Denizce
  e-mail
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe Mutlu Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
   
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Turgay Tuna                                                                                     ayda bir...

 Papaz Haçı Suya Attı, Hristo Dalıp Çıkarttı !..    

 

 

Evet!. Ocak ayı, Ortodokslarda kutsal haçın suya atıldığı aydır!.. Artık eskisi gibi olmasa da; bugün hala, İstanbul’da kalmış bir avuç Rum vatandaşımız, her yılın ocak ayında, geçmişten günümüze süre gelen, kutsal haçı suya atma geleneğini Haliç, Arnavutköy, Çengelköy, Yeşilköy gibi semtlerde devam ettirmektedirler.. Aslında Ortodoks Kilisesi’nin, Bizans’tan günümüze dek süre gelen geleneksel ritüellerinden biridir bu. Adı da “Teofania Yortusudur”. Ürdün Nehri’nde, Aziz Yahya tarafından gerçekleştirilen Hazreti İsa’nın vaftizini anımsamak için her yıl Ocak ayının altıncı gününde yapılan dini bir kutlamadır.

Geçmişte yaşanmış kimi acı olaylar nedeniyle, İstanbul’un en renkli ve en önemli mozaik taşlarından birini oluşturan Rum nüfusun azalması, günümüzde yapılmaya devam ede gelen denize haç atma merasimlerinin de azalmasına, o eski zengin renkliliğini yitirmesine neden olmuş ve maalesef bu merasimin yapıldığı semtlerin sayısı da ikiye, üçe inmiştir.

İstanbul’da denize haç atma merasiminin yapıldığı en popüler semtlerden biri de, günümüzde hala bu geleneği devam ettiren Yeşilköy’dür. 6 Ocak sabahı, Yeşilköy, Arnavutköy, Çengelköy kiliselerinde olduğu gibi Fener Patrikhane Kilisesi, yediden yetmişe bayramlık elbiselerini giymiş bir avuç Rumla dolmakta, Patrik Efendi’nin de katılımıyla saat 10.00 da başlayan ayin 12.00’ ye kadar sürmekte, ayinin ardından topluca deniz kenarına inilerek, sahilde papazların, denizin bereketi, balıkçı ve denizcilerin sağlığı için okudukları dualardan sonra haç denize fırlatılmakta, ardından da mayolarını giymiş, hazır bekleyen bir kaç Rum genci suya atlayarak haçı çıkartmaktadırlar. Haçı bulup çıkartan genç öptükten sonra papazlara teslim etmekte, böylece bu geleneksel ritüel ertesi yıl yinelenmek üzere son bulmaktadır. Haçın kaybolması büyük uğursuzluk sayıldığından derin sulara atılmamasına dikkat edilmektedir. 

Son yıllarda, Yeşilköy’deki denizden haç çıkartma “şampiyonluğunu” üst üste devam ettiren Hristo Benlisoy, semtin eski Rum ailelerinden birine mensup.

Çocukluğundan beri denizle haşır neşir olmuş, 30 yaşlarındaki bu enerji dolu genç adamın denizden haç çıkartma başarıları değişik gazetelerin sütunlarından da haber olarak verilmiş. Bunlardan, 7 Ocak 1989 tarihli Milliyet Gazetesi’nde Pınar Türenç’in yazdıklarına bir göz atalım: 

“Dini törenlerde giydiği parlak, görkemli giysinin ve taşlı başlığının içinde papaz, rıhtıma ulaştığında Ortodoks aleminin şık hanımları kıpır kıpırdı.. Yeşilköy’ün yeni yat limanının içinde hazır bekleyen teknedeki beş genç ise, heyecanla komut bekliyorlardı.

