|
Kaş dan sonra doğuya doğru sahil sivri diş diş kayalarla dolu olarak uzanır gider, güzergah üzerinde bazıları Yunanistan’a bazıları Türkiye’ye ait irili ufaklı pek çok adacık ve kayalıklar vardır. Bu bölgedeki Meis adasından sonra en büyük ada olan İpsili adası Yunanistan’a aittir ve güney ucunda fener vardır (Fl5s 17M). Bu ada ile kıyı arasında Sarı ada ve Güvercinli ada yer almaktadır. Adalar ile sahil arası derin su geçididir, adalar ve adacıklar güney yönde bırakılarak bu ara bölgeden güvenli seyir yapılabilir ancak, gece seyrinde dikkatli ve temkinli olunması gerekir. Bölgede rüzgar genellikle batıdan eser, fakat, doğudan batıya akan akıntı da kendini hissettirir; akıntı ve rüzgarın kaldırdığı dalgalar bu kanalda çatışıp karışık ve kararsız deniz şartları oluşturabilir.Bu yörede sığınılabilecek birkaç tane koy mevcuttur.
Fakdere Koyu
Yüksek bir burun olan Çoban burnu ile Uluburun arasında yer alan geniş koyun poyraz köşesindeki ufak bir adanın ardında kalan Fakdere koyu korunaklı ve sakin bir yerdir. ( N 36,09,20 – E 29,41,10). Koyun önündeki adacık ile kıyı arasında sığ bir berzah vardır, o nedenle koya adanın kuzeyinden 20m kadar derinlik olan geçitten girip çıkılır. Girişten sonra içerisi genişler ve derinlik 3 m ye kadar düşer. Demirlerken güney yönde kalan yarımadaya koltuk verilir.
Daralarak güneye uzanan Uluburun ile Fakdere koyu arasında sahilden 300m kadar açıkta Sığtaş kayaları vardır, kıyı ile aralarındaki geçit 15 m civarında derinliktedir. Uluburunun doğu tarafından çıkarılan antik çağlara ait cam eşyalarla dolu batık Bodrum müzesinde sergilenmektedir.
Akar boğazından yarım mil mesafedeki Yağlıca Koyuna kadar( N 36,08,50 – E 29,47,00) sahil ve koylar rüzgaraltıdır, solugan alırlar, barınılacak yerler değildir.
Yağlıva Koyu kuzey yönde daralarak fiyord gibi içeri girinti yapar; sonuna doğru 8 m civarı kum zeminde demirlenebilir. Koy poyrazdan etkilenir, diğer havalara kapalıdır, gezi motorlarının uğrak yerlerindendir.
Kekova
4 mil uzunluğundaki Kekova adası ile anakara kıyıları arasında kalan bölgede bir iç deniz oluşmuştur buraya Ölü Deniz denilir. ( Bu Ölü Denizi Fethiye yakınındaki Ölüdenizle karıştırmayınız.)
Kekova adasının açık denize karşı koruduğu Ölüdenizin kuzeyinde Anadolu kıyılarında bir çok güzel doğal liman ve koy bulunmaktadır. Özellikle, Üçağız koyu hiçbir havadan etkilenmeyen bir limandır.
Diğer taraftan doğal güzelliklerin yanı sıra antik Lykia uygarlığının izleri bölgenin her köşesinde gözler önündedir.
Yaz döneminde, Kekova adasının batısında kalan Sıçak yarımadası üzerinden esen meltem öğlen saatlerinden sonra kendini hissettirir ve akşamüstü yerini kuzey yönlü rüzgarlara bırakır, gece saatlerinde ise genellikle durgun sakin bir hava hüküm sürer. Ölüdeniz içinde doğudan batıya akan hafif bir akıntı vardır, etkili olmaz ve rahatsız etmez.
Ölüdeniz’e Kekova adasının doğusu ve batısındaki geçitlerden girilir.
Doğudan girişte, üstünde fener bulunan ( Fl5s 26m 7M) Kekova burnu ile onun yarım mil kuzey batısındaki Kişneli ada arasındaki geniş ve derin geçitten geçilir.
