yeri yoktur, ancak acil durumlar için iki tane yüzer lift mevcuttur, 13 m ye kadar tekneleri su içinde kaldırabilirler. Yakıt istasyonu ana mendireğin başlangıcında yer alır, aynı yerde bir market de bulunmaktadır. Marina kıyısındaki eski otel restore edilerek lüks bir otel haline getirilmiştir, yüzme havuzu, restoran, bar ve sağlık merkezi bulunmaktadır, yatçılar bunlardan yararlanabilirler. VHF 16–73 Tel: 0252-612 5005 - www.eceraray.net
Fethiye büyük bir ilçedir. Bankalar, sanayi sitesi, alışveriş merkezleri ve büyük bir çarşısı mevcuttur; her türlü alışveriş ve ihtiyaç giderme imkanı sağlanmıştır. Ülkenin her yerine karayolu bağlantısı ve otobüs seferleri vardır, Dalaman havaalanına 50 km mesafededir. Fethiye aynı zamanda tarihi bir kenttir, antik çağlardan Lykia uygarlığından beri yerleşim yeridir, şehrin içinde limanın hemen karşısında antik tiyatrosu ve yamaçlarda kaya mezarları ile kalesi gezilip görülebilir. M.Ö. 446 yılında Lykialılar tarafından Telmessos adıyla kurulduğuna dair kayıtlar vardır. Yamaçlarda bulunan bir çok kaya mezarından bir tanesi çok muhteşem ve ilgi çekicidir, M.Ö. 4 yy da yapılmış olan Amyntas’ın mezarı geceleri ışıklandırılmaktadır. Kentin içinde muhtelif yerlerde antik döneme ait taş lahitleri görmek mümkündür. Daha önemli eserler kent müzesinde sergilenmektedir.
Fethiye’nin çevresinde gezip görülecek çok ilginç ve tarihi yerler vardır, kısa bir kara yolculuğuyla mübadeleden sonra terk edilen ve sit alanı olarak aynen korunan Kale köye ulaşılabilir. Ölüdeniz’e kara yolu ulaşımı vardır ve yol üstündeki Ovacık, Hisarönü köyleri turistik yöreler ve eğlence merkezleri haline gelmiştir. Şehir doğuya doğru büyümüş ve bu tarafta oteller, yazlık siteler bataklıktan sonraki Çalış mevkiinin kumsal sahilini çevrelerler.
Fethiye’nin civarında antik Lykia kentleri olan Ksantos, Letoon, Patara ve doğal güzelliği ile ünlü Saklıkent kanyonu aynı gün içinde gezilip görülebilecek mesafededirler.
Fethiye geniş ve verimli bir ovaya sahip olduğu için tarım alanında ileri gitmiş bir yerdir, seracılık ve narenciye üretimi büyüktür; yakın zamanlara kadar turizmden çok ziraat ve çiftçilik ile uğraşılırdı ancak yeni nesil turizmle ilgilenmeyi daha ön planda tutuyor.
Ece Marinanın batısında kalan kısımda Karagözler denilen yerde tersaneler faaliyettedir, bakım ve onarım işleri burada yapılabilir, yeni tekneler de yapılmaktadır; lift yoktur tekneler kızakla karaya çekilirler. Tersaneler zaman içinde başka bir yere taşınacaklarmış.
Fethiye Civarındaki Diğer Demirleme Yerleri
Fethiye ile açık deniz arasındaki yarımadanın doğu ve kuzey kıyısında da uygun demir yerleri vardır; yarımadanın batısı ise melteme açık olup rüzgaraltıdır.
Üstünde ve iki yanında Letonia tatil köyünün yer aldığı Paçariz burnunun kuzeyindeki koy melteme kapalı ve denizi güzel bir yerdir, 8 – 10 m arası derinlikte kum dip zeminde demirlenebilir.
Yarımadanın kuzeyindeki Batıkkaya fenerinin güneyinde etrafı çam ağaçları ile kaplı, sahili kumsal Samanlı koyu vardır. ( N,36,39,00 – E 29,05,20 ) Burada poyrazda durulmaz, diğer havalara korunaklıdır. Sahile yakın 6 m civarı demirlenir. Koyun üstünden karayolu geçer, fener ile kuzeybatı ucundaki burun arasında 7 m derinlik vardır.
