Denizce
  e-mail    
 





Amerika'dan Mektup
Arkadaş
Asla Vazgeçme
Ata Ankara'da
Ayakkabi Gibidir..
Sevginin Mucizesi.
Ayakkabıcı
Ayvalık-Marmaris
Baba Olmayı...
Baba Unutur
Babamın Müziği
Bakış Açısı
Beden Hapsi
Beyaz Gardenya
Bir Analiz
Bir Bardak Süt
Bir Doğum Günü Ş.
Bir Dost
Bizim Fenerimiz
Boğaziçi'nde Hayat
Bugün mü...
Büyü Dükkanı
Ceviz Ağaçları.
Çocuğum ve Ben
Çocuk Gözüyle
Çok Geç Diye Bir...
Çünkü Gitmiştin
Denizde Rekabet
Denize Gidemeyen..
Dert Ağacı
Dost Biriktirmek
Düşlerdeki Mutluluk
Ebediyete Kadar
Eller
Eskitilmiş Bayramlar
Fenerbahçeli Robinson
Gültekin Yazıtı
Güneş Prensesi
Güzel İnsan
Haftasonu Gezisi
Haldun Sevel'den
Hediye Paketi
Herkesi Affet...
Her Yer Melek Dolu
Herşey Yeterli Olsun
Hisarönü-Göcek
Işığınız Yayılsın
İhtiyar Çöpçü
İsraf
İşin Bitince...
Kaan Erdem
Kaplan Bıyığı
Köşe Yastıkları
Kuzucuklar
Küçük İtfaiyeci
Maria Sharapova
Herkes İçin Biraz..
Marmaris-Göcek..
Mayonez Kavanozu
Merhabanın Hatırı
Mutluluk Dersi
Neveser
O Bir Neydi..
Olur ya Unutursam
Orhan Boran
Öğret Ona
Özlüyorum...
Prag
Renkli Boya Sandığı
Sadece Evet De
Sahip Olduklarım
Sedef Çiçeği
Semra'dan...
Servis Şoförü
Sevgi
Sevgi, İlim Gül..
Sevgili Babama
Sevgiyi Davet..
Sevmeyi Bilmek
Sığınacak Bir Liman
Sihirli Keman
Sinarit Baba
Siz Çok Önemli..
Soğuk Var mıdır
Ta Kendin Gibi...
Tam Zamanı..
Tamamen Normal
Tavlaya Benzer...
Teknelerin Kaderi
Telefondaki Arkadaş
Tokadı Basmadan
Tutunacak Birisi
Tüm Annelere
Uçurtmanın Peşinden
Urla'da Yaşamak
V.Günyol'un Ardından
Yalnızca Sevmek Y...
Yanlış Yapmaktan...
Yaşama Sanatı
Yaşamak Direnmektir
Yaşamın Fısıltısı
Yaşamın Gerçekleri
Yaşamınızı Kendiniz..
Yaşıyor musunuz
Yeşil Giresun'dan...
Yıllar Geçerken
Yorumsuz
Yüreğini Koymak
Zaaflarınız
Zeki Müren'le Söyleşi
Zeytinin Teri

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

       Anı Köşesi   

 Asla Vazgeçme

 

 

Bugün, şu anda yaptıklarımızın yarınlarımız üzerinde yoğun etkisi vardır.

                                                                                       Alexandra Stoddard

 

Yirmi üç yaşındaki Chad'in yaşantısı daha yeni başlıyordu. Yakışıklı ve popülerdi. Okulun maraton koşucusu ve güreş takımının en iyi sporcusuydu. Her görünüşteki kız tarafından beğeniliyordu. Chad ile tanışan herhangi birinin onu sevmemesi olanaksızdı. Kocaman bir gülümsemesi vardı. Bunu hemen karşısındaki kişiye de bulaştırırdı. Sevimli bir espri anlayışı vardı ve tüm bunlardan daha önemli olan, ihtiyaç içindeki bir arkadaşına yardımcı olmak için elindeki her şeyi bırakıp hemen yardıma koşmasıydı.

Aynı zamanda iki işte birden çalıştığından bu işlere yetişebilmek için kendisine bir motosiklet almıştı, iki işte birden çalışmasının daha iyi bir apartman dairesi almasına ve belki de bir arabayla yeni mobilyalar edinmesine yardımcı olacağını düşünüyordu. Bir gece ikinci işine yetişmeye çalışırken, sigortası olmayan sarhoş bir sürücü ona hızla çarparak motorsikletinin parçalanmasına ve Chad'in bir bacağının kötü bir biçimde yaralanmasına neden oldu. Yirmi üç yaşında yaşamı sona ermiş gibiydi.

Chad bacağını birarada tutmaya çalışan çubuklara bakarak geçen işkence dolu yedi ay boyunca hastanede yattı. Bacağındaki bazı kemikler kaza yerinde kalmıştı ve Chad bacağını kesilmekten kurtaracak ameliyatların birinden çıkıp diğerine giriyordu. Arkadaşları Chad'e kan bulmak için kampanya başlatmışlardı ve çalıştığı işyerlerindeki patronları bir gün gelip de Chad geri döner diye onun işini açık tutuyorlardı.

Ancak bir gün doktorlar ona bacağını kurtaramayacaklarını açıkladıklarında Chad korkunç bir umutsuzluğa kapıldı. Tek bir bacakla yaşamını nasıl sürdürebilirdi? Tek bacağından ötürü kadınlara karşı tepki duyar ve her zaman hayalini kurduğu mutlu aileyi kuramazsa ne olurdu? Neredeyse üç odalı bir evin maliyeti kadar tutan hastane faturalarını nasıl ödeyecekti?

