|
Yazı ve Fotoğraflar: Turgay Tuna

1930 ‘lu yılların pilav gününden bir enstantane. Okulun çelengi öğrenciler tarafından
Taksim Cumhuriyet Anıtı’na götürülürken
Pirimiz seyyahların seyyahı Evliya Çelebi, Galata ve Pera sırtlarından söz ederken, Galata Sarayı’nı ve burada kurulmuş olan Enderun Mektebi Ali’sini yazar anlatır... 16. Yüzyılın Galata, Pera sırtları avı bol, ormanlık, büyük bir alandır ve Bizans İmparatorları gibi Osmanlı Sultanları da bu geniş ormanlık arazide sık sık gelip avlanmışlardır.

1950’li yılların pilavlarından birinde, eski öğrenciler pilavlarını kaşıklarken
1481 Yılının bir bahar ayında, buralara gelip av peşinde koşturan II. Beyazıt, saraya dönerken yanındakilerin tavsiyesi üzerine bugünkü Galatasaray Lisesi’nin bulunduğu noktada yer alan, yaşlı bir adamın gül bahçeleriyle süslü bağ evinde mola vermiş, beyaz saçları sakalları birbirine karışmış nur yüzlü ihtiyar ev sahibinin kahvesini içmiştir… Yaşlı dede ulu misafirini yolcu ederken biri sarı biri kırmızı bahçesinden koparttığı iki gülü padişah hazretlerine takdim etmiş; bu misafirperverlikten pek hoşlanan II. Beyazıt da giderken ihtiyar adama, bir dileği var mı diye sormuştur. O da, “hünkârım keşke burada, şu ıssız yeşilliğin ortasında, ayak bastığınız bu yerde bir irfan yuvası var olsaydı da, ben de içinde hizmet etseydim” diye arzusunu dile getirmiştir...

Pilavın en güzel tarafı, şüphesiz yılda bir kere de olsa, yıllar sonra bir araya gelmektir.
Her halde yaşlı babanın etkisinde kalmış olacak; II. Beyazıt saraya döner dönmez, ferman çıkartıp, “Tez, Galata sırtlarında bir Enderun Mektebi’nin inşasını” emreder…

Yaşlı delikanlılar, yemekhaneden getirilmiş taburelerde dinlenirlerken
İşte, günümüzden 524 yıl önce sarı kırmızı güllerin renklerine bürünmüş Mektebi Sultani veya öteki adıyla Galatasaray Lisesi’nin ortaya çıkışı böyle olmuştur... Önceleri bu irfan yuvasında, saray çocukları ve saraya yakın bürokrat çocuklarına eğitim verilmiş; burada eğitilen talebeler ilim irfanın en üst düzeyinde ders görmüşlerdir… Öyle ki, Evliya Çelebi’nin de yazmış olduğu gibi: “Gül Baba’nın kerameti gereği Galata Sarayı’nda bir kez Bismillah deyip derse oturanın cümle ilimleri öğrenmesi ve ilim aleminde muteber bir yere gelmesi tabiî imiş..”

Yuvada buluşma…1960’lı yıllara ait Bir pilav hatırası .
Galatasaray’ı Enderun’unun kurulmasından dört yüz yıl kadar bir zaman sonra, Sultan Abdülaziz Avrupa’daki dost ülkelere yaptığı ziyaret sırasında gördükleri ve gözlemledikleri arasında iki şeyden çok etkilenmiş. Bunlardan biri demiryolu, ikincisi de laik okul düzeniymiş. İstanbul’a döndüğünde de fermanı çıkartmış: “Tez Osmanlı topraklarında şimendifer yollarının yapımına ve de modern anlamda laik bir okulun açılmasına…” diye.

Son yılların pilav günlerinden birinde,
okulun ön bahçesindeki Atatürk Anıtı’na çelenk bırakılırken.
Galata sırtlarındaki bir zamanların ünlü Enderun Mektebi, sonradan Mekteb-i Tıbbiyeyi Şahane’ye dönüştürülen okul binası 1868 yılının eylül ayında Galatasaray Mekteb-i Sultanisi adıyla kapılarını eğitime açmış. 1968 Yılında Türkiye’de açılan ilk laik okul olarak 100. yılına ulaşan Galatasaray Lisesi, 1981 yılında da 500. Kuruluş yıldönümünü kutlamış.

2008 pilavında okul binasının görünümü
Kurulduğu yıllardan günümüze dek kimler gelip geçmemiş ki bu irfan yuvasından… Bu yuvada okumuş, ardından da burada müderrislik ve müdürlük yapmış olan Tevfik Fikret’in de vurgulamış olduğu gibi, “Doğu’nun Batı ufkuna açılan bu ünlü penceresinin” ardında Çanakkale kahramanı Orgeneral Cevat Paşa, Dömeke Meydan Muharebesi kahramanı Mahmut Muhtar Paşa gibi askerlerden Orhan Veli, Nazım Hikmet gibi şairlere; Sermet Muhtar Alus, Ruşen Eşref Ünaydın gibi tarihçilerden, Yunus Nadi, Abdi İpekçi gibi gazetecilere; Turhan Feyzioğlu, Metin And gibi bilim adamlarından Cemal Reşit Rey, Barış Manço gibi müzisyenlere; Fikret Mualla, Namık İsmail gibi ressamlardan Suat Hayri Ürgüplü, Nihat Erim gibi başbakanlara; Ali Sami Yen, Turgay Şeren gibi sporculardan ilk uçak pilotumuz Fesa Evrensel’e kadar birçok ünlü yetişmiş…

Pilav günlerinde okulun bahçeleri genç yaşlı talebelerle dolup taşar, eski günler yad edilir, o unutulmayan günler, arkadaşlıklar, anılar bilmem kaçıncı kez anlatılır..
Mektebi Sultani’den yetişmiş olanların tabiriyle, bu okulun vazgeçilmeyen geleneksel etli pilavından kaşıklamış olan tüm Galatasaraylılar, yaşamları boyunca birbirlerine ve okullarına bağlı kalmışlar ve her yıl haziran ayının ilk Pazar günü okulda yapılan geleneksel pilav gününde en küçüğünden en yaşlısına bir araya gelip bu bağlılığı, bu birlikteliği en güzel ve örnek biçimde sergilemişlerdir.

Yıllar önceki gibi yine bir yemekhanede.. Ancak, büyük bir farkla saçlar sakallar beyazlaşmış,
yaşlar ilerlemiş..Pilav aynı pilav; tabii ki, her geçen yıl
damaklarda bıraktığı tat biraz daha lezzetlenmiş olarak..
İşte, bu haziran ayının ilk Pazar günü, her yıl olduğu gibi okul bahçesinde bir araya gelen genç, yaşlı Galatasaraylılar, okul girişinin yan tarafından Çukurcuma’ya doğru inen sokağın bir köşesindeki türbesinde ebedi uykusunu uyuyan sarı kırmızı renklerin sahibi Gülbaba‘nın ruhu için fıstıklı, üzümlü, kuzu etli pilavlarını kaşıklayarak, geçmişte kalan okul anılarını yad edecekler…

Eski arkadaşlar, birkaç saat için de olsa; aynı bahçede, aynı binada yine hep birlikteler,
hem de yanlarında eşleriyle beraber.
Nice aydınlıklara, nice pilavlara Galatasaray…
Turgay Tuna'ya teşekkürlerimizle
Denizce

31.05.2009
|