Yarımadanın kuzey batı ucundaki Çamlı burun bir ucundan diğerine kocaman bir delik bulunan kayalık bir burundur; onun hemen batısında Kul burnu ile arasında Kuleli koyu yer alır, sahili plaj olan bu koya meltemin soluganı işler, uzun süreli durmaya uygun değildir.
Kul burnundan itibaren yarımadanın batı sahilleri rüzgaraltıdır barınılmaz, sahilin batıya doğru devamında Şahin burnuna kadar olan kısımda birkaç güzel koy varsa da bunlar doğrudan melteme rüzgaraltı olmasalar dahi soluganını alırlar ve kuzeye açıktırlar, demirlemeye ve barınmaya uygun yerler değildir.
Şahin burnunun hemen dibinde Sömbeki limanı denilen çatal şeklinde iki koy vardır; batıdaki küçüktür iki tekne zor sığar, denizi güzel olduğu için günlük gezi motorları uğrar, büyük boy yatlar giremez, geçici olarak yüzme molası için durulabilecek yerlerdir. Deniz derindir, iki koyun arasındaki kayalara çıma tutulup geçici olarak kalınabilir.
Bu koylardan sonra güneye 5 mil kadar devam eden sahil boyunca arazi denizden itibaren yükselen dağlar halinde devam eder, bu sahilde barınılacak yer yoktur, rüzgaraltıdır, meltemde deniz kaba dalga yapar, motor arızası ihtimalini göz önünde tutarak kıyıya uzak seyretmenizi tavsiye ederim. Merdivenli burnundan sonra sahil geniş bir girinti yaparak Gök Gemile veya diğer adıyla Açıkdeniz limanını oluşturur; burası da rüzgaraltı bir yerdir ve barınılmaz. Bu noktadan itibaren anakaraya dar bir kıstak ile bağlı yüksek Boğazdağ yarımadası başlar, yarımada batı ucundaki İblis burnuna doğru tedricen alçalır ve yassı kayalıklar halinde sonlanır. Burunda arkasındaki araziden kolay farkedilmeyen demir konstrüksiyon bir fener vardır ( Fl 2 5s ). Burnun 40 m kadar açığında tehlikeli bir su altı kayası mevcuttur, dalgalı ve çırpıntılı havalarda hiç belli olmaz, burundan en az 100m açık geçilmelidir.
İblis Burnu Ölüdeniz Arası
Fethiye körfezi İblis burnunda biter, burnun hemen arkasında sanki içi oyulmuş gibi gözüken gri renkli kayalık bir yar dimdik denize iner buraya Dökükbaşı denilir. Ayrıca, İblis burnunun doğu- güneydoğu istikametinde üç gomina açığında sudan biraz çıkmış tehlikeli bir kaya vardır, dışından geçilmesi gerekir. Boğazdağ yarımadası güney kıyıları 2 mil boyunca doğudaki Tuzla burnuna kadar rüzgaraltı ve kaba dalga alan kıyılar halindedir. Tuzla burnu geçilince kıyı şeridi 2,5 mil doğuda yer alan Yoğun buruna kadar küçük bir körfez görünümünde kuzeye doğru geniş bir girinti yapar; bu bölgede önemli demir yerleri, koylar, görülecek doğal ve tarihi alanlar bulunmaktadır.
Karacaören Koyu
Adeta bir yengecin kıskaçları gibi denize uzanmış Tuzla burnu ile onun iki gomina kuzeyindeki İnce burun arasında Karacaören koyu ve tam karşısında da Karacaören adası yer alır. Ada Bizans döneminde yerleşim yeri imiş ve o zamandan kalma harabeler görülmektedir. Tuzla burnu ile ada arasında üç tane su üstü kayası vardır, buruna yakın olan kayalar büyük, en güneyde kalanı küçüktür; İblis burnundan gelirken sanki adanın güneyinde imiş gibi göz yanıltır. Kayalar ile ada arasındaki 150m genişliğindeki geçit 10 m kadar derinliktedir. Kayalar ile Tuzla burnu arası ise yer yer döküntü kayalar ve sığlıklar ile doludur. Büyük yatların adanın açık deniz tarafından geçmesi hayırlı olur. Karacaören koyu melteme kapalı ve güneyden gelen soluganın da az hissedildiği bir demir yeridir. Koyun güneybatı köşesi güneyden şiddetli havalarda bu bölgede sığınılabilecek en korunaklı yerdir. Koyun güney ve batı tarafı önünde dip kum yosun karışımı olup 8-10 m derinlikte rahatça demirlenip kıyıdaki kayalara koltuk bağlanabilir; burada Tuzla burnunu oluşturan yarımada alçak olduğu için adeta bir mendirekmiş gibi koruma yapar ve arkasında açık deniz görülür. Koyun batı sahilinde düzenli bir restoran vardır, lokantanın personeli genellikle demirler ve bağlanırken botla gelip yardımcı olmaktadır.