Batıdan girişte, Sıçak yarımadası ile Kekova adasının batı ucu arasındaki iki boğazdan geçilebilir. Zira, yarımada ile ada arasında orta yerde birbirine yakın iki küçük adacık yer almaktadır. Karakol adaları adı verilen adacıkların arası sığlıktır geçilmez ama açık deniz tarafında kalan kısım denize girmek için güzel bir yerdir Akvaryum derler; alargada kalıp kum zemine çapa bırakmaya dikkat ederek kısa süre durulabilir.
Küçük adacıkların yarımada ile veya Kekova adası ile aralarındaki boğazlar giriş çıkışa uygun geçitlerdir.
Yaklaşık bir gomina genişliğindeki geçitler derin sudur, yarımada ile adacıklar arasındaki geçit daha emniyetli ve gece seyrine daha elverişlidir. Karşı kıyada bulunan geçidin tam karşısındaki fenerin ( FlWG 3s 30m 7-4M) beyaz sektörü içinde kalınarak gece de rahat seyir yapılabilir.
Kekova adası ile adacıklar arasındaki geçit gece seyrinde tavsiye edilmez, her ne kadar adanın güney ucunda fener varsa da (Fl2 5s) adanın fener bulunan batı burnundan 200m kadar kuzey yönünde üstünde en fazla 1,5 m su bulunan ve bazı haritalarda gösterilmeyen kaya döküntüleri 25 m kadar alanı kaplar. Bu kayaların 100m daha doğusunda başka bir kayalık bölge daha vardır, burada derinlik 3m civarındadır.
Bu geçitten geçilmekte ısrar edilirse fenerden sonra kuzeye doğru iki gomina kadar devam edip ondan sonra doğuya rota değiştirilmesini önemle tavsiye ederim.
Sıçak Koyu
Batı boğazlarından Ölü Denize girince batıya yönelinirse Sıçak yarımadasının ardına gizlenmiş olan koya girilir, burası korunaklı bir demir yeridir. Koy ortadan çıkan bir küçük burundan itibaren son kısmına doğru sığlaşır ve bataklık haline dönüşür; burnun önlerinde 5 m civarı derinlikte kum zeminde demirlenebilir.
Sıçak yarımadasını ana karaya bağlayan berzah alçak ve dardır, buradan meltem koyun içine girer, buradan kısa bir yürüyüşle kıstağın batı yanında kalan Asar koyuna erişilebilir, Lykia uygarlığının antik baş kenti Aperlai’nin kalıntıları Asar koyunun kzey tarafında su altında kalmıştır ve çok bariz bir şekilde görülebilmektedir. Yamaçlarda ağaçlar arasında Roma devrinden kalma kalıntılar bulunmaktadır. Bölgede adaçayı çok boldur ve mevsiminde mis gibi kokar, etraftaki köylerden gelip toplarlar.
Sıçak koyunun kuzey kıyısı önünde küçük Topak adası görülür, sahil ile arası 7m kadar derinliktedir. Kuzey kıyısı boyunca daha batıda sahile çok yakın iki küçük adacık vardır, onları batıya doğru geçer geçmez kıyıya girinti yapan güzel ve küçük bir koy belirir burası Kisle Boğazıdır ve çok güzel bir demirleme yeridir. Kum zeminde 8 m civarı derinlikte demirlenip batı yakasına çıma tutulursa rahat kalınır, doğu yönlü havalar hariç korunaklı bir yerdir. Bu koyun bir gomina kuzeyinde Değirmenlik koyu denilen yerde de demirlemek mümkündür, su derindir, demir tutturmak zor olabilir. Daha da kuzeye doğru kıyı takip edildiğinde batı yönde içerilere giren bir fiyord görülür, içi çok dar olduğu için manevra imkanı yoktur.
Kaleköy
Bölgedeki en görülmeye değer ve önemli yer olan Kaleköy adını yüksek bir tepede yer alan Kaleden almıştır. Kalenin altındaki sahilde lokantaların iskelelerinin bulunduğu küçük koy demirleme yeridir ve önünde bir çok adacık ile kayalar vardır; bunların arasından geçmek için birkaç geçit bulunmaktadır.
En güneyde kalan ve üstünde taş merdiven harabeleri görülen adacık ile onun 200 m doğusunda sudan 1 m çıkmış kayanın arası derin sudur ve en uygun geçittir.
