| |
Yazı ve Fotoğraflar: Turgay Tuna
 Tayyareci Mithat Nuri beyin havacılığa adım attığı ilk yıllarında
çekilmiş vesikalık bir sureti
İlk havacılarımız arasında yer alan, adı sanı unutulmuş kahramanlardan biridir Tayyareci Mithat Bey.. Osmanlı İmparatorluğu’nun can çekişmekte olduğu son dönemlerinde yapılanmaya başlayan Türk Havacılık Teşkilatı’nın ilk pilotları arasında yer almış, bez kaplı ahşap tayyarelerde “kelle koltukta” cepheden cepheye uçarak büyük yararlılıklar göstermiş, Almanya’da dünya havacılık tarihinin efsane isimlerinden Kızıl Baron lâkaplı pilot Freiherr Mansfred Von Richthofen’in eskadronunda uçmuştur.. Kurtuluş Savaşı yıllarında tek başına yaptığı saldırı uçuşlarıyla düşmana ağır kayıplar verdirmiş, İnönü Zaferi’nin kazanılmasında da büyük yararlılıklar göstermiş bir kahramandır.. Bütün bunların yanında, Kıbrıs semaları üzerinde uçan ilk Türk pilotu, Milli Mücadele yıllarında genç pilotlar yetiştiren bir eğitimci ve Türkçe olarak yayımlanan ilk uçuş kitabının yazarıdır..

Mithat Nuri beyin, 1912 yılında Paris’teki “Ecole Aeronautique”
havacılık okulunda dönem arkadaşı Fransız havacı bir subayla
çektirmiş olduğu hatıra fotoğrafı
1889 Yılında, Albay Nuri Mithat Bey’in oğlu olarak İstanbul’da dünyaya gelen Mithat Nuri Bey, ilk ve orta eğitimlerinden sonra 1911 yılında, Mühendishane-i Berri Hûmayun Mektebi’nden teğmen olarak birincilikle mezun olmuş, Sultan Mehmet Reşat tarafından “Liyakat Madalyası”yla ödüllendirildikten sonra da, Paris’e Topçu Okulu’na gönderilmiştir. Ancak, 1911 yılında Osmanlı Hava Kuvvetleri’nin kuruluş çalışmaları sırasında Paris’e gelen, Havacılık Teşkilatı Komisyon Başkanı Süreyya (İlmen) Bey tarafından Mithat Bey’in sınıfı değiştirilmiş, Paris’teki “Ecole Aeronautique” Havacılık Okulu’na gönderilmiş, 1912‘de bu okulu başarıyla bitirip uluslararası Havacılık Federasyonu’nun 1079 sayılı uçuş brövesini aldıktan sonra, Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği günlerde, Osmanlı Devleti’nin müttefiki Almanya’ya geçerek, Prusya Kraliyet Hava Kuvvetleri’nde görev almıştır. Berlin Charlottenburg’da “Kızıl Baron”un filosunda uçan Tayyareci Mithat Bey’in pilotluk yıllarına ait kimi anılarını, oğlu Profesör Doktor Şevket Tuncel, Hava Kuvvetleri Dergisi için yazdığı bir makalesinde şöyle dile getirir:

Osmanlı Hava Kuvvetleri’nin kahraman pilotlarından
Tayyare Teğmen Mithat Nuri bey
“Rahmetli babam, not tutan bir insandı.. Anılarıyla ilgili olarak şunları anlatırdı: Eğitim için İngiltere ve Fransa’ya gönderilen yirmi kadar zabittik. Fazıl ve Fethi Beyler gibi birçok kıymetli subay, Avrupa’ya giden bu kafile arasında yetişmişlerdir.. Mektebi Sultanili Fesa, Sadık, Nuri, Kemal, Yüzbaşı Selim, Mehmet Ali vs. şanlı isimlerdendi. Mesela, Fazıl ince ruhlu, zeki bir gençti, Mondros Mütarekesi’nden önce İstanbul üzerine gelen bir İngiliz tayyare filosuna, tek başına karşı çıkmış ve birçok yerinden yara alarak Safraköy tayyare meydanına mecburi iniş yapmıştı. İstanbul halkı tarafından alkışlanmış, adına şarkılar, türküler yakılmıştır..”