Güneş tam tepede, 6 Ocak Fota Günü’nü kutlayanları ve az sonra kendisini buz gibi sulara koyverecek gençleri ısıtma telaşındaydı. İsa’nın vaftiz edildiği kutsal günü kutlamak için kıyıda toplanan yüzlerce Rum, Bulgar, Rus dünya üstünde ne kadar Ortodoks dininden millet varsa, kış güneşi altında, papazın elinden suya düşecek haçı İstanbul’da bekliyordu. Ve çarmıha gerili İsa resimli kutsal haç, Yeşilköy’de suya değer değmez beş delikanlının çıplak vücutları da denize cozlarcasına düşüverdi.. Tekneden haça ulaşmak için kulaç atma yarışına giren Müslüman Erol ile Hristo, Erol’u kıl payı geçip, muradına erdi.. Alkışlar, dualar, yürekler hep Hristo içindi Fota Günü’nde; yıl boyu da onunla olacaktı, bir inanışa göre. Yeşilköylü balıkçı Erol ise, Rum arkadaşlarının tebriklerini alırken mutluluk halkaları suda geziniyordu büyüyerek.. Yani’ler, Yorgo’lar, Eleni’ler, Despina’lar.. Yeryüzünde istediklerince yaşamanın güzelliğini tadıyorlardı hep birlikte, sımsıcak kürklerinin içinde.. “Oh ! Çok şükür diyordu Yani, karısının elini tutarken.. Saatler 12.00’yi gösteriyordu ve İskele Sokağı’ndaki camiden yükselen namaz çağrısını herkes duyuruyordu. Birbirine karışıyordu dualar.. Gönüller şendi Yeşilköy’de..” 

Gönüller çok daha eskilerde olduğu gibi şen miydi bilinmez?. Ama bilinen bir gerçek var ki, o da 40-50 yıl kadar önce bu törenlerin çok daha görkemli geçtiği; törene katılanların sayısı gibi heyecanlarının da çok daha üst düzeylerde olduğu idi. 

Çok değil.. Şöyle yakın bir geçmişe, 1960’lı yılların başlarına doğru gidelim. 1951 Yeşilköy doğumlu Kosta Melidis anlatıyor:

“1960’lı yılların başlarında haçı denizden çıkartanlardan biri de bendim. Ne de olsa o yıllarda atletizmle uğraşan, spor yapan, çakı gibi bir adamdım. Gerçi, Yorgo bu işin şampiyonuydu; yalnızca 1960’ların başlarında denizden üç kez haç çıkartmış, adeta bir kahraman olmuştu. Benim için unutulmayan bir hatıradır. O kış gününde, o heyecanla denizin soğuk suyu bana hamam suyu gibi gelirdi. Elimde haç, sudan çıktığımda, kendimi bir olimpiyat şampiyonu gibi hissetmiş, haçı o zaman Amerika’dan yeni gelmiş olan metropolitimiz Derkon Germanos’a teslim etmiştim.”

Bundan 5 yıl önce; 6 Ocak 2003’te, Yeşilköy’deki Denize Haç Atma törenlerinin tarihine ilk defa olmak üzere ilginç bir anekdot eklenir.. Metropolit Konstantin Efendi’nin denize attığı, üzerinde Hazreti İsa‘nın resmi bulunan haçı, suya atlayan beş genç arasından, her yıl olduğu gibi gene 31 yaşındaki Hristo Benlisoy sudan çıkartır. Ancak, onun ardından suya atlayanlar arasında, günümüzün modasına uygun olarak üstü başı tesettürlü genç bir kadın da kendisini denize atmaktan geri kalmaz. Her ne kadar haçı çıkartma başarısını elde edememişse de, denize haç atma törenlerinin tarihine böylesine ilginç bir olay ister istemez eklenmiş olur ve bu ilginç enstantane foto muhabiri Levent Aslan’ın objektifinde karelenir. Ama, hepsi bir yana, gelin, biraz daha eskilere doğru uzanıp o eski törenlerin ihtişamından az buçuk bir fikir edinelim. Yıl 1931, dönemin ünlü muhabirlerinden Osman Cemal üstadımız  yazıyor:

“.. Kalabalık birazdan coşacak, dalgalanacak, heybetli bir herç ve merç halinde iskelenin yanındaki gazinonun rıhtımına üşüşecek. O zaman ya bizzat rütbeli Patrik Efendi yahut onun vekili olan zat, içi mor atlaslı selamlık cüppesi ve ucu altın yaldızlı asasıyla gelip oradan haçı denize fırlatacak ve daha haç suya inmeden sahildeki düzinelerle yüzücü hep birden denize atılacaktı..