Kısık Limanı
İnce Burun ile onun kuzeyindeki Delik Burun arasında Boğazdağ yarımadasının ana karaya bağlandığı dar kıstağa doğru girinti yapan geniş koy derindir, güney tarafı yüksek yamaçlara kadar çam ormanı ile kaplıdır, karşı tarafı ise zeytinliktir. Koy batıya doğru daralır derinlik de 10 m kadar düşer, burada demirleyip güney kıyısına çıma tutularak kalınabilir, solugan hissedilir.
Gemiler Koyu ve Gemiler Adası
Ucunda bir baştan bir başa kocaman bir delik olan kayalık Delik burunun ardında doğu tarafında kalan koya Gemiler koyu denir; güneye açık olduğu için meltemin soluganı içeri girer, güney havalarında barınılmaz. Dip kumdur, plaja yakın kısımda dipte yassı taşlar vardır.
Koyun sonu plajdır, Kayaköy ve Fethiyeye karayolu bağlantısı vardır bu nedenle plaj ve civarı yaz aylarında piknik ve denize girmek için gelenlerle dolar, sahilde birkaç tane uyduruk lokanta vardır bunların ve civardaki yatların botları devamlı ortalıkta dolaşıp huzursuz ederler. Yatlar için tavsiye edilecek bir demir yeri değildir.
Delik burundan ve ardındaki koydan sonra doğuya doğru devam eden sahilin karşısında Gemiler adası yer alır. Kara ile arasında 250m genişliğinde bir boğaz vardır, bu boğazın içinde kara veya ada tarafına koltuk bağlanarak demirlemek ve barınmak mümkündür. Güneyden havalarda ada tarafına, kuzeyden havalarda ise kara tarafına bağlanmak gerekir.
Boğazda su derindir, 20m civarında demir atmak gerekir, dip taşlık ve kayalık olduğu için çapaya köstek bağlayarak atınız ki takıldığında kurtarabilesiniz.
Gemiler adasında vaktiyle kalabalık yerleşim varmış, boğaza bakan kuzey kıyısında hem Lykia hem de Bizans döneminden kalma harabeler vardır. Bazıları kayalara yontularak yapılmış kalıntılar kıyı boyunca yan yana uzanırlar, bunların önünde demirleyip onlara çıma tuttuğunuz zaman kendinizi binlerce yıllık bir insanlık mirasının içinde hissedebilirsiniz.
Kalevezi Koyu
Gemiler adasının doğusunda kuzey yönde girinti yapan büyücek koyun adı Kalevezi Koyudur. İçerisinde demirlemeye uygun iki yer vardır, batı yakasında sanki bir fiyord gibi girinti yapan yere Soğuksu Limanı denir. ( N 36,34,30 – E 29,05,00). Kuzey yamacının üstünde beyaz badanalı kubbesi ile bir gümbet uzaktan fark edilir, güney girişinin önünde bir kaya sudan iki metre kadar çıkar. Koy içeri doğru daralır ve kuzeybatı yönüne kıvrılır, sonunda bir lokanta ve küçük plaj vardır. Güney yakasına koltuk bağlanarak derin suda demirlenebilir; plajın önünde derinlik 7m civarındadır, küçük yatlar burada da demirleyebilirler. Eskiden Kale köyün iskelesi olduğu rivayet edilen bu yere günlük gezi motorları gelirler gündüz saatlerinde kalabalık olur. Plajın karşı tarafındaki bir girintinin içinde tatlı su kaynağı vardır, koya ismini bu kaynak vermiştir.