Tayyareci Mithat Nuri beyin Almanya’da, dünya havacılık tarihinin ünlü isimlerinden
“Kızıl Baron” lakaplı efsanevi pilot Freiherr Masfred Von Richthofen’in
filosunda uçtuğu günlerde çekilmiş bir hatıra fotoğrafı
Tayyareci Mithat Bey, Birinci Dünya Savaşı sonrası, İstanbul’a döndüğünde Ayastefanos (Yeşilköy) Tayyare Mektebi’nde eğitmen olarak görev alır ve burada, sonradan Kurtuluş Savaşı sırasında büyük yararlılıklar gösterecek gözü pek, başarılı genç pilotlar yetiştirir. Mithat Bey’in anılarında da belirtmiş olduğu gibi, o tarihlerdeki Ayastefanos Tayyare Mektebi, hangarları, tamir atölyesi, depoları, yer altı benzin tankları, itfaiyesi, garajı ve küçük reviriyle dört dörtlük hizmet veren tam teşkilatlı bir kurumdur.. Okul kadrosu, Müdür Veli Bey, Müdür Yardımcısı Latif Bey, eğitmenlerden Fesa, Saim, Mithat ve Fazıl Beylerden oluşmaktadır. Yine, aynı dönemde, uçuş öğretmenliği yapan, Mithat bey, Türk havacılık tarihindeki, ilk Türkçe teknik uçuculuk kitabı: “Vasıta-i Tayyare”yi yazıp yayımlar. Havacılık yaşamı boyunca başından geçen iki üç önemli kazadan biri de Yeşilköy Tayyare Mektebi’nde görevli olduğu yıllarda meydana gelir..

Tayyareci Mithat Nuri beyin kullanmış olduğu uçaklardan Bleriot XI
“..Yeşilköy Uçuş Okulu’nda öğretmenim.. Onarımdan çıkmış bir talim uçağının deneme uçuşunu yapıyorum. Bu uçaklar az yükseliyor ve denge itibarı ile çok hassaslar. Ancak bir saat kadar havada kalınabiliyor.. Meydan üzerinde uçuş yaparken, nasıl olduysa, vidaları iyi takılmamış olan sandalyenin arka kısmı fırladı gitti.. Aman Tanrım, birden arka üstü düştüm. Bu durumda istikamet dümenlerini kullanmaya imkân yoktu. Uçak dengesini kaybederek bir ağaç yaprağının düşmesi gibi, sallana sallana kaydı ve yere adeta oturdu. İniş takımları kırılmıştı. Yere çarptığı anda fırladım.. Havada taklalar atarak on metre kadar ileriye düştüm. Oysa tayyarecilikte kaza geçirmemek asıldır.. Bu böyle olmakla beraber zaman zaman kazalar olur.. Benim de defalarca başımdan geçmiştir..”

1916 Yılında Filistin cephesinde çekilmiş bir fotoğraf
Tayyareci Mithat Bey’in Ayastefanos Tayyare Mektebi’ndeki pilot yetiştirme dönemi pek fazla uzun sürmez. Ne de olsa yıllardan beri sürüp giden ve de bitmek tükenmek bilmeyen savaş yıllarıdır o yıllar.. Osmanlı Devleti kuzeyden güneye, doğudan batıya topraklarını yitirmektedir. Savaşın gittikçe kızıştığı yerlerden biri de Arabistan topraklarıdır. Mithat Bey, Ayastefanos Tayyare Mektebi’ndeki görevinden alınarak apar topar güney cephesine gönderilir. Kendi anlatımıyla: “Tanrıya emanet, defalarca kalbura dönüp, birçok yerinden tamir görmüş dört adet Foker’le, İngilizler’in her biri dörder uçaktan oluşan filolarına karşı savaşırlar..”.. Bir keresinde Suriye cephesinde savaşırken uçağı düşürülür ve kısa bir dönem için Arapla’ra sığınır. Bir başka sefer de, Mersin semalarında uçarken, İngiliz uçağı zannedilip bizimkiler tarafından ateş açılarak al aşağı edilir, olaydan yaralı olarak kurtulur.

Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu günlerinde..
Arabistan topraklarının yitirilmesinden sonra bir müddet Adana Pozantı’da görev yapar, ardından da tekrar İstanbul’a dönerek Yeşilköy Tayyare Mektebi’ndeki eski işinin başına geçer.. Takvim yaprakları 16 Mart 1920 tarihini gösterdiği gün, İstanbul resmen işgal edilmiş, yabancı askerlerin çizmeleri altında çiğnenmeye başlamıştır.. Fransız Orduları Kumandanı Franchet d’Esperey kısa bir süre için İstanbul’a geldiğinde, genç Osmanlı üsteğmeni Mithat Bey generalin Türk yaverlik görevine getirilir.. Ardından da, bir zamanlar Osmanlı ordusunda fahri binbaşı olarak görev yapmış, ancak işgal döneminde kendi ülkesinin ordusuna geçen De Goys de Mezeyrac’ın İrtibat Subaylığına atanır..