                      …………….         

O müthiş soğuk, o kaskatı ayaz insanın açık yerlerini taze, gürbüz bir ısırgan gibi ısırıp fena halde dalarken tam iki düzineye yakın insan yalnız birer ince peştamalla geldiler, rıhtımın kenarına sıralandılar. İçlerinde Rum, Yahudi, Türk, Ermeni her milletten insan vardı. Vaktaki içi parlak mor astarlı geniş cüphesi ve altın kakmalı asası ile baş papaz efendi rıhtımın kenarına geldi, işte o zaman koskoca mahşer yeri çıt kesildi.. Herkes serapa göz kesilmiş, herkes baş papazın elindeki haça bakıyordu. Kısa bir duayı müteakip haçla beraber yirmiden fazla çıplak insan, soğuğun, ayazın şiddetinden tıpkı yeni kırılmış bir cam parçasının içi gibi pırıl pırıl ve keskin keskin parlayan denize atıldılar..”

Yaa, işte böyle sevgili Denizce okurları.. Gökten üç elma düşmüş… Biri Rumlar, biri Türkler, biri de sonsuz kardeşlik içinmiş…

Kosta, Sofia, Teo, Yorgo, Sonia, Niko, Nelli… ve daha niceleri.. Teofania yortunuz kutlu, yeni yılınız mutlu olsun…
 

Görseller: Turgay Tuna    

 

Turgay Tuna'ya teşekkürlerimizle

Denizce

29.01.2008

 

07.10.2010  Doğanın Narin Canlıları KELEBEKLER
01.09.2010  Akdeniz'in Karşı Kıyısındaki Dost Ülke CEZAYİR
09.07.2010  Ürgüp'ten Larissa'ya...
09.06.2010  Demiryolu İşçilerinin Kilisesi
07.05.2010  Tayyareci Mithat Nuri Bey
13.04.2010  Geçmişini Yaşayan Bir Kent FES
03.03.2010  Osman Hamdi Bey Yokuşunu Çıkarken
01.01.2010  Kedi
24.11.2009  Necdet Öğretmen
03.11.2009  Sofula'nın Anısına
24.09.2009  Aya Mama Deresi
28.08.2009  Ansiklopediye Dönüşen Piyango Biletleri
31.07.2009  Bir Cennet Ülke MADAGASKAR
30.06.2009  Bir Zamanlar Cambazhane Vardı...
31.05.2009  Haziran Ayının İlk Pazar Günü Kaşıklanan Pilav...
29.04.2009  Bir BAYKUŞ Hikayesi
31.03.2009  Geçmişini Sürdürmeye Devam Eden Bir Semt SAMATYA
27.02.2009  Fransa'dan Yeşilköy'e Uzanan Bir Köprü CRESPİN AİLESİ
30.01.2009  Hemşerimiz NOEL BABA
31.12.2008  Yeşilköy Filatelist Derneği
28.11.2008  Tutankhamon'un Mezarında
24.10.2008  İstanbul'un En Eski Yerleşimi Yarımburgaz Mağaraları
03.10.2008  Göklerden Yükselen İlk Türk Kadını Belkıs Şevket Hanım
05.09.2008  Kutsal Göz "UDJAH"
01.08.2008  Bakırköy ve Yeşilköy'ün Deniz Hamamları
09.07.2008  Düşlerden Gerçeğe Dönüşen Bir Tutku Oyuncak Tren
30.05.2008  Orta Çağın Kapısını Aralayan Hakan Fatih Sultan Mehmet
22.04.2008  Kenan Pars
18.03.2008  Savaşın Yenildiği Yer Gelibolu
15.02.2008  Collection Club
29.01.2008  Papaz Haçı Suya Attı, Hristo Dalıp Çıkarttı
27.12.2007  İzcilik 100 Yaşında
29.11.2007  Taksim Cumhuriyet Anıtı