Denizce
  e-mail    
 





Amerika'dan Mektup
Arkadaş
Asla Vazgeçme
Ata Ankara'da
Ayakkabi Gibidir..
Sevginin Mucizesi.
Ayakkabıcı
Ayvalık-Marmaris
Baba Olmayı...
Baba Unutur
Babamın Müziği
Bakış Açısı
Beden Hapsi
Beyaz Gardenya
Bir Analiz
Bir Bardak Süt
Bir Doğum Günü Ş.
Bir Dost
Bizim Fenerimiz
Boğaziçi'nde Hayat
Bugün mü...
Büyü Dükkanı
Ceviz Ağaçları.
Çocuğum ve Ben
Çocuk Gözüyle
Çok Geç Diye Bir...
Çünkü Gitmiştin
Denizde Rekabet
Denize Gidemeyen..
Dert Ağacı
Dost Biriktirmek
Düşlerdeki Mutluluk
Ebediyete Kadar
Eller
Eskitilmiş Bayramlar
Fenerbahçeli Robinson
Gültekin Yazıtı
Güneş Prensesi
Güzel İnsan
Haftasonu Gezisi
Haldun Sevel'den
Hediye Paketi
Herkesi Affet...
Her Yer Melek Dolu
Herşey Yeterli Olsun
Hisarönü-Göcek
Işığınız Yayılsın
İhtiyar Çöpçü
İsraf
İşin Bitince...
Kaan Erdem
Kaplan Bıyığı
Köşe Yastıkları
Kuzucuklar
Küçük İtfaiyeci
Maria Sharapova
Herkes İçin Biraz..
Marmaris-Göcek..
Mayonez Kavanozu
Merhabanın Hatırı
Mutluluk Dersi
Neveser
O Bir Neydi..
Olur ya Unutursam
Orhan Boran
Öğret Ona
Özlüyorum...
Prag
Renkli Boya Sandığı
Sadece Evet De
Sahip Olduklarım
Sedef Çiçeği
Semra'dan...
Servis Şoförü
Sevgi
Sevgi, İlim Gül..
Sevgili Babama
Sevgiyi Davet..
Sevmeyi Bilmek
Sığınacak Bir Liman
Sihirli Keman
Sinarit Baba
Siz Çok Önemli..
Soğuk Var mıdır
Ta Kendin Gibi...
Tam Zamanı..
Tamamen Normal
Tavlaya Benzer...
Teknelerin Kaderi
Telefondaki Arkadaş
Tokadı Basmadan
Tutunacak Birisi
Tüm Annelere
Uçurtmanın Peşinden
Urla'da Yaşamak
V.Günyol'un Ardından
Yalnızca Sevmek Y...
Yanlış Yapmaktan...
Yaşama Sanatı
Yaşamak Direnmektir
Yaşamın Fısıltısı
Yaşamın Gerçekleri
Yaşamınızı Kendiniz..
Yaşıyor musunuz
Yeşil Giresun'dan...
Yıllar Geçerken
Yorumsuz
Yüreğini Koymak
Zaaflarınız
Zeki Müren'le Söyleşi
Zeytinin Teri

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
 
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

       Anı Köşesi   

 El Elden Üstündür

 

 

Efendim, acem şahlarından birisi müthiş satranç hastasıymış; ülkesinde onu hiç yenen olmamış. Sürekli kazana kazana sıkılmaya başlayınca bir satranç turnuvası düzenlemeye karar vermiş ve bunu ülkesine ilan etmiş. Ancak şahın bir şartı varmış: Kendisini yenemeyen ölümle cezalandırılacak, yenen ise ne isterse onunla ödüllendirilecekmiş.

Şahın satrançtaki ustalığını bilen acem halkı, ölüm cezasından korktukları için turnuvaya katılmaya cesaret edememiş ancak, bir süre sonra bir çoban saraya başvurarak turnuvaya katılmak istediğini söylemiş. Başka da başvuran olmadığından, şah ve çoban yarışmacı olmuşlar.

Önce çobanı küçümseyen şah, bir süre sonra çobanın yaptığı hamleler karşısında terlemeye başlamış. Daha sonra da kaçınılmaz son gelmiş ve çoban yaptığı hamlelerle şahı mat etmiş. Bu yüzden de satrançta "çoban matı" olarak bilinen, o tarihten günümüze kadar gelmiş olan bir mat tabiri varmış.

Şah çobana ödül olarak ne istediğini sormuş. Çoban da şaha "satranç tahtasının önce bir karesine 10 buğday tanesi konmasını, daha sonra her kareye geçişte buğday tanelerinin miktarının 1000 katı arttırılmasını, en son kare sayısına gelindiğinde çıkacak sayı kadar kendisine buğday verilmesini" talep etmiş.

"Bu kadar uğraşmaya ne gerek var? Al şuradan 10 çuval buğday, bu iş bitsin" diyen şaha çoban; "Olmaz şahım, sizin sözünüz vardı; kime yenilirseniz, yenenin istediği şeyi ödül olarak verecektiniz. Ben en son karede çıkacak sayı kadar buğday istiyorum" demiş.

Eh, söz bu ya, ağızdan bir kere çıkar. Birinci kareye 10 buğday, ikinci kareye 10.000 buğday, üçüncü kareye 1.000.000 buğday... derken şah bir de bakmışki bu kadar buğday tanesini bir araya getirmek gerçekten çok zor, belki de imkansız. Derken şehirdeki buğday taneleri satrancın karelerini doldurmaya yetmeyince şah ülkesindeki bütün buğdayları toplatmış, gene de satrancın kareleri dolmamış.

Rakibini çoban olduğu için küçümseyen şah, sert kayaya çarptığını anlamış, anlamış ama bu arada insanların zekalarının meslekleriyle ilgisi olmadığını da anlamış; utancından kızarmış, bozarmış. Çobana ömrünün sonuna yetecek kadar altın ve mal vererek konuyu kapatmış. Çoban da tarihin yapraklarına "çoban matı" tabirini altın harflerle yazdırmış.

Kısadan hisse : "El elden üstündür."

     

Pınar Şen'e teşekkürlerimizle

Denizce

10.02.2007