Tayyareci Mithat Nuri beyin Yeşilköy Havacılık Müzesi’nde
sergilenen uçuş başlığı
Mithat Bey’in De Goys De Mezeyrac’la olan eski dostluğu, Osmanlı Hava Kuvvetleri’nin Ayastefanos Tayyare İstasyonu’nundan taşınma işlemini geciktirir, bu da daha sonradan depolardaki malzemelerin Fransız ve İngilizlerden kaçırılmasını kolaylaştırır.. Ne var ki, bir dönem sonra Osmanlı ordusu terhis edilmiş, donanma enterne olmuş, hava kuvvetleri lağvedilmiş, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı kapatılmış, kimi mebuslar da Malta Adası’na sürülmüşlerdir...Mithat Bey birkaç arkadaşıyla beraber, İstanbul’dan kaçarak Geyve üzerinden geçip milli kuvvetlere katılır, çok geçmeden de Ankara’ya ulaşır. Mühendishane-i Berri Hûmayun mezunu olduğu için, önce Ankara Silah Atölyesi’nde, sonra Eskişehir Demiryolları Fabrikası bünyesinde kurulmuş olan Hafif Silah Tamirhanesi’nde daha sonra da Kayseri Hava Ulaştırma Birliği’nde görev alır.

Junkers Alman Hava Yolları Türkiye Müdürü Mithat Nuri Tuncel beyin
Yeşilköy Askeri Hava Meydanı’nda arkadaşlarıyla çekilmiş bir fotoğrafı
Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği yararlılıklar nedeniyle İstiklâl Madalyası ile onurlandırılan Mithat Bey, 1926 yılında kendi isteği ile hava kuvvetlerinden ayrılıp, Yeşilköy’de Alman Havayolları Junkers’in (sonradan Lufthansa adını alacak şirket) Türkiye şubesini kurar, bu vesileyle de, Yeşilköy’de İstanbul Caddesi üzerindeki 71 kapı numaralı yazlık evinin giriş katını, Alman Havayolları’nın İstanbul İrtibat Bürosu haline dönüştürür..
Tayyareci Mithat Bey’in, 1922 doğumlu oğlu Şevket Tuncel çocukluk anılarında babasını ve giriş katı Junkers Alman Yolları’nın bürosu olarak kullanılan, İstanbul Caddesi üzerindeki evlerini şöyle hatırlamaktadır..

Mithat Nuri Tuncel beyin, 1936 yılında genç pilot adayları için
kaleme almış olduğu “Pilot Olmak İstersen” adlı kitabı
“Yaz ayları Yeşilköy’deki evimizde geçerdi. .Zaman zaman Junkers’in deniz uçakları bize yakın olan limana gelir dururdu. Babam, bir gün annemden gizlice beni alıp uçağa bindirmişti. Heybeli’ye kadar uçarak orada Çam Limanı’na inip tekrar geri dönmüştük.. Ara sıra yaptığı bu küçük uçuşlar, onun için büyük bir zevkti, ama bunun da ötesinde, geçmişte kalan anılara yaptığı bir kaçamaktı. Hava meydanında, çalışan Rus malı bir kamyon vardı. Dün gibi hatırlıyorum, markası Nefzinkat’tı. Üzerindeki orak-çekiçli tenekelerde petrol taşırdı. Babam, 1940’lı yıllarda hayatının ikinci kitabını yazıp yayımladı. Adı: “Uçmak İstersen”di bu kitabın.. Bütün bunların yanında, çocukluğumdan kalmış kötü bir anı da, Yeşilköy’den komşumuz, makinist İrfan Bey’in ölümüydü. Havaalanında meydana gelen elim bir kaza sonucu başını pervane kopartmıştı..”

Hava Kuvvetleri Komutanı İrfan Tansel tarafından verilen “Şeref Madalyası” töreninde
Tayyareci Mithat Bey, 1971 yılının haziran ayında, 82 yaşında vefat etti. Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi. Bugün, Yeşilköy’de Havacılık Müzesi’nin teşhir salonlarından birinde ona ayrılmış bir vitrinde, kendisiyle ilgili belge, fotoğraf, yayımlamış olduğu kitap ve uçuş başlıklarından birini görmek mümkündür..

Türk Hava Kuvvetleri’nin kuruluşunun 57. yıldönümünde
Kahraman Pilot Mithat Nuri Tuncel bey, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’dan hizmet şiltini alırken
Turgay Tuna'ya teşekkürlerimizle
Denizce

07.05.2010
|
|