Aynı adacığın 100 m kadar kuzeyinde kalan ve üstünde harabeler gözüken büyücek adanın arasındaki geçit de derin sudur fakat büyücek ada ile sahil arası sığ ve kayalıktır geçilmez.
Gündüz saatlerinde güneş arkadan veya tepeden geldiğinde sığlıklar ve kayalıklar görülür bu zaman dilimi içinde girip çıkılmasını tavsiye ederim, Gece seyri için hiç uygun yerler değildir. Köyün önündeki demir yerinde derinlik 10 ila 15m civarındadır. Lokanta iskeleleri 3 m suya kadar uzanırlar, günlük gezi motorları bu iskelelere yanaşıp yolcu getirirler kalabalık olur. Büyük guletler alargada kalırlar, sahile yakın adacığa koltuk vererek kalınabilir. Öğleden itibaren batıdan meltem hissedilmeye başlar, sert estiği günlerde rahatsız edici olabilir. Bu nedenle Kaleköy’e sabah erken gelip öğlende ayrılmak veya akşam üstü gelip sabah ayrılmak daha uygun olur.

Kaleköy ün en cazip ve ilginç tarafı üstünde kurulmuş olduğu antik Simena kentinin büyük bir kısmı göçerek sular altında kalmış kalıntılarının ortasında yer almasıdır. Deniz içinde eski duvarlar, merdivenler berrak şekilde görülür, kıyıya yakın bir lahit suyun hemen üstünde durmaktadır, bunların arasında yüzmek ilginç bir deneyim olmaktadır.
Kaleye çıkmak biraz yorucudur, fakat, manzarası pek güzeldir, katlanılan zahmete değer.
Kaleköyde lokanta ve bar bolluğuna karşın alışveriş imkanı çok kısıtlıdır, yerel halk ihtiyaçlarını denizden ulaştıkları Üçağız ve Demreden temin ederler, hemen her evin bir kayığı vardır.
Üçağız Limanı
Kaleköyün batısında doğuya uzanan bir yarımada ile, Kaleköyün üstünde yer aldığı yarımadanın arasındaki geçitten girilen 1,5 mil uzunluğundaki iç deniz hiçbir havadan etkilenmeyen tam kapalı ve korunaklı bir kış limanıdır; kıyısında antik Teimussa kentinin üstüne kurulu olan Üçağız köyü bulunmaktadır. Antik kentten geriye Nekropol denilen mezarlıklardan başka pek bir şey kalmamıştır. Liman içinde ortalama derinlik 7 m kadardır kıyılara doğru azalır, dip balçıktır çok iyi demir tutar.
Limana girişte sığlıklar ve kayalıklar suyun renginden kolayca anlaşılır, geçidin Kaleköy tarafında üstü harabelerle dolu iki ada vardır, ayrıca geçidin ortasında yine üzeri harabelerle kaplı küçük bir ada daha vardır Yassı ada denir; bu adanın etrafındaki sığlıklar 40m kadar denize doğru uzanırlar. Yassı adanın doğu tarafından geçmek risklidir, en iyisi tüm bu küçük adaları doğuda bırakarak yarımada ile aralarındaki geçitten girip çıkmaktır. Gece seyri katiyen tavsiye edilmez.
Üçağız köyünde neredeyse evden fazla lokanta ve bar vardır, hepsi sahilde yan yana sıralanırlar, önlerinde iskeleleri vardır ve bunlara bağlanmak mümkündür. Kısıtlı alışveriş imkanı ile birkaç marketten zaruri ihtiyaçlar karşılanabilir. Kaş-Finike yoluna 18 km lik bir yol ile bağlıdır, Demreye minibüs çalışır. Köyün hemen arkası antik nekropol olup çeşitli ebatlarda pek çok lahit mevcuttur. Bu bölgede su kıttır o nedenle yağmur suyu biriktirmek için sarnıç ve havuzlar kullanılır, dolaşırken bunlara sık sık rastlanır.
Genellikle köyün önünde demirlenir ama yazın kalabalık olur, sakin ortam istenirse limanın batı ucunda Gökbucak denen yerde 4 m civarı demirlenerek sakin sakin yatılabilir. Limanın doğu tarafına Irmakbaşı derler burası sığdır, demirlemeye pek uygun değildir.