Chad'in bacağının kesilmesi için enfeksiyonun geçmesi bekleniyordu ve bizim yaptığımız ya da söylediğimiz hiçbir şey onun düştüğü derin depresyondan çıkması için bir yarar sağlamıyordu. Böyle bir ameliyattan sonra kurtulmayı istemezse ameliyat olmasının ne önemi vardı?

Bir gece, işten bir arkadaşımın kocasını Chad'i ziyarete götürdüm. Gene nasıl tek ayak üzerinde sektiği ve zıpladığı konusunda şakalar yapıyordu.

Chad öfkeden deliye dönmüştü. "Nasıl olur da benim bacağım kesilecekken yanımda bu türlü espriler yapmaya cesaret edersiniz?" diye bağırdı.

Gene omuzunu silkeledi. Daha sonra eğilerek kendi protez bacağını çözdü ve Chad'in yatağının üzerine fırlattı. O sırada onları yalnız bırakmam gerektiğini düşünerek odadan çıktım.

Bir saat sonra döndüğümde, Gene gitmişti ve Chad'in yeşil gözlerine parlaklık geri gelmişti.

"Onun öyküsünü bir duymalıydın," dedi. "Gece geç bir saatte otoyolda patlayan lâstiğini tamir etmek için durmuş. Tam arabanın arkasından yedek lâstiği çıkarmak için bagaj kapağını açarken sarhoş ve sigortasız bir sürücünün kullandığı bir araba saatte altmış beş mil hızla ona doğru gelip arka farlardan arabaya hızla çarpmış. Gene son anda zıplayabildiği kadar yukarı zıplamayı başarmış ancak bacaklarından biri dizinden kopmuş. Diğer ayağı da öylesine kötü yaralanmış ki neredeyse onu da kesmek zorunda kalacaklarmış. Sarhoş sürücünün sigortası yokmuş ve Gene karısıyla üç çocuğuna bakmak zorundaymış. Ben de burada oturmuş tüm dertlerin bana verildiğini düşünüyorum! Gene şu anda San Diego spor merkezinin yöneticiliğini yapıyormuş ve bana da ameliyat olup protezle yürümeye başlar başlamaz en sevdiğim rock grubunun konserine en önden bilet ayarlamaya söz verdi." Bu sırada bakışları yumuşadı. "Gene bana başkalarına verecek şeyleri olanların bir şekilde daima daha fazlasını aldıklarını söyledi. Benim geleceğimle ilgili endişe duymamamı önerdi. Bir şekilde her şey yoluna girecek. O bana asıl önemli olanın asla vazgeçmemek olduğunu söyledi."

Dört ay sonra, Chad işine geri dönmüştü. Sekerek yürüyor olmasından ötürü biraz rahatsızlık duyuyordu. Her iş gününün sonunda yorgunluktan bayılacak hale geliyordu ve yeni protezi hâlâ yumuşak olan ameliyat yerinde hiç bitmeyen su toplamalarına neden oluyordu. Ancak Gene'in ona söyledikleri her an ku-lağındaydı. "Sahte bacağı" ile bisiklete binmeyi öğrendi, hayatında ilk kez eğersiz bir ata bindi, okyanusta yüzdü ve hiç kimsenin onu göremeyeceği saatlerde okulun futbol sahasında yavaş yavaş koşma ve atlama egzersizleri yapıyordu.

İşine başladıktan bir ay sonra, tüm cesaretini toplayıp yeni işe başlamış hoş bir kıza çıkma teklif etti. Teklifi kabul edildiği zaman çok şaşırdı. O sırada bilmiyordu ancak bu teklifi daha sonra eşi ve üç çocuğunun annesi olacak kişiye yapmıştı. Jane, Chad'in kaç bacağı olduğundan daha çok kocaman yüreğiyle ilgileniyordu.

Chad'i en çok yoran düşünce ise finansal olarak "iki bacağının üzerinde" nasıl duracağıydı. Ödemesi gereken hastane faturaları otuz yılda bitmezdi. Bu gidişle bir ev ya da araba sahibi olması olanaksızdı. Gene'in sözlerini hatırlıyor ve ayda iki kez ne biriktirdiyse hastaneye ödüyordu.

Jane'le tanışmasından kısa bir süre sonra hastaneden bir doktor onu aradı. Genellikle onu hastaneye yeni yatırılmış ve bacağı kesilecek bir hastaya moral vermesi için çağırırlardı. Chad böyle durumlarda ne denli yorgun ya da acı içinde olursa olsun, günün ya da gecenin hangi saati olursa olsun, elindeki işi bırakır, yardım isteyen bu kişiyi rahatlatmak için hastaneye koşardı. Ancak bu sefer gelen telefon bambaşkaydı.

Doktor sözlerine "Chad," diye başladı. "Bacağını kesmeden önce deneysel bazı çalışmaları yapmamıza izin verdiğin için bir çok kişi senin durumunu yakından öğrendi. Seni, adının açıklanmasını istemeyen bir kişinin tüm hastane faturalarını ödediğini bildirmek için arıyorum."

Gene haklıydı. Sahip olduklarını başkalarıyla paylaşan insanlar daima daha fazlasını geri alırlar.

 

                                                                                                                                              Anita Grimm


 

Kaynakça: Tavuk Suyuna Çorba 6'ıncı Porsiyon