Kalevizi koyunun içinde soğuksu limanının karşısında doğu yakasında ve doğuya girinti yapan küçük koya Mersin Limanı denir. Etrafı kayalık ve aralarında çamlık olan koyda 8m civarında demirleyerek birkaç tekne sığabilir. Dip ortalarda kumdur fakat, kıyıya yakın taşlıktır. Güneşin doğuş ve batışına yakın saatlerde bu koylarda çok arı uçuşur.
Mersin Limanının 500m kadar güneyinde denizden birkaç metre dışarı çıkan gri renkli kayalar vardır bunlara Beştaş derler. Onların kuzeyindeki küçük girintiye Beştaş plajı denir, suyu ve denizi güzeldir, günlük gezi motorları yüzme molası için uğrarlar ancak, demirlemeye uygun değildir, gece kalınamaz.
Ölüdeniz
Geçen yaz guletimizle son seyahatimizde yanımda olan eşimin tarifi ile “Yatçılar için ölmüş denizdir, çünkü 80 li yıllardan beri yatların girmesi yasaktır, girişi ağ şamandıraları ile kapatılmıştır”. Bu serzenişli tanım bir yana, aslında önü uzun bir kumsal ile açık denizden ayrılmış bulunan, her türlü hava ve deniz koşulunda sakin kalacak kadar korunaklı kocaman havuz gibi bir koydur ve her koşulda kıpırtısız kalan denizi nedeniyle bu ad verilmiştir.
Yoğun burun doğuya dönülünce sahil batı yönde girinti yapar onun kuzey ucunda karaya döküntü kayalarla bağlı bir adacık vardır, bunu da geçince Ölüdenizi açık denizden ayıran uzun Belceğiz Plajı gözler önüne serilir, plajın batıdaki sonu ile kara arasında Ölüdenizin girişi yer alır, 60 m kadar genişlikteki giriş ağ şamandıraları ile kapatılmıştır. Bu geçidin geçilebilir kısmı ise 30 m kadar bir genişliktedir zira kumsal taraftan sığlık alan denizin içinde devam eder, geçilebilecek yerde derinlik azami 5 m dir, sığlıklar ve kanal suyun renginden belli olur; girişin karşısında bir kaya ve etrafındaki sığlık bölge vardır onun sancak tarafından geçilerek Ölüdenize girildiğinde derinlik 40m ye kadar artar, kıyılara doğru demirlemeye uygun derinliklere iner; karayel ve keşişleme taraflarındaki kıyıları sığdır.
Ölüdenizin kirlenmesini önlemek için deniz araçlarının girişi yasaklandığından, burayı ziyaret etmek üzere gelen yatların Gemiler adası boğazında demirlemesi uygun olur, buradan botla gelinebilir. Daha yakın olsun istenirse Yoğun burnun ardındaki koyda demirlemek de mümkündür fakat, burası çok solugan alan rahatsız bir yerdir, kıyıya koltuk bağlamak meseledir, kıyının önündeki kayalar çıma tutmayı zorlaştırır ve koltuk halatını çözemeden oradan ayrılmak zorunda kalmış teknelerin geride bıraktığı halatlar soluganın dalgalarında savrulur durur. Derin olduğu için uzun kaloma ile demir bırakmak gerekir ve nispeten dar olan bu alanda rahat barınmak pek mümkün olmaz, hele mürettebatsız tekneyi burada bırakıp gitmek hiç doğru olmaz, her an kayalara düşmek ihtimali vardır. Belceğiz plajının önünde alargada durmak da pek mümkün olmaz, devamlı solugan alır, demir tarayabilir.
Her halükarda botla karaya çıkmanız gerekir ve bütün plajın önü ağ şamandıraları ile kapatıldığından çıkış için dar bir giriş alanı bırakılmıştır, burada elinde biletle görevli bekler ve ayak bastı paranızı yani Milli Park giriş ücretini hemen tahsil eder.
Plaj Fethiye ve civarından akın edenlerle doludur; son senelerde Yamaç Paraşütü burada moda spor haline geldiğinden rengarenk uçuşan paraşütler iki bin metre yükseklikteki Babadağ’dan süzülerek kumsala inerler.
Kemal Baral'a teşekkürlerimizle
Denizce

03.01.2008
|