Hamidiye Koyu
Yakın tarihimizi biraz bilenler meşhur Hamidiye Zırhlısını ve onun serüvenlerini duymuşlardır. Komutanı Rauf Orbay idaresinde bu savaş gemimiz tek başına düşman donanmasına kafa tutmuş ve vur kaç taktiğiyle Balkan savaşı esnasında düşman donanmasına çok darbeler indirmiştir. İşte bu gemi o günlerde bir harekat esnasında peşine takılan düşman donanmasını atlatmak için bu yöredeki bir koya saklanmıştır, işte o kaya Hamidiye Koyu denilmektedir. Kaleköyün biraz doğusundaki koyun sahilinde gemi mürettebatının o yıllarda kayalara resmettiği Türk bayrağı halen durmaktadır. Koyun ortalarında 15 m derinlikte demir bırakılıp kuzey yakasına koltuk verilerek rahat durulabilir.
Gökkaya Limanı
Ölüdenizin kuzeybatı ucunda yer alan ve önünde büyücek bir ada olan Aşırlı adanın önünü açık denize kapattığı batıya yönünde kıyıya girinti yapan koya Gökkaya limanı denir. Turkuvaz rengi suları ile muhteşem bir denizi vardır bu koyun. Ada ile sahil arasında 5 tanesi büyücek diğerleri ufak olmak üzere pek çok kayalar ve adacıklar yer almaktadır.
Geniş bir alan kaplayan koyun içinde derinlik ortalama 7 m kadardır ve meltem işlemez. ayrıca her havaya kapalı daha küçük girintiler geniş koyun içinde mevcuttur. Güney tarafından ağzı geniş bir dere denize akar, burada 3m derinlikte dimirleyip durmak mümkündür. Koyun en batı sonu sığlık ve bataklıktır, buraya botla gelip patika yoldan yamaçlara çıkıp dolaşılabilir.
Gökkaya limanına Aşırlı adanın kuzeyindeki geçitten rahat girilir geniş su yoludur, ancak, kıyı ile ada arasında deniz seviyesinden 25 m yükseklikte geçen bir elektrik hattı bulunmaktadır, yüksek direkli teknelerin bunu hususu dikkate almaları ve tellere takılma ihtimalleri varsa bu geçidi kullanmamalarını önemle belirtirim.
Aşırlı ada ile güneyinde kalan Kişneli adanın arasından giriş de rahattır. Kıyı ile Kişneli adanın arasındaki geçitten orta ve küçük boy yatlar yararlanabilirler.
Aşırlı adanın açık denize bakan güneydoğu tarafında içine gezi motorların girebileceği büyüklükte bir mağara vardır, sıcak yaz günlerinde serin ve duru lacivert renkli suyundan yararlanabilirsiniz.
Kekova Adasının Demir Yerleri
Uzun Kekova adası sahillerinde biri kuzey kıyılarında biri de güney kıyısında olmak üzere iki demir yeri bulunmaktadır.
Adanın açık denize bakan güneydoğusunda, doğu burnundan yaklaşık 1,5 mil kadar lodos yönünde biri alçak diğeri yüksek iki adacık bulunmaktadır, Sezgin adası denilen yüksek adacığın batı tarafında sahilden 80 m kadar açıkta üstünde azami 3 m su bulunan ve haritalarda gösterilmeyen kayalık döküntüler bulunmaktadır, Karalos’a giden teknelerin tam yolu üstünde kalırlar dikkat edilmelidir. Karalos koyunun ( Salyangoz koyu da denir) girişi uzaktan belli olmaz ( N 36,11,00 – E 29,53,30) girişi derindir, içeri girince dirsek gibi bir burun görülür onun arkasında fiyord gibi koy ortaya çıkar. Derinlik 7-8m kadardır kıyılara doğru azalır, dip kum ve küçük çakıllıktır, her havaya kapalı demir yeridir, etrafında yerleşim yoktur.

Kekova adasının kuzeyinde Kaleköye bakan tarafında Tersane koyu demirlenebilecek bir yerdir. Kıyısında eski Bizans kilisesinin harabeleri olan küçük koyda ancak 4-5 tekne barınabilir.
Kıyıda eski rıhtım harabelerinin döküntü taşları olduğu için fazla yaklaşmamalıdır, batı yakasına çıma tutularak kalınabilir.
Kemal Baral'a teşekkürlerimizle
Denizce

31.01.2008
|