Denizce
  e-mail
 





Ahmet Serim
Ali Eser
Ali San
Ayşe Mutlu Demetçi
Cem Boyner
Çetin Kent
Çiğdem Tepecik
F.Şadi Gücüm
Haluk Işındağ
Martine Atalay
M.Tınaz Titiz
Recep Dönmez
Sahip Akosman
Tanju Berk
Turgay Tuna
Turgut Tülümen
Yılmaz Dağcı
Yusuf Köprülü

 
  Ana Sayfa Yelken Su Altı Denizcilik Toplumsal Hobiler
   
  Ayın Güzeli
Bağlar
Denizci Dili
Faydalı Bilgiler
Püf Noktası
Resim Galerileri

 

 Turgay Tuna                                                                                     ayda bir...

 Kutsal Göz "UDJAH"    

 

 


Babası Osiris’i öldüren, amcası Seth’te karşı savaş açarak intikam alan,
ancak bu savaş sırasında gözlerinden birini kaybeden
Mısır’ın koruyucu tanrısı, şahin başlı Horus

 

Elemteferiş.. Kem gözlere şiş !..

Yüzyıllar ötesinden gelen yerleşik bir deyiştir bu..

Değişik dillerde, değişik toplumlarda, değişik geleneklerde söyleniş şekli birbirinden farklı da olsa, aynı deyişi çağrıştıran birbirine benzer deyimler ve atasözleri vardır. Göz, beş duyu organımızın en hassas ve en kıymetlisi olarak, bedenimizin yaşamsal kurgusunda en önemli yerlerden birini almıştır.

Gözdeki, bakıştaki küçük bir ifadenin anlatılabilecek birçok söze eşit olduğu, kötü bir bakışın ise birçok değerin yitirilmesine neden olacağı, tatlı yumuşak bir nazarın da güzellik ve mutluluklar getireceği bilinen gerçeklerdir. İnsanoğlu, geçmişten günümüze, gözdeki bakışın gizemine takılmış, bu bakıştan gelebilecek olası kötülüklere karşı dualara, muskalara, fetişlere sarılmış; hepsinden önemlisi kem gözlere karşı, gizemli güç ve büyüsüne inandığı simgesel gözün arkasına sığınmıştır.

Mavi sırlı Mısır seramiğinden yapılmış koruyucu göz  “Udjah” fetişi

 

Dünya üzerinde Hindistan, Mısır, Yunanistan, Türkiye gibi ülkelerdeki insanlar yüzyıllar ötesinden beri süregelen gündelik yaşamlarında kem bakan gözlerden gelebilecek nazarlardan sakınmak için üzerlerindeki takılarda, kullandıkları eşyaların üzerinde değişik şekil ve formlarda stilize edilmiş göz boncukları, göz tasvirleri kullanmışlar, icabında eski Mısır’da olduğu gibi bu gözü kutsallaştırmış ve kutsamışlardır. Bugün, yurdumuzda tarihi çok eski dönemlere dayanan kentlerimizdeki kimi arkeoloji müzelerinin vitrinlerinde de görüldüğü gibi, Hititlerden Bizanslılara, nazar adını verdiğimiz göz boncuğunun ülkemiz topraklarında yaşamış değişik medeniyet ve toplumlar tarafından gündelik hayatta süsten de öte bir fetiş olarak kullanılmış olduğu görülmektedir... Günümüz Türkiye’sinin folklorunda, nazar boncuğu adını verdiğimiz göz boncuğu küçük çocukların omuz ve yakalarında, hanımların takılarında, kimi evlerin duvarlarında, anahtarlıklarda, araba aynalarının üzerinde koruyucu bir sembol olarak kullanılmakta, eski çağlarda olduğu gibi aynı gizem ve popülaritesini sürdürmeye devam etmektedir.


Eski Mısır’da  “mezar bebekleri” Uşapti’lerin içine yerleştirildikleri
ahşap kutu örneklerinden biri.
Kutu üzerinde, Uşapti’leri koruyan bir çift Horus gözü “Udjah” görülmektedir.

 

Tarihe baktığımızda, gözün koruyucu etkisini en çok benimsemiş ve bu benimseme içinde kutsadığı gözün bir tanrıya ait olduğuna inanmış yegâne toplum eski Mısırlılar olmuştur. Eski Mısır inanışında “Udjah” adı verilen kutsal göz ölümden sonraki yaşamın tanrısı Osiris’le, sevgili eşi güzeller güzeli İsis’in oğulları, Nil Vadisi’nin koruyucu tanrısı, şahin başlı Horüs’ün; ya da güneşi simgeleyen, her bir şeyi gören, gözetleyen Tanrı Ra’nın gözü olarak tanımlanmıştır. Günümüzde, Mısır Hava Yolları’nın da amblemi olarak kullanılan bu stilize gözün öyküsü eski Mısır mitolojisindeki ünlü anlatılardan birinin içinde yer almaktadır.

Papirüs üzerinde  bir “Udjah”

 

Mistik anlatıya göre:

Osiris’le Seth, İsis’le Neftis; iki erkek iki kız, dört kardeştirler. Osiris kız kardeşi İsis‘le, Seth’ te öteki kız kardeş Neftis’le evlenirler. İyiliği, saflığı, güzelliği simgeleyen Osiris bereketin tanrısıdır ve Mısırlılar tarafından pek çok sevilir. Öteki kardeş Seth ise, Osiris‘in tersine kötülüğü, fitneyi, çirkinliği simgeleyen bir tanrıdır. Mısırlılar’ın Osiris’e olan sevgisi karşısında büyük bir kıskançlık duyar ve bu nedenle kardeşine kötülük yapmak, daha doğrusu onu ortadan kaldırmak ister. Bir gün, Osiris’i sarayında verdiği büyük bir ziyafete davet eder. Yenilir, içilir, eğlenilir ve sonunda Seth, kardeşine bir armağan sunar. Bu armağan, ahşaptan yapılmış büyük bir sandukadır. Ancak kurnaz Seth, bu armağanı verebilmesi için, Osiris’e içine girip uzanmasını söyler. Osiris de tüm saflığı ile sandukanın içine girip oturur. Ama, kötü Seth Osiris’in içine girmesiyle beraber sandukanın kapağını kapatıp kilitler, ardından da Nil’in sularına atar.

Uşapti kutusu üzerinde yer alan “Udjahlar”
 

Zavallı Osiris, Nil’ in akıntısına kapılıp giden sandukanın içinde kilitli kalmıştır. Gelip geçen uzun günlerden sonra, Osiris‘i taşıyan sanduka Nil’ in sularından Akdeniz’in dalgalarına karışıp gider. Günler, aylar geçer, bir gün sanduka Biblos ülkesinin, yani Fenike’nin kıyılarında sular altında kalmış büyük, eski bir ağacın gövdesindeki kovuğun içine girer takılır. Med cezir yaşanmaktadır. Sular çekilir, ağaç bütün görkemiyle ortaya çıkar. Bu arada, Fenike kralı, askerlerini ülkesinin dört bir yanına salmış, yaptırmakta olduğu büyük sarayın ahşap sütunları için, gövdesi büyük ağaçlar arattırmaktadır. Askerler gelir bu ağacı da bulurlar. Ağaç dibinden kesilir sarayda çok güzel bir sütuna dönüşür, ama içinde Osiris’in bulunduğundan kimsenin haberi yoktur.

Ahşap  üzerinde, kutsal göz “Udjah” ayrıntısı
 

Osiris‘ in sevgili eşi İsis üzüntülere boğulmuştur, yollara çıkar köşe bucak Osiris’ini aramaya başlar.. Eh !. Ne de olsa bir tanrıçadır; ilâhi gücüyle, eşinin izini bulup Biblos ülkesine kadar gelir ve kralla yaptığı sıkı bir pazarlıktan sonra sütunu alıp içinden Osiris’ini çıkartır.

Osiris’in Mısır’a dönüşü muhteşem olur.. Kuzeyden güneye tüm Mısır halkı, sevgili tanrılarının dönüşünü büyük bir coşkuyla kutlarlar. Adaklar adanır, kurbanlar kesilir, ayinler yapılır, eğlenilir, içilir.. Bereketler veren Osiris dönmüştür, ama maalesef bu mutluluk pek fazla sürmez.. Kötü, kıskanç Seth, bütün bunların karşısında daha da köpürür, daha da kötüleşir ve hazırladığı kurnazca bir planın ardından öz kardeşini yakalayıp hunharca öldürür, gövdesini on üç parçaya ayırıp, kopardığı organları Nil’in sularına atar.. Zavallı Osiris..

Güzeller güzeli İsis Osiris’siz kalmıştır artık.. Başlar eşinin kopartılıp Nil kıyılarına savrulmuş parçalarını aramaya.. Her ne kadar ilâhi bir kudrete sahip de olsa, bu ikinci olayda yetersiz kalır ve oğulları şahin başlı Horüs’le, Osiris’in sadık köpeği Anübis’ten yardım ister. Ne de olsa, Horüs’ün tepelerden her şeyi gören keskin gözleri, Anübis’in de çok uzaklardan koku alan bir burnu vardır. Hep birlikte başlarlar Büyük Osiris’in organlarını aramaya. Kolu bacağı bir taraftan, elleri başı bir başka kıyıdan.. Tek tek toplarlar kesilmiş parçaları ve sonunda hepsini bir araya getirirler.. Her şeyin tamam olduğunu sandıkları sırada, bir bakarlar ki tek bir organ eksiktir. O organ da, Nil‘de yaşayan Oksirenkos adlı canavar balık tarafından yenilip yutulmuş olan Osiris’ in penisidir.

Pişmiş toprak üzerine, ortası akıtmalı orijinal bir  “Udjah” pandantifi

 

Zavallı İsis, topladığı çeşitli bitkilerin özünden bir macun hazırlar; sevgili eşi Osiris’in parçalarını birbirlerine yapıştırarak uzun keten bantların içine sarıp sarmalar. Böylece Mısır inanışında ilk mumya ortaya çıkmış olur ki, bundan böyle bütün Mısırlılar bu miti örnek alarak ölülerini mumyalamaya başlarlar. Bundan sonra da Osiris, artık yeryüzünün bereket tanrısı değil, tam tersine öteki alemdeki yaşamın tanrısı olur çıkar.. Ve herkes için yeryüzündeki yaşam serüveni bir gün ölümle noktalanıp, öteki alemdeki yolculuğun Osiris’in kollarında son bulacağından Osiris en çok sevilip sayılan tanrı olur.

Tabii ki, anlatı burada böyle sonlanıp bitmiyor.. İsis, sevgili eşinin parçalarını bir araya getirip yapıştırdıktan sonra, ilahi kanatlarını açıp çırparak ona yeni baştan nefes verir. Ama, mitin devamındaki bir başka önemli olay da; şahin başlı Horüs babasının intikamını almak için, Mısır’ın kuzeyinde, Delta’nın bulunduğu bölgede meşum, canavar amcası Seth’le büyük bir savaşa girişir. Bu çetin savaşta, yer yerinden oynar, Nil’in suları şaha kalkar, şimşekler çakar ama sonunda Horüs kötüler kötüsü Seth’i yakalayıp döverek sonsuzluğa dek yeraltına hapseder, hem de bacaklarından kollarından zincirleyerek..

Eski Mısırlıların fetiş olarak  kullandıkları  pandantif bir  “Udjah” örneği

 

Ne var ki, her galibiyetin bir bedeli olduğu gibi, kahraman Horüs bu savaşta bir gözünü kaybeder.. Ama, tanrılara yakışır bir biçimde, bu göz de, parçaları toplanıp bilge tanrı İbis kuşu kafalı Thot tarafından tamir edilip yapıştırılarak yerine yerleştirilir.. Eski Mısır matematiğinde, geleneğe göre bu gözün parçalarını temsil eden kesirlerin toplamı 63/64 etmekteydi. Ve kesir hesaplarındaki baz bu kutsal gözün parçalarından yola çıkılarak hesaplanırdı.

Kadim Mısır’dan çıkıp başka inanış ve felsefelerde de önemli bir yer oluşturmuş olan Kutsal göz “Udjah”, sembolik olarak koruyan, gözeten, denetleyen, hatırlatan ve hatta insanlara kimi kayıp değerleri anlamalarını, hatırlamalarını sağlayan bir simge olarak yüzyıllar ötesinden günümüze bir nazar, bir talisman gibi kendine özgü biçimsel varlığını sürdürmeye devam ediyor.

 

Turgay Tuna'ya teşekkürlerimizle

Denizce

05.09.2008

 

07.10.2010  Doğanın Narin Canlıları KELEBEKLER
01.09.2010  Akdeniz'in Karşı Kıyısındaki Dost Ülke CEZAYİR
09.07.2010  Ürgüp'ten Larissa'ya...
09.06.2010  Demiryolu İşçilerinin Kilisesi
07.05.2010  Tayyareci Mithat Nuri Bey
13.04.2010  Geçmişini Yaşayan Bir Kent FES
03.03.2010  Osman Hamdi Bey Yokuşunu Çıkarken
01.01.2010  Kedi
24.11.2009  Necdet Öğretmen
03.11.2009  Sofula'nın Anısına
24.09.2009  Aya Mama Deresi
28.08.2009  Ansiklopediye Dönüşen Piyango Biletleri
31.07.2009  Bir Cennet Ülke MADAGASKAR
30.06.2009  Bir Zamanlar Cambazhane Vardı...
31.05.2009  Haziran Ayının İlk Pazar Günü Kaşıklanan Pilav...
29.04.2009  Bir BAYKUŞ Hikayesi
31.03.2009  Geçmişini Sürdürmeye Devam Eden Bir Semt SAMATYA
27.02.2009  Fransa'dan Yeşilköy'e Uzanan Bir Köprü CRESPİN AİLESİ
30.01.2009  Hemşerimiz NOEL BABA
31.12.2008  Yeşilköy Filatelist Derneği
28.11.2008  Tutankhamon'un Mezarında
24.10.2008  İstanbul'un En Eski Yerleşimi Yarımburgaz Mağaraları
03.10.2008  Göklerden Yükselen İlk Türk Kadını Belkıs Şevket Hanım
05.09.2008  Kutsal Göz "UDJAH"
01.08.2008  Bakırköy ve Yeşilköy'ün Deniz Hamamları
09.07.2008  Düşlerden Gerçeğe Dönüşen Bir Tutku Oyuncak Tren
30.05.2008  Orta Çağın Kapısını Aralayan Hakan Fatih Sultan Mehmet
22.04.2008  Kenan Pars
18.03.2008  Savaşın Yenildiği Yer Gelibolu
15.02.2008  Collection Club
29.01.2008  Papaz Haçı Suya Attı, Hristo Dalıp Çıkarttı
27.12.2007  İzcilik 100 Yaşında
29.11.2007  Taksim Cumhuriyet